Belediye; il, ilçe, bucak gibi yerleşim yerlerinde sokakların bakımı, temizlik, aydınlatma, su, esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerini gören, başkanı ve üyeleri seçimle gelen, tüzelkişiliği olan bir örgüt. Yani kısacası belediye halka hizmet için vardır ve yürütmesini sağlayacak olanları seçenler de yine halktır. Halk hangi başkan ve üyeleri seçerse onlar belediye çalışmalarını yürütür.

Bakın bizler belediyenin görevini tanımlarken, başkan ve üyelerin seçilmesinden bahsederken, sürekli halk diyoruz. Nitekim partiler belediye yürütmesini elde etmek için seçim dönemlerinde meydanlarda halka birçok vaatlerde bulunuyor. Seçim sonuçlandıktan sonra da samimiyetsizlik ve aldatmacalar bütün çıplaklığıyla kendini gösteriyor.

Örneği; sınıfsal gerilimi azaltması gereken belediyeler artık daha çok gerilim yaratıyor, yoksulluk ve işsizliğe çare üretmesi gereken belediyeler; yolsuzluk, rüşvet, hırsızlık, milletin parasını yandaşlara peşkeş çekme ve adam kayırmayla anılıyor. Bu kadar çirkinleşen belediyelerin artık halkla bir bağı kalmamıştır. Ayrıca umudunu belediyelerin hizmetinden kesen halk da oyunu hizmete değil benimsediği partinin ideolojisine veriyor.

Türkiye’de yürütülen siyaset tarzı çok tehlikeli bir hal almış. Hukukun yerine hukuksuzluk yaşanıyor, demokrasi yerine demagoji yapılıyor, mütevazi bir yönetim anlayışı yerine ucuz popülist bir siyaset yürütülüyor. Siyasetçilerin kindar, intikamcı ve gerilim yaratan zihniyeti toplumda kutuplaşma ve gerilim oluşturmuş. Ve insanlar futbol takımı tutar gibi parti taraftarlığı yapıyor. Ayrıca toplumun yarısı değişim isterken, diğer yarısı ise mevcut sistemden razı…

Belediye hizmetleri konusuna tekrar değinirsek eğer; çöplerin toplanması, su kesintisi, kanalizasyon sorunları, bozuk yol meselesi artık gündem olmuyor. Çünkü büyük şehirlerde bu sorunlar çözülmüş ve şikayet konusu da değişmiş durumda. İnsanlar artık betonlaşma, trafik sorunu, mimari, estetik ve nitelikli kültürel faaliyetlerin olmamasından şikayetçi.

Değişen bu şikayet durumuna göre yeni bir belediyecilik modelinin inşa edilmesi gerekirken, biz halen 31 Mart’ta yapılan seçimin havasından çıkmadık. Gerçekten gidişat hiç de iyi değil. Bu kafayla nereye kadar gidilir bilinmez, ama ekonomik krizden de belli iyi bir yere gideceği görünmüyor. Diyebileceğim o ki sahte gözyaşlarını dökmeyi bırakın, bu ülkeyi acınacak halden çıkarın, demagoji yerine demokrasiyi uygulayın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.