Bu dünya düzeninde yaşadığımız topraklarda, eskiden bayramlar çok farklı mıydı yoksa bize mi öyle geliyordu. Bayramlar sadece bizler için yeni bir elbise mi, para mı, akraba ziyareti mi, tatil mi, yâda aklımızın alamayacağı bir şeylerin bize sunulması mıydı neydi gerçekten?

Yoksa biz mi büyüdük, bize öyle artık gelmiyor BAYRAMLAR!

Günümüz Türkiye’sinde ise BAYRAM’lar artık sadece tatil olmaktan öteye gitmiyor. Neden mi, gerçektende kaybettiğimiz değerlerin arkasından ağlamak bile bir şey ifade etmemektedir. Üzülsek de O GÜZEL GÜNLERİ GERİ GETİREMEYİZ!

‘Bugün bayram erken kalkın çocuklar!’

Bayram akşamı yani bayram arefisini en çok biz çocuklar beklerdik. Ne güzel sevinç, ne güzel heyecan kaplardı içimizi, bayram saati yaklaştıkça, zar zor sabahı ederdik. Arefe günü akşam dışarıda oyunlar oynardık, eğlenirdik, yarının hayallerini kurardık. Bazılarımız görmemişler gibi; karanlık çöktükten sonra bayramlıklarını giyer sokağa çıkardı. Hatta bizim mahallede XIRSIZ AHMO diye birisi var idi o da akşamdan bayramlıklarını giyer sokağa çıkardı, millete hava atardı(!) Akşamdan bir güzel yıkanıp, elbiselerimiz de yatağımızın yanına alıp onlarla uyuyanlarımız bile olurdu. Sabah erkenden kalkıp babalarımızla birlikte bayram namazına giderdik, birlikte namazımızı kılıp, büyüklerinde ellerini öpüp bayram harçlılıklarımızı alıp, ardından da mezarlık ziyaretine gidilirdi,  oran da eve gidilirdi, evde bulunan herkesle bayramlaşırdık, evdeki o bayram havası öyle bir farklı idi ki, kelimeler bunu anlatılmaz.

Bir aile saadeti, huzur, sevinç, evin büyüğünün bulunduğu yerde toplanıp birlikte yemek yiyip, tatlılarımızı da meyve suyu veya kola ile birlikte götürürdük. O enfes bayram yemekleri hele de kahvaltıda bol etli tırşık ya da tavuk, dolma, hoşaf ve olmazsa olmazımız bayram çöreği var ise ayrı bir keyif verirdi bize unutulmazdı…

Bayram günü baba evinde toplanılırdı, her zaman için, yine ayrı bir sevinç, hüzün, keder, bir yandan kardeşler, bir yandan yeğenler, evin annesinin bu BAYRAMLAR DA gözleri sevinçten dolu dolu olurdu. Her zaman için aile üyelerinin hepsinin (istisnalar hariç) büyüğünden en küçüğüne yavrular, torunlar evin içini sesleriyle, gülümsemeleriyle neşe, huzur doldururdu. Ve annelerimizin duası “Ya Rabbim, bu bayramlara yine kavuştur bizi” derdi. Eve gelen misafirler ağırlanır, misafirlerin bitimi sonrası iadeyi ziyaret için hazırlanılır, kardeş kardeş hep beraber ailece çıkılırdı komşuları, dostları ziyarete, ne kapalı kapı dururdu, ne ev telefonunun sesi dururdu, o zaman cep telefonu, tablet yoktu…

Çocukluk ne güzel idi, birde o zamanlarda, sokaklar cıvıl cıvıl çocuklar sesleri ile davul sesleri bir birine karışır, ortaya güzel bir melodi çıkardı, her köşe başında. Bir de biz çocukların vazgeçilmez eğlencelerinden olan dinamit, kız kaçıran, torpil, pat pat ve buna benzer oyuncaklar ile bayramın keyfini çıkarırdık. Sonrada topladığımız paraları harcamaya başlardık. Elle çalışan dönme dolaplara binerdik, sinemaya giderdik, hatta pastaneye bile giderdik. Nerden çıktı bu pastane duyar gibiyim o zamanlar Dağkapı da Dilan Sineması’nın yanındaki pastaneye gider bir börek, yâda başka bir şeyler yiyip video’dan film izlerdik. Bazen de tren istasyonun orda bulunan bahçeli kahveye gider 3 çay içip bir Bruce Lee filmi izlerdik. (Yaşımız tutmazsa da kahveci bizi içeri alırdı.) Öyle beleş film izlemek yoktu. Daha sonra konu komşuya gider abla, teyze, amca ‘Bayramınız mübarek olsun’ der ellerimizdeki naylon poşetleri şekerle ve bize canı gönülden verilen az da olsa parayla dönerdik…

Şimdiyi hiç sormayın…

Şayet Anne, baba buradaysa canı ne zaman isteyince gidiliyor. Ama yine de kardeşlerin kaçı bir araya geliyor? Eskisi gibi anne ve babanın evi artık çocukluktaki gibi dolmuyor, gelenler de sırayla geliyor, üstelik gelmeyenler de var çeşit çeşit olmayan yoktan bahaneler ileri sürüyorlar, uzakta olup gelemeyenler ayrı mesele onlara lafımız yok… Ne bayramlarda tat var, nede gidilen evlerde o eski ortamı bulabiliyorsun. Sanki ev sahibi seni istemiyor gibi bir algı insanlara hakim olmuş.

Eskiden bayram telaşı olurdu

Daha bayram gelmeden hazırlıklar birkaç gün öncesinden başlardı, çünkü arefe günü bayram gibi karşılanırdı bizim zamanlarımızda. Temizlik günler öncesinden yapılır, tatlılar, yemekler, çörekler öncesinden hazırlanırdı. Ama şimdi ise öyle mi? BAYRAMLAR artık sıradan bir gün hatta bu bayram da nerden çıktı diyenler bile olmaktadır. Bazıları da bayramı tatil saymaktadır.

Misafir gitmeyen ev olmazdı

Günümüz dünyasında ise bayramlarda fırsat bulan tatile kaçıyorken, hâlbuki eski bayramlarda ise herkes evine gelecek olan misafiri dört gözle beklerdi. Bayramlarda fırınlarda ekmek çıkmaz; fırınlar sadece BAYRAMLARDA tatil yapardı. Bayram günü gazeteler de çıkmazdı. Tek olarak Bayram Gazetesi çıkardı. Buda gazetecilerin işine gelirdi. Çünkü başka zaman gazeteciler bayram istirahat  yapamaz idi. Evin büyükleri evlerinde büyük bir haz ile yalnızca kapının çalınmasını bekler ve gelen misafiri elinden geldiğince ağırlardı, küçükler ise ziyaret için gezerdiler mahalle çocukları ile birlikte.

Herkes yeni kıyafetler giyerdi

Bayramlıklar büyük bir hevesle, özenle hazırlanırdı; büyük küçük demenden, herkes yeni kıyafetle bayramı karşılardı. O dönemlerde herkesin yeni kıyafet alacak durumu da yoktu, bayramlık almak da giymek de inanlar için büyük bir önemli ve kıymetliydi.NERDE O ESKİ BAYRAMLAR!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.