Her ne kadar Türkiye’de siyasi partilerin öncelikli gündemi seçim olsa da, halkın tek gündemi ekonomik krizdir. Krize çare bulmaya çalışan hükümet ise kalıcı çözümler yerine tanzim satış yerleri gibi geçici çözümlerle ekonomiyi yönetmeye çalışıyor.

Ve Kriz derinleştikçe kemer sıkma politikası ile vergi artırımları da gündeme daha çok geliyor. Verginin faturası çok kazananın yerine çalışan kesime kesilirken, yoksullarda daha bir yoksullaşıyor.

Özellikle de bir ülkenin ekonomisinin bağımsız olması çok önemli. Son dönemlerde yabancı sermayenin parasını geri çekmesinin nedeni de buydu. Böyle bir durumda Merkez Bankası ve iktidarın pozisyonu yabancı sermayenin yatırımlarını belirleyecek.

Ayrıca ekonomik kriz sadece iktidarı sarsmaz aynı zamanda muhalefeti de sarsar. Çünkü bu kriz ülkenin bütün sistemini etkiliyor. Çözüme dair zaten muhalefetin de herhangi bir reçetesi yok. Ülkenin yeni bir paradigmaya ihtiyacı var. Halktan yana, demokratik ve özgür bir yapısallığa ihtiyaç var. Toplumda sürekli bir gerilim, kutuplaşma ve kriz var. İktidarı ve muhalefetiyle kendilerine taraftar toplamak ve kendi çıkarlarını gözetleyen ideolojik yaklaşımlar yerine çözümü sağlayacak bağımsız ve demokratik yaklaşımların olması lazım.

Normal olmayan bu krizi normalmiş gibi görmek gittikçe daha çok yakıcı bir duruma götürüyor. Sorunu çözmek için öncelikle nasıl bir hastalıkla uğraşıldığını bilmek lazım. Çünkü kriz sadece bir tane değil, çokludur. Ve her biri diğerini daha çok etkiliyor. Ayrıca bunu sadece ekonomik bir kriz olarak değerlendirmek de büyük bir yanılgı. Toplumsal, politik, iklim, ekolojik ve ahlaki  krizler var. Ekonomik krizin nedenleri de zaten bu alanlarda yaşanan çöküşlerdendir. Sonuç itibariyle geçici yöntemler yerine kalıcı çözümler üretmek gerekir.

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol