Türk sanatında Lale Devri (1718-1730) ile başlayan batılılaşma hareketi Osmanlı mimarisinde bezemenin, strüktür gerekliliklerinden önce değerlendirilmesine neden olmuştur.

Mimaride çini bezeme hızla azalırken, yerini büyük ölçüde alçı, taş malzeme, fresk ve ahşap malzeme üzerine yapılan boyamalara bırakmıştır. “S” ve “C” şeklindeki kıvrılmalar, profiller batı etkili çiçek motifleri, buketler, barok karakterli mihrablar; nişler, duvar ve tavanları kaplayan boyama manzara tasvirleri; geometrik bölmeli boyalı ahşap tavanlar dönemin mimari bezemesine batı karakterli bir görünüm kazandırmıştır.

1526-1707 yılları arasında Hindistan ve Pakistan’da hüküm süren, köken olarak Çağatay Türkleri ile Timurlu Devletine bağlanan Babürlü döneminde kırmızı kum taşı ve ak mermerle yapılan mimari süslemede freskler, alçılar, renkli taşlar ve renkli camlar bölgesel bir üslup geliştirilerek kullanılmıştır. Bunun yanında az da olsa Timur ve Safevi etkili çini süslemeye de yer verilmiştir.

İran’da hüküm süren Safevi döneminde (1502-1736) çini, mozaik, duvar resmi ve mukarnas öğeleriyle mimarinin iç ve dış görüntüsü zenginleştirilmiş ve renklendirilmiştir. Hat sınırlı kullanılmıştır. Yoğun görülen duvar resimlerinin konularını bitkisel süslemelerin yanında tavus, geyik sürüleri, tilki, simurg, bülbül gibi çeşitli hayvan figürleri teşkil etmektedir. Ayrıca mermer kaplamalar ve mukarnaslar arasına yerleştirilen ayna parçaları dikkat çekmektedir.

Timur döneminde başlayan, yapıları hiç boş yer bırakmadan çini ile süsleme geleneği Safevi döneminde daha da abartılarak devam etmiş, mihrablar, kubbe içleri, mukarnaslar, minareler, oldukça zengin çinilerle süslenmiştir.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol