Tarihte bir medeniyete ev sahipliği yapmış ve Pagan, Yahudilik, Hıristiyanlık, Müslümanlık inançları ile içiçe yaşamış olan Diyarbakır'da, günümüze kadar süre gelen ve halk arasında hale bilinen yüzlerce efsaneye sahiptir. Bu efsaneler kimi zaman dini, kimi zaman kahramanlık, kimi zaman savaş, kimi zaman aşk üzerine kuruludur.

Efsane sözcüğü Yunanca'da "mitos-mit" sözcüklerinin karşılığı olarak kullanılır.

Efsanenin Arapça karşılığı ise "mankıbe"dir. Efsane sözcüğü, aynı zamanda bir tabiat olayını, bir varlığın meydana gelişini, tabiat elemanlarından birinde olan bir değişikliği, akıl dışı, olağanüstü açıklamaları anlatan hikaye olarak da değerlendirilir.

Bunun temeli olan olay, halkın muhayyilesinde şekil değiştirerek, ağızdan-ağıza, kuşaktan-kuşağa geçer. Genel olarak, masal ile eş anlamlı olarak kullanılır.

Halk bilimciler de, efsanelerde anlatılan olayın objektif gerçeği yansıtmadığını, ancak, anlatıcının ve dinleyicilerin bu olayı gerçek olarak kabul ettiklerini söylerler.

Dilden dile anlatılan ve günümüze kadar gelen efsaneleri şu şekilde belirtebiliriz.

1-Efsaneler, dilden-dile anlatıla gelmiş, çok eski hikayeler olup, anonim

halk edebiyatı ürünleridir.

2-Efsanelerin konulan bir kişiye, bir olaya veya bir yere dayandırılır.

3-Efsanelerde anlatılanların, bir ölçüde de olsa, inandırıcılık özelliği vardır.

4-Efsanelerde çoğunlukla, olağanüstülük ağır basar. Bu nedenle de bizi,

bilinmeyen giz dolu bir aleme götürerek, saygı ve ilgi uyandırır.

5-Efsaneler bir bakıma mitlerin modernleşmiş şekilleri olarak ifade edildiklerinden kutsal öğeler taşırlar.

6-Efsaneler, belli bir şekilleri olmayan ve konuşma diliyle anlatılan, kısa halk anlatımlarıdır.

Efsaneler, mitlerin modernleşmiş şekli olarak kabul edilirler. Mit ve efsaneler, her ikisi de anlatıcılar ve dinleyicilerce, gerçek olarak kabul edilirler.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol