ÇOCUKLUĞUMDAKİ DİYARBEKİR…

19:18:18 | 2018-09-09
Recep YILMAZ
Recep YILMAZ       Gazeteci- Yazar recepyilmaz46@gmail.com

 

Çoğu kez duygu ve düşüncelerimi satırlarda anlatırken zorlanırım. Sevmeyi, aşkı, kızmayı, ilenmeyi, isyan etmeyi, diklenmeyi… Dizelerde anlatmak daha çok hoşuma gidiyor.

Anlatımda müzikalitenin olmasını istiyorum. Sözler kulağa hoş gelmeli, diyorum. Okuyucu çöl sıcağında susamış bir bedevinin bir bardak suyu içtiği gibi yazılanları okumalı. Ama okurken de dizelerin içinde ‘’Aha işte ben buradayım.’’ diyebilmeli. Ve ve daha önemlisi üç yazımdan birisi mutlaka Diyarbekır’imi anlatmalı.  Öyle istiyorum.  Çünkü Diyarbekir, 66 yıldır; yüreğimde, beynimde, tek aşkım tek sevdamdır.

Aşağıdaki şiirim de yaşları kırkın altında olanlara, Diyarbekir’imin dünkü yaşam biçiminden enstantaneler vermek istedim.

Okuyalım.

ELE BİLESEN

Diyarbekir'im

Sevdam benim

Şimdiye kédér héç kimse

Senden şikayet etti mi bılmiyem

Ama ben şikayet ediyem.

Anam beni fırına gönderidi

Başımda xamur teşti

Boynum ağridi

Her hafta boxçayı

Hamama götüridim.

Belim ağridi

Hele çixariya gidecaği günler

Çigerim yanidi

Bir elimde bakır semaver

Bir elimde kömür torbasi

Belimde bağli kilimlerle

Şemsiler kayalığına tırmanacaxsan

Şex Muhammet Düzlüğünden

Su getirecaxsan

Semaveri de sen yakacaxsan

Sonra fırsat bulursan

Dava'na bir göz atacaxsan

O kalabalıxta

Ya görisen, ya görmisen

Ma bu Allaha hek revadır

Şimdi söyle

Senden nasıl şikayet etmeyeyim

Söyle Allahın seveyim

Yox ha

Sakın gönül koyma baan

Henek ediyem saan.

İmanıma

Ben İstanbul'da yaşiyam ama

Yüreğim sende ati

Ben İstanbul'da güliyem ama

Çigerim senle yani

Ben senin sevdalınam

Bunu da ele bilesen hani.

 Bu şiirde ozan kendini anlatıyor sanmayın sakın. Kırk yaşın üstündeysen sensin. Eli öpülesiye analarımızdır, babalarımızdır. Ben yaşta ağabey ve ablalarınızdır. Anlattıklarım tüm canlılığıyla bizim yerel dilimiz ve kültürümüzdür. Fırın kültürümüz, hamam kültürümüz, piknik kültürümüzdür. Yani yaşam biçimimizdi.

 Heyhat o günlerden bu günlere ne kaldı ki zaten…

Bunları niye yazıyorum diyeceksiniz. Niye mi yazıyorum.

Unutmayın, unutturmayın. Bilmiyorsanız ya da unuttuysanız, anımsayın,  öğrenin ki çocuklarınıza anlatıp, öğretesiniz.

Diyarbakır,  baki kalsın beyinlerde, hoş bir seda olsun kulaklarda…

Sözüm kirveme;

Kirveme öğütler;

Belki hiç bir şey yolunda gitmedi ancak hiç bir şey de beni Diyarbekir’e olan sevdamdan alıkoymadı, kirvem.

 Dostça kalın…

“Diyarbekir 5 Nolu Cezaevi, MÜZEYE dönüştürülsün.”

“SUR İÇİ; DÜNYANIN EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ OLSUN.”

“Sur İlçesinin adı “ESKİ DİYARBEKİR” olsun.”

 “ŞEHRİN STADI, ŞEHRİN ÖZGÜRLÜK MEYDANI OLSUN.”

Daha da önemlisi;

YAKIP YIKILAN BÖLGELERDE EVLER, ASLINA UYGU VE DİYARBEKİR EVLERİNE YAKIŞIR BİR BİÇİMDE YAPILSI

-- Adversting 6 --

 




ETİKET :  

Tümü