Merhaba, şehirler padişahı merhaba…

Geldim sana tarih turizminin payıtahtı. Torunum bilsin istedim; doğduğum, büyüdüğüm, gençliğimin geçtiği, Dicle Nehrinin hayat verdiği, Hewsel Bahçelerinin büyük nimetler sunduğu, Surlarının sarmaladığı o tarih dolusu şehri, Diyarbekir’i.

Ne çare; belki de şansızlık. Karanlık çökmüştü kente. Surları korkar gözlerle izledik. Ne yalan söyleyeyim torunum korktu. Yeterince gezemedik. Çok karanlıktı. O buram buram tarih kokan, gerek uzunluğu, gerek yüksekliği, gerekse kalınlığı ile dünyada tek sur olan Diyarbekir bedenleri karanlığa gömülmüş. Seyredenleri ürkütür olmuştu.

Biz mi vakitsiz gezdik diye düşündüm. Ama hayır Diyarbekir’in iklimi gereği, akşam serinliğinde ve gece tadı çıkar memleketimin. Gündüz sıcak, gezilmez. Ee gece de karanlık, turist ne zaman tadını alacak kara bahtlı şehrimin.

Çok mu pahalı aydınlatmak o buram buram tarih kokan, yüz yılların yıpratamadığı surları.

Hayır.

Ayrıca hiç kimse kırıyorlar diye bahane uydurmasın. Kaç zamandır nefesim tükenene kadar yazdım. Ey valilik, ey belediyeler, turizm zabıtası oluşturun. Olsun bitsin. Hiç olmazsa turizm mevsiminde gece bekçilerini eski şehre, yani Suriçine yönlendirin. Çok mu zor bir iş.

Ayrıca bu gelişimde Diyarbekir insanını bir yol daha medeni, bir yol daha kent sever gördüm.

Göğsüm kabardı, onur duydum, sevindim. Gençler, bayanlar gece bile kentte dolaşıyor.

İnsanlar dolu dolu geziniyorlar.

Ha aklıma gelmişken hemen söyleyeyim; hiç kimsenin pireye kızıp yorganı yakmaya hakkı yoktur.

Tekrar söylüyorum, bu çok para tutmaz. Belki de belediyenin misafir ağırlamaya harcadığı para kadar olmaz.

Yalnız Surlar mı ki en önemlisi… Gazi Köşküne, Erdebil Köşküne, Kırklar Dağına ve de On Gözlü Köprü’ye de giderken durum pek surlardan farklı değil.

Ya o küçeler arasında bulunan Cemil Paşa Konağı-müze evine giderken, İskender Paşa Konağı’na giderken dehlizlerden geçiyor sanırsınız. Zifiri karanlık. Ya küçeler, yürünemez durumda.

Mimar ya da mühendis değilim ama sanırım bu yolları aydınlatmak için harcanacak para, belediye başkanın dinlenme odasına harcanan paradan çok değil.

Onu da yazayım. Balıkçılar Başından Mardin Kapı’ya kadar olan yol da Cemil Paşa Konağına, İskender Paşa Konağına giden küçelerden bir farkı yok.

Niye mi yazdım bütün bunları? Diyarbekir’i gezerken torunumun korkmasını istemiyorum. Diyarbekir torunumun belleğinde unutulmaz izler bıraksın istiyorum. Göğsünü gere gere “ Ne güzeldir Diyarbekir elleri… ” demesini istiyorum.

Ve Diyarbekir’i gezen turistler gönül rahatlığı ile memleketimi gezsin istiyorum.

Hani turizm mevsimi de başladı başlayacak…

                                 &

Bir başka konuya daha değineyim. Kaldığım üç beş gün içinde gündüz gözüyle gezdiğim o zamana kafa tutan surlarımızın hali harap,

 Biliyor musunuz; Diyarbakır'ın binlerce yıllık ihtişamlı Surları alarm veriyor! Gözler görmüyor. Feryadı ilgililerin kulakları duymuyor.

Turizm müdürlüğünü uyarıyor, valiliği duyarlı olmaya çağırıyorum.

2015 yılında "UNESCO Dünya Kültür Mirası" listesine alınan, Diyarbakır Surlarına ne yazık ki bir türlü hak ettiği ilgi gösterilmiyor her nedense. Beş kilometre uzunluğundaki Surlar, birçok açıdan onarım ve restorasyona muhtaç durumda. Onlarca asırdır, bütün görkemini koruyan ve dimdik ayakta duran Surlar da, yer yer meydana gelen deformasyonlar, insanlar için büyük tehlike arz eder hâle gelmiş. O ki dünyada ilk ve tek olan Diyarbekir Surları gözlerimizin önünde harap olup gidiyor.

Benden söylemesi…

Bana diyorlar ki Diyarbekir’e gelip bir hafta on gün kalıyorsun nasıl oluyor da bunca eksiği buluyorsun?

Bu soruyu kirveme öğütlerde Hz. Ali’nin deyişi ile yanıtlayacağım.

                                          &

Bu arada kirveme de nasihati eksik etmeyelim.

Kirvem, “Kalp kör olduktan sonra, gözlerin görmesinin hiçbir yararı yoktur.”

Devam edeceğim…

Güzel bir hafta dileğiyle,

Dostça kalın…

Anzele; büyük bir Balıklıgöl haline getirip, turizme kazandırılsın…  

“Diyarbekir 5 Nolu Cezaevi, MÜZEYE dönüştürülsün.”

“SUR İÇİ; DÜNYANIN EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ OLSUN.”

“Sur İlçesinin adı “ESKİ DİYARBEKİR” ya da SURKENT olsun.”

 “ŞEHRİN STADI, ŞEHRİN ÖZGÜRLÜK MEYDANI OLSUN.”

Daha da önemlisi;

YAKIP YIKILAN BÖLGELERDE EVLER, ASLINA UYGU VE DİYARBEKİR EVLERİNE YAKIŞIR BİR BİÇİMDE YAPILSIN.   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.