DEĞERİNİ YÜCELTMEK, AŞIRIYA KAÇMADAN METHETMEK…

05:29:59 | 2019-03-11
Recep YILMAZ
Recep YILMAZ       Gazeteci- Yazar recepyilmaz46@gmail.com

 

Merhaba.

Yazıma başlamadan önce hemen şunu belirtmek isterim ki anlatacaklarım, bana ait düşüncelerdir. Total bir iddiam yoktur.

Konu “ Takdir edelim de ama nasıl? ”

Verilen sözü anladığım kadarıyla anlatmaya çalışacağım 73 yıllık deneyimlerim, ışığında…

Niçin onurlandırırız, takdir ederiz?

A. Ya daha iyisini yapması için teşvik etmek amacıyla,

B. Ya da başardığı için.

İkisini de yaparken çok dikkatli olmak gerekir. Daha önemlisi ölçülü olmak gerekir. Ölçüyü kaçırdığımızda ya da takdir etmeyi abarttığımızda kesinlikle kaş yaparken göz çıkarmış oluruz.

“ÇOK GÜZEL OLMUŞ” sözünü yerinde ve zamanında kullanmak gerek. Yalnızca onore etmek içinse asla kullanmamalıyız. Bu sözü bilhassa olur olmaz zamanlarda dilimize pelesenk yapmamalıyız.

Yapılan bir şey bize gösterildiğinde “AAA ÇOK GÜZEL OLMUŞ” demek adeta alışkanlık olmuş. Bu çok yanlış bir davranıştır. Şöyle desek –bilhassa karşımızdaki çocuksa eğer:

- Bunu sen mi yaptın?

- Öncelikle böyle bir uğraş içine girdiğin için seni tebrik ediyorum. Güzel de olmuş. Devam et. Daha güzelini de yapacağına inanıyorum. Hatta bir gün birlikte yapalım olur mu? Demenin yararlı olacağına inanıyorum.

Çünkü çocuk ya da kişi, onu başkasına da yaptırmış olabilir. Moralini bozmama adına güzel olmuş dersek diğerlerine de kötü örnek olabiliriz. Ayrıca nasıl olsa anlamadılar bir dahakine yine öyle yaparım kanısı olur inancındayım.

Geçekten kötü yapmışsa eğer o zamanda kötü olmuş yerine sanırım aceleye getirmiş, çalakalem yapmışsın, inanıyorum ki, biraz daha özen gösterirsen daha iyisini yapabilirsin, benzeri şeyler söylemek daha doğru olur, kanısını taşıyorum.

Yoksa:

A. Değer vereni yalakalığa;

B. Değer verileni ise yanlışlığa götürür,

C. Bu kişiyi onore etmez, aslında yanıltır, şımartır, yaptığıyla yetinir bir konuma sokabilir.

Velhasıl, eğitim zor zanaat. Gerek anne ve babalarımız, gerekse öğretmenlerimizin bu konuda daha titiz olmaları gerekir.

Bir eğitim sempozyumunda yaptığım konuşmayı siz okurlarımla paylaşmak istedim.

                                   &

Şimdi de öğüt faslı;

Kirveme öğütler;

Kirvem,

“Niceleri geldi, neler istediler, sonunda dünyayı bırakıp gittiler.

Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi? O gidenler de hep senin gibiydiler.”

Ömer Hayyam

                                 &

Güzel bir hafta dileğiyle,

Dostça kalın…

Anzele; büyük bir Balıklıgöl haline getirip, turizme kazandırılsın…  

“Diyarbekir 5 Nolu Cezaevi, MÜZEYE dönüştürülsün.”

“SUR İÇİ; DÜNYANIN EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ OLSUN.”

“Sur İlçesinin adı “ESKİ DİYARBEKİR” ya da SURKENT olsun.”

 “ŞEHRİN STADI, ŞEHRİN ÖZGÜRLÜK MEYDANI OLSUN.”

Daha da önemlisi;

YAKIP YIKILAN BÖLGELERDE EVLER, ASLINA UYGU VE DİYARBEKİR EVLERİNE YAKIŞIR BİR BİÇİMDE YAPILSIN.   

-- Adversting 6 --

 




ETİKET :  

Tümü