Son yıllarda belediye yönetimlerinin adı sıkça yolsuzluk ve “imkanları terör lehine kullanmak” ithamları ile anılır oldu.  Bu üzücü bir durum tabi ki. Küresel ve ulusal çapta demokrasilerin rayına oturmasında ve gelişmesinde yerel demokrasilerin özüne uygun işleyişinden geçmektedir. Yerel demokrasilerin fonksiyonunda meydana gelen aksamalar, genel olarak demokratik süreçleri de olumsuz bir biçimde etkilemektedir. Yerel demokrasilerin özünü oluşturan ve halkın doğrudan sürece katıldığı yerel yönetimlerde imkanların, iddiaların ötesinde,  gerçekten çarçur ediliyorsa hak ve hukukun ayaklar altına alınacağı gerçek olur.

Türkiye’de son yıllarda yukarıda belirtilmeye çalışılan ithamların kapsamında, yerel yönetimlerin bir kısmı ne yazık ki adı geçmektedir. Yerel yönetimlerin gerçek misyonu olan halka hizmet yerine başka amaçlar için kullanılması üzücü bir durum teşkil etmektedir. Belediyelere ayrılan ödeneklerin halkın hizmetinde doğrudan kullanılması gerekirken, kişisel ve grupsal çıkarlara peşkeş çekme anlayışlarının olduğu söylem ve iddiaların ardı arkası kesilmiyor.

Halk güven duyduğu ve oy verdiği kişilerden kendisine hukuk çerçevesinde hizmet verilmesini beklemektedir. Önce bir dizi proje, hatta mega projelerle halkın hizmetkarı olacağına dair söz veriyorlar, ardından yani seçildikten sonra bir çırpıda her şeyi unutuyorlar. Koltuk sarhoşluğuna kapılan bazı zavallı zatlar vicdanlarını sorgulamalarını öneriyoruz.

Yerel yönetimler ideolojik yaklaşımın ve partizanca anlayışların yeri olarak kullanılmamalıdır. Yerel yöneticiler veya belediye başkanları mazbata aldığı andan sonra siyasi ve ideolojik anlayışını bir kenara bırakmalıdır. Ancak elbette ki partisinin tüzüğüne uygun hareket edecektir. Partisinin yetkili ve ilgili kurullarını dinleyecektir, ama yeri gelince de inisiyatif almasını bilecektir.

Şu anlayış yanlış: Yerel yöneticiler de benimsemiş olduğu ideoloji veya mensubu olduğu siyasi anlayışın odağında yer alacak ve kendi enerjisinin tamamını buna harcayacaktır. Bize göre bir belediye başkanı seçim öncesi siyasi anlayışının felsefesine uygun olarak hazırladığı ve halka deklare ettiği biçimiyle somut projelerini hayata geçirmelidir. Bunun yaptığı takdirde partisi de başkanı olduğu şehrin halkı da kazançlı çıkacaktır.

KIZILTEPE ÖNCÜ OLABİLİR

Şeffaflığın tam olarak hayata geçirilebilmesi için halkın daha fazla inisiyatif alarak hizmet götürme veya götürmeme sürecinde iyi bir takipçi olmalıdır. Biliyoruz ki gerek belediye başkanlarının belirlenmesinde, gerekse belediye meclis üyelerinin listesinin hazırlanmasında liyakat değil ideolojik anlayış ve partizanca yaklaşımlar devreye girmektedir. Bu, Türkiye genelinde olarak gözlemlenen bir durumdur. Hizmet aksamasının nedenlerinden biri de budur, belki de başta gelenidir.

Halkın tam inisiyatif alarak süreci takip etmeli dediğimiz şey şu: ilgili şehrin STK temsilcilerinin oluşturacağı bir kurul ile belediye hizmet süreçleri takip edilebilir. Böyle bir kurul ile belediye yönetimi arasında belli periyotlar kapsamında temaslar olabilir, toplantılar yapılabilir. Böyle bir kurul ile her şey şeffaf bir şekilde paylaşılmalıdır. Böyle bir paylaşıma ise basın aracılığıyla kamuoyuna duyurulmalıdır.

Evet, Kızıltepe önerilen böyle bir süreç için model olabilir. Kendini bulan ve bilen bir Kızıltepe birçok olayda öncü olmuştur. Neden bir daha olmasın?

Saygıyla…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol