KARNE NOTU ÖLÇÜ DEĞİL

Zafer TÜZÜN

DİYARBAKIR - Karne dönemi, öğrenciler için hayatlarının en önemli günlerinden biridir. Bu dönemde anne ve babanın çocuklarına olan tavırları çok önemlidir. Mektebim Okulları’nda sınıf öğretmenliği yapan Muhammet Aslanhan, bu durumu gazetemize değerlendirdi.

Hayatta başarılı olmak sadece karnedeki iyi notlara bağlı değildir diyen Aslanhan,  “Karne akademik başarı odaklı olduğu için öğrencilerin ilgi ve yeteneklerinin ölçüsünü belirlemekten uzaktır. Bu nedenle  ebeveynler kötü karneyle karşılaştıklarında panik olmamalı, gerekirse okulun rehberlik servisi ile görüşerek çocuğun derslerdeki başarısızlığının nedenleri üzerinde bilgi alışverişinde bulunmalıdırlar” dedi. 

- Neden öğretmenliği seçtiniz? Meslekteki amaçlarınız nelerdi, bunların ne kadarını gerçekleştirebildiniz?

Bu mesleği neden seçtiğim sorusuna gelince, bu mesleği seçtim çünkü çocukları çok seviyorum. Bembeyaz bir sayfa olarak önünüze gelen çocuklara şekil vermek, onları yoğurmak, onları geleceğe hazırlamak bambaşka bir heyecan veriyor bana. Anne ve babadan önce çocuktaki cevheri ilk fark eden çocuğun ilkokul öğretmenidir. Öğretmen bu cevheri fark ettikten sonra usta bir heykeltıraş gibi bu cevheri işler ve daha da güzelleştirir. İlkokul öğretmeni bir çocuğun hayatında bambaşka bir yere sahiptir. Eğitim hayatınızda birçok öğretmenle karşılaşırsınız, ama sizde iyi bir iz bırakmışsa ilkokul öğretmeninizi asla unutmazsınız.  Dünyada hiçbir şey öğrettiğiniz bir şeyin öğrenildiğini görmek kadar size haz vermez.

1. Sınıfta harfler verildikten sonra o minik yüreklerin okuma ve yazmayı öğrendiklerini görmek size büyük bir mutluluk verir. İşte bu sebeplerden dolayı öğretmenlik mesleğini seçtim. Öğrencileri ahlaki ilkelere bağlı, içinde bulunduğu toplumun değerlerine saygılı, özgüveni yüksek, medeni cesarete sahip, ilgi ve yetenekleri doğrultusunda bir meslek sahibi olmalarını sağlamak eğitimde en büyük amacımı oluşturur.

2. Mezun ettiğim öğrencilerde yıllar sonra bu özellikleri görmek amaçlarımı gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşatır hep bana.  

-Sınıf öğretmeninin eğitimdeki ve toplumdaki önemi nedir?

Sınıf öğretmeni eğitim hayatının temelidir. Sınıf öğretmeninden başka hiçbir öğretmen eğitim hayatımızda uzun bir yer tutmaz. Çocuklar ilkokul çağında anne ve babalarından çok öğretmenlerini görürler. Öğretmenleri onlar için rol modeldir. Bütün bunlar bize gösteriyor ki, sınıf öğretmeni çocuğun bütün hayatını değiştirecek potansiyele sahiptir. Cemil Özgür ilkokulundayken okula bisikletle gidip geldiğimi gören öğrencilerim de bir süre sonra okula bisikletle gidip gelmeye başladılar. Bu vesileyle öğrencilerime çevre bilincini kazandırmış oldum.

-Eğitim felsefenizden bahsedebilir misiniz?

Benim eğitim felsefem öğrenci odaklıdır. Eğitim demokratik bir ortamda yeşerir. Bu nedenle sınıfta öğretmenin demokratça bir tavır takınması, alacağı kararlara öğrenciyi dahil etmesi çok önemlidir. İlkokul sıralarından başlayarak sınıf ortamının demokratize edilmesi, öğrencilerde demokratik davranışların oluşmasında ve yerleşmesinde oldukça hayati bir öneme sahiptir. Bunun dışında öğretmen öğrencinin yaptığı hiç bir şeyi önemsiz ve değersiz görmemelidir. Öğretmen şuna inanmalıdır ki, öğrenemeyen öğrenci yoktur farklı şekillerde öğrenen öğrenci vardır.  Öğretmenin mizahi duyguları gelişmiş olmalıdır. Duruma ve yerine göre yapacağı espriler sınıf ortamını eğlenceli hale getirecek ve öğrencilerin dersten zevk almalarını sağlayacaktır. Öğretmen teknolojiyi yakından takip etmeli, alanıyla ilgili kendini geliştirmelidir. 

-Sınıf öğretmenliğinde sizi en çok zorlayan durumlar hangileridir?

Öğretmen olarak beni en çok zorlayan unsur sınav odaklı olarak öğrencileri yetiştirmeye çalışmaktır. Öğrencinin sadece deneme sınavlarında alacağı not başarının ölçüsü olarak değerlendirildiğinde bunun dışında öğrencinin hiçbir özelliğinin önemi kalmıyor. Hayatın karşısına çıkardığı sorunları o yaşamın pratiği içerisinde çözebilen, girişken, mutlu bireyler yerine test soruları çöze çöze eğitim zombilerine dönüşmüş, hastalıklı nesiller yetiştiriyor eğitim sistemimiz.  

-Not meselesine nasıl bakıyorsunuz, iyi ve zayıf alan öğrenciye bakış açınız nedir?

Sadece not bir öğrenciyi değerlendiriyor olmanın ölçütü olmamalı. Bireysel yetenekler, sosyal sorumluluk projelerine de içerisine alan bir değerlendirme ölçütünün ortaya çıkarılması için çok ciddi çalışmaların olması gerekir. Ortalamaya katkısı olan derslerin not ortalamalarına ebeveynler çok ciddi olarak önem verirken ortalamaya katkısı olmayan dersler önemsenmiyor. Ayrıca notla değerlendirme öğrenciler arasında da huzursuzluğa neden olmakta, not ortalaması iyi olmayan öğrenci kendini baştan kaybedilmiş saymaktadır. Bu nedenle dersler notla değerlendirme yerine başka bir ölçüt kullanılarak değerlendirilmelidir. 

-Okullarda sınıf öğretmenlerinin çalışma koşullarını nasıl değerlendirirsiniz?

Buna bağlı olarak da Milli Eğitim Bakanlığı’nın sınıf öğretmenlerinden beklentisi nedir? Gerçekten devlet okullarında çalışma koşulları çok zor. Uzun yıllar devlet okullarında çalışmış biri olarak bu zorlukları iyi bilirim. Eğitim araç gereçlerinin eksikliği, sınıf mevcutlarının ideal eğitim öğretim ortamından uzaklığı, öğretmensiz geçen dersler, bütçeden eğitime ayrılan payın yetersizliği, öğretmen maaşlarının yetersizliği ciddi sorunlar olarak duruyor. Ayrıca eğitim çalışanlarına yönelen şiddet de en büyük sorunlardan birisi. 

-Öğrencinin öğrenmesine katkıda bulunan başlıca etken nedir?

Okullarımızda şunu öğretirsek öğrencinin her şeyi kendi kendine öğrendiğini göreceğiz; o da öğrenmeyi öğrenmek, öğrenmeyi öğrettiğimizde öğrenciye sayfalar dolusu bilgiyi vermemize gerek kalmayacak, öğrenci kendi ilgi, beklentisi ve ihtiyaçları doğrultusunda neleri öğrenmesi gerektiğine karar verecek ve böylece kendini yakından tanıyarak kendini geleceğe hazırlayacaktır. 

- Gelelim klasik sorumuza sizce öğrenci olmak mı daha zor yoksa öğretmen olmak mı?

İkisinin de kendine göre zorlukları var. Öğrenciyseniz anne-baba baskısı, not, başarılı olma ve deneme sınavından kaç yanlışın var (kaç doğrun değil) baskısı. Bütün bunlar öğrenciyi olumsuz etkileyen şeyler. Öğrenciyi deneme sınavında yaptığı az yanlış üzerinden değerlendiren bir sistem ne kadar sağlıklı bireyler yetiştirir? Öğretmenlik mesleğinin malzemesi insan olduğu için asıl zorluk burada başlıyor. İnsanı yetiştirmek, ona şekil vermek dünyanın en zor işi. Öğrencileri bireysel yetenekleri doğrultusunda tanımak ve buna uygun eğitim yöntemleri uygulamak, deneme sınavlarında başarıyı en üst seviyeye taşımak, girilen ders saatlerinin fazlalılığı, idare baskısı gibi nedenler öğretmenlik mesleğinin zor yanları… 

- Birilerinin bilmediği bir şeyi ilk kez sizden duymaları nasıl bir duygu?

Öğretmenliğin en güzel tarafı öğretilen şeyin öğrenilmesinin verdiği hazdır. Bunu en güzel 1. sınıfta yaşıyorsunuz. Hayatın daha ilk basamağında o saf ve masum yavrulara okuma yazma öğretmenin mutluluğunu başka hiçbir yerde bulamazsınız. Çünkü bu körpe yavrular bilgiye ilk sizinle adım atıyorlar; ilk, kendisinin, sizin, anne ve babasının adını yazmayı öğreniyorlar bu onlar için o kadar büyük bir mutluluk ki onların duydukları bu mutluluk sizi de sarıveriyor. 

- Karnesi iyi olmayan çocuk hayatta başarılı olamaz mı?

Karne notları her şeyin ölçüsü değildir. Karnedeki kötü notlar düzelebilir. Ama güvenini kaybetmiş bir öğrenci hayatın hiçbir alanında başarılı olamaz. Karnedeki kötü notlar yerine iyi olan notlara odaklanmalı iyi notlar takdir edilmelidir. Kötü karneden dolayı öğrenciye verilecek ceza, incitici sözler ve şiddet, istenmeyen durumların ortaya çıkmasına yol açabilir. Hayatta başarılı olmak sadece karnedeki iyi notlara bağlı değildir. Karne akademik başarı odaklı olduğu için öğrencilerin ilgi ve yeteneklerinin ölçüsünü belirlemekten uzaktır. Bu nedenle ebeveynler kötü karneyle karşılaştıklarında panik olmamalı, gerekirse okulun rehberlik servisi ile görüşerek çocuğun derslerdeki başarısızlığının nedenleri üzerinde bilgi alışverişinde bulunmalıdırlar. 

- Derslerdeki başarısızlığın nedenleri neler, aileler bu konudaki değerlendirmeyi nasıl yapmalıdır?

Çocuğun derslerdeki başarısızlığının çok çeşitli nedenleri olabilir. Bunlar aile ve okulun kültürel farklılığı, ailenin eğitim düzeyi, arkadaş ortamı, uygun çalışma ortamının bulunmayışı, çocuğun o dersi öğrenmeye hazır olmaması, anne ve babanın boşanması, anne ve babanın çocuktan beklentilerinin yüksek olması ve çocuğa yapılan yüksek eğitim harcamalarının çocukta yarattığı stres ve kaygı başarısızlığının nedenleri olabilir. 

- Verimli bir yaz tatili nasıl programlanır?

Yaz tatilinde çocuğa verilecek en güzel davranış çocuğun kitap okumasını sağlamaktır. Derslerin yeniden tekrar edilmesi, çocuğun ders çalışmaya itilmesi çocuğun derslerden ve okuldan soğumasına yol açabileceği unutulmamalıdır. Bunun yerine tatilde çocuğun seviyesine göre alınacak kitapların okunması, sinema ve tiyatroya gidilmesi, müzelerin, tarihi yerlerin gezilmesi sağlanmalıdır. Bu faaliyetler ders çalışmaktan daha çok şey öğretecektir çocuklarımıza. 

-Anne ve babalara neler söylemek istersiniz, Önerileriniz var mı?

Anne ve babalar kendi yapamadıkları şeyleri çocuklardan istememelidir. Eğitime başarı odaklı değil süreç odaklı olarak yaklaşmaları, kişisel gelişimleri için kitap okumaları çok önemlidir. Çocuklarını başkalarıyla kıyaslamamaları, her çocuğun özel ve değerli olduğunu bilmeleri de önemlidir. Çocuklarına vakit ayırmaları, onları dinlemeleri beraber sosyal etkinliklere katılmaları çocukların gelişimleri için ne kadar değerli olduğunu yapılan araştırmalar ortaya koymuştur. 

Muhammet Aslanhan Kimdir?

1973 yılında Diyarbakır’da doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Diyarbakır’da tamamladım.1996 yılında Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği bölümünü kazandım. 4 yılın sonunda hemen İstanbul’a atandım çok kısa bir süre İstanbul’da görev yaptıktan sonra Diyarbakır’a atandım. Diyarbakır’ın Bismil ilçesine bağlı çeşitli köylerinde 5 yıl görev yaptıktan sonra merkeze bağlı Cemil Özgür İlköğretim Okuluna atandım. 15 yıl bu okulda görev yaptıktan sonra Mektebim Okullarında görev yapmaya başladım. Halen de bu görevimi büyük bir istek, şevk ve heyecanla yerine getirmenin heyecanını yaşıyorum. Öğretmenlik mesleği dışında dağcılık, bisiklet, yüzme, futbol ve basketbol sporlarıyla da uğraşıyorum.

Okulda sıkıyönetimden yana mısınız, yoksa daha rahat olan bir sistemden mi?

Sınıfta baskıcı bir ortam oluşturmak sağlıklı bireyler yetiştirmenize olanak vermez. Baskıcı bir ortamda hastalıklı bireyler yetiştirirsiniz. Okul veya sınıf ortamı alabildiğine özgür olmalı, öğrenci kendini sınıfta rahat hissetmelidir. Öğretmen ayırım gözetmeksizin bütün öğrencilerinin konuşmasına imkân veren bir eğitim ve öğretim ortamı hazırlamalıdır. Bir öğretmen için sınıfta öğrencinin verilen soruya doğru cevap vermesinden çok öğrencinin öğretmeninden ve arkadaşlarından hiç çekinmeden konuşması önemlidir. Yanlış da olsa öğrenci konuşmalıdır hatta gerekiyorsa saçmalayabilir de. Nasıl olsa bir gün doğru ve mantıklı konuşmayı öğrenecektir. Ancak özgüvenini kaybeden bir öğrencinin artık kaybedecek hiçbir şeyi yoktur. Sınıfta rahat ve özgür bir ortam oluşturmak ile disiplini sağlamak arasındaki dengeyi öğretmen kendi ilkeleri doğrultusunda sağlamalıdır. Rehberlik çalışmaları öğrenciye özgüven aşılayan yaşadığı bir sorun karşısında öğrencinin rahatça gidip kendini ifade ettiği bir birim olmalıdır. Rehberlik birimi öğrencilerin bireysel farklılıklarını dikkate alan, öğrencilerin kendini yakından tanımasına imkân tanıyan, çocuğun bireysel yeteneklerinin farkına varmasını sağlayan özellikte olmalıdır. Öğrencinin okulda yaşadığı bir sorun karşısında mücadele etmeyi öğrenmesi rehberlik çalışmalarının amacı olmalıdır.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol