FIRAT’IN DOĞUSU’NA OLASI OPERASYONUN YANSIMASI

18:42:59 | 2018-12-05
Faraç ÇOBANOĞLU
Faraç ÇOBANOĞLU      f.cobanoglu@gmail.com

 

Türkiye Cumhuriyeti Başkanı Erdoğan yaptığı açıklamada ‘Fırat’ın Doğusu’na yakında operasyon yapacaklarını ve bu bölgeyi YPG unsurlarından temizleneceğinin altını çizdi.

Başkan Erdoğan tarafından yapılan bu açıklama ile bu bölgeye yapılacak olan olası operasyon için hazırlıklarının bittiği ve her an düğmeye basılacağı anlaşılmaktadır. Zor olan bir tarafı var bu operasyonun; zira ABD’nin üsleri bu bölgede mevcut. Peki buna rağmen Türkiye bir operasyon yapabilecek mi?

İki olasılık var: Ya ABD ile Türkiye uluslararası çıkar gereği anlaşmış ya da ABD’ye rağmen Türkiye uluslararası hukuktan doğan hakkını kullanarak bu operasyonu yapabilir, çünkü Türkiye’nin ABD’yi bu anlamda ikna edebilecek siyasi ve askeri gücü vardır. Şüphesiz Türkiye’nin bu çerçevede atacağı adım önümüzdeki günlerde belli olacak.

Ancak gerçek olan bir durum var ki, ABD bu gibi durumlarda iyi bir satıcı. Çünkü ABD’nin karnesine bakıldığı zaman Kürt davasına ticari bakmış hep. Bu nedenle kafasında hep satmak var. Daha önce Mustafa Barzani’yi satmış ve ABD’nin bu anlamdaki tavrı Kürtler tarafından iyi bilinmektedir.

Aynı ABD, Afrin’de PYD’yi de sattı. ‘Afrin benim sorumluluk alanımda değil’ şeklinde bir açıklama yaptı ve bu açıklama ile daha önce PKK-PYD taraftarı olan Kürtlerin içine kuşku düşürdüğü gibi birazda umutlarının kırılmasına yol açtı. ABD’nin benzer tavrı bu kez Fırat’ın Doğusu için de ortaya çıkacak mı?

PKK-PYD’ye inanan Kürtlerin inancına göre ABD, Türkiye’nin bir Fırat’ın Doğusu’na operasyonuna izin vermeyeceğidir. Ama ABD bu, işi hiç belli olmaz. Zira PKK’nin lideri Abdullah Öcalan, deyimiyle ‘ABD’nin öncülük ettiği bir uluslararası komplo ile Türkiye’ye teslimi’ hala hatıralardadır. Hatıralardadır ama sanki örgütü ve yol arkadaşları ABD’nin kendilerine atmış olduğu kazığı unutmuş gibiler. Hem unutmuşu gibiler hem de ABD’nin attığı bu kazığı kendilerine inanan Kürtlere de unutturtmayı başarmış gibiler. Oysa Abdullah Öcalan sıkça ‘ABD’nin ipi ile hiçbir zaman kuyuya inilmez’ şeklinde bir tespiti vardır.

SEÇİME GİDEN SÜREÇTE OPERASYONUN ANLAMI NE?

Türkiye 31 Mart 2019’da bir yerel seçim yaşayacaktır. Başkanlık Sistemi’ne geçişin ardından yapılacak olan ilk yerel seçimin önemi vardır ve bu önem siyasi parti liderleri tarafından sıkça dile getirilmektedir. Bu seçim bir anlamda başkanlık sisteminin onaylanıp onaylanmaması olacaktır ki hem muhalefet hem de iktidar tarafından bunun anlamı iyi bilinmektedir. O nedenle tekrar ittifaklar gündeme geldi. Başkanlık Sistemine geçişi başaran Cumhur İttifakında her hangi bir arıza gözükmemektedir; ancak muhalefetin oluşturduğu Millet İttifakında bulanık bir hava hakim.

Millet İttifakı’nda bir türlü HDP’nin yeri tespit edilemiyor. Bu ittifakta HDP bir bileşen olarak yer almayacak gibi ancak yapılan açıklamalara bakılırsa metropol kentlerde HDP tabanını CHP-İyi Partinin oluşturduğu ittifaka kanalize edecek. Batıda yaşayan Kürtlerin tamamı bu ittifaka oy vereceği kesin değil; zira Kürtler Meral Akşener’in İçişleri Bakanlığı döneminde kendilerine karşı uygulana politikada önemli bir aktör olduğunu iyi biliyor. Bu nedenle CHP de İyi Parti de bu noktada kaygılılar.

Peki olası bir Fırat Doğusu’na operasyon Cumhur İttifakı’na ne getirecek, ne götürecek? Devleti yönetenler sanırım bu noktada oy hesabını yapmazlar. Çünkü başta Başkan Erdoğan olmak üzere devleti yöneten bütün yetkililer bir ‘Beka Sorunu’ndan söz etmekte ve buna göre stratejiler geliştirmektedir. Eğer hazırlığı siyasi, diplomatik ve askeri olarak tamamlanmışsa bu operasyon yapılacak gibi.

Fakat şunu belirtmekte yarar var ki, Kürtlerin mutlaka Türkiye ile sorunlarını halletmesi gerekmektedir. Ne ABD’den ne de Avrupa’dan Kürtlere bir fayda gelmeyecektir. Kürtler bu anlamda kullanılmaktadır. Daha ABD ile PYD’nin bir resmi antlaşması yoktur. ABD sahada YPG’lileri kullanmakta ve savaştırmaktadır. Zararın neresinden dönülürse kardır misali PKK’nın koşulsuz olarak silahı bırakmaları ve Türkiye içerisinde sivil-siyaset yapma yollarını açmaya çalışmalıdır. Birliğine kabul etmedikleri Türkiye’ye Avrupa AİHM ile Selahattin Demirtaş üzerinden ayar vermeye çalışmaktadır. Türkiye bunu kabul eder mi hiç? Etmedi, o nedenle bilinmelidir ki Avrupa Kürtleri kendi çıkarları gereği maske olarak kullanmaya devam etmektedir.

Seçime giden yolda silah ve şiddeti reddederek Kürtler kanaatimizce bir seçim ittifakı kurarak tarihi bir rol oynayabilir. Öyle CHP-İyi parti bloğunu ‘Demokrasi Bloğu’ olarak niteleyerek Kürtleri buna oy vermeye telkin etmek bir kazanım olmadığı gibi bir arpa boyu yol da alınmaz bu süreçte.

Saygıyla…

-- Adversting 6 --

 




ETİKET :  

Tümü