Bin yılların hikâyesi Şah ê Mârân

Ahmet Sünbül... Yazı Dizisi - 3

Güneydoğu Ekspres Diyarbakır  İran, Hint, Yunan ve Arap mitolojilerinde yer alan Şah ê Mârân efsanelerinin hepsinin ortak sonu ölümdür. Anlatılan efsanelerin hepsi Şah ê Mârân’ın ölümüyle sonuçlanmıştır. Şah ê Mârân efsanelerinin bir çoğunda Şah ê Mârân’ın öldürülüşünün ana amacı insanoğlunun sağlık bulma ve güce erişme arzusudur. Efsanelerdeki dikkat çeken başka bir ayrıntı ise, insanoğlunun verdiği sözde durmaması, kendi çıkarları için Şah ê Mârân’ın yerini söyleyerek ona ihanet etmesidir.

Yaşamın sırrı!

Şah ê Mârân aynı zamanda uzun ömrün, sonsuz yaşamın, değişimin bir dönüşüm olduğunu anlatır ki bütün sırlar ondadır. Sonsuzluk ile gizli bilgiler ancak ondan sorulur. Uzun ömrün ve sonsuz yaşamın sırrına sahip olan Şah ê Mârân’ın efsaneden yansıyan sevecen, özverili ve mutlak iyiliksever nitelikleri, uğurlu kabul edilmesini sağlamıştır.

Bugün de canlılığını korumakta

Simgesel çeşitliliğiyle dikkat çeken Şah ê Mârân etrafında bir çok ritüel, bugün de canlılığını korumaktadır. Şah ê Mârân efsaneleri, mitolojik yönüyle halk arasında yöreden yöreye farklı varyantlarda anlatılmaya devam etmektedir. Şah ê Mârân’ın insanlara bolluk, bereket, mutluluk, şans getireceğine ve nazarlardan koruyacağına, evlere bekçilik yaparak evleri koruyacağına inanılır. Bu nedenle  birçok evin ve işyerlerinin duvarında cam altına çizilmiş Şah ê Mârân resimleri asılıdır.

Şah ê Mârân halen saygınlığını korumakta

Anadolu’nun farklı yörelerinde Şah ê Mârân ile ilintilendirilen mekanlar bulunmaktadır. Tarsus’ta Yılan Kalesi (Şahmaran Kalesi), Şahmaran Hamamı ve Şahmaran Heykeli, Siirt’te Şahmaran Mağarası ve Iğdır’da Şahmaran Tepesi bu mekânlar arasındadır.  Şah ê Mârân, Anadolu ve Mezopotamya'nın birçok yerinde halk arasında önemli bir simge haline gelmiş, halkın yaşam tarzında da önemli bir yer edinmiştir.

Evrensel bir efsane

Sırların koruyucusu olarak görülen Şah ê Mârân, Yukarı Mezopotamya'da ana tanrıça işlevini üstlenmiştir. Şah ê Mârân efsaneleri, Hint coğrafyasından İran’a ve oradan Anadolu’ya, Kafkasya ve Batı’ya aktarılmış, çeşitli varyantları oluşmuş, bir kültüre ait olmanın ötesinde oldukça evrensel bir efsanedir. Doğu’da “Yılan Kadın”, batıda göz göze geldiklerini taşa çeviren, saçları yılan dişi figür “Medusa”dır. Şah ê Mârân anlatılarının sözlü ve yazılı edebiyattaki kaynağının Hint-Med-İran mitolojisi ve edebiyatı olduğu belirtiliyor. Şahmeran efsanelerinin Milattan Önce 1000’li yıllardan günümüze değin uzandığı ve dünyanın geniş bir coğrafyasını etkisi altına aldığı söylenebilir.

Şah ê Mârân Efsaneleri

Şah ê Mârân efsanelerinin halk arasında çok farklı anlatımları bulunmaktadır. İran, Kürt ve Anadolu sözlü geleneğinde Şah ê Mârân, insan başlı bir yılan olup, yılanların kralı olarak anlatılır. Şah ê Mârân ile ilgili efsanelerin mitolojik söylenceler olarak ortaya çıktığı, Mezopotamya'nın kültürel zenginliğiyle yoğrularak yöreden yöreye yeni motiflerle süslenip zenginleştiği ve halkın hayal dünyasında kalıcı bir yer edinerek kuşaktan kuşağa aktarıldığı görülmektedir. Bazı yöresel özelliklerin efsanelere eklendiği, bazı karakterlerin ve mekânların değiştiği görülse de efsanelerin ana yapısında bir değişiklik olmamıştır.

Şah ê Mârân ve Camsab Efsanesi

Odunculukla geçimini sağlayan Danyal Peygamberin oğlu Camsab bir gün ormanda içi bal dolu bir kuyu bulur. Camsab, balı çıkarması için arkadaşları tarafından kuyuya indirilir ve kuyuda bırakılır. Camsab, kuyunun içinde bir tahtta oturan üst tarafı insan alt tarafı yılan şeklinde olan ve insan gibi konuşan Şah ê Mârân ile karşılaşır. Camsab kendisinin bırakılmasını ister. Şah ê Mârân, ölümünün bir insan elinden olacağını, eğer kendisini bırakırsa yerinin insanoğlu tarafından hemen bulunabileceğini söyleyerek Camsab’ın gitmesine izin vermek istemez.

Tarsus padişahına şifa olur!

Ancak ısrarlara dayanamayan Şah ê Mârân, yerini kimseye söylememesi şartıyla Camsab’ı evine gönderir. Bu sırada önemli bir hastalığa yakalanan Tarsus padişahının iyileşebilmesi için hekimler tarafından Şah ê Mârân'ın etinin yenilmesi önerilir. Bunun üzerine Şah ê Mârân’ın yerini bulana büyük vaatlerde bulunulur ancak bulan kimse ortaya çıkmaz. Vezir, Şah ê Mârân’ı gören kişinin sırtının yılan derisi gibi pul pul olduğunu padişaha söyleyince, padişah herkesin hamama gelerek yıkanması emrini verir. Camsab, Şah ê Mârân’a söz verdiği için hamama gitmek istemese de zorla götürülür.

Şah ê Mârân kurban edilir

Camsab’ın sırtının yılan derisi gibi olduğu görülünce, kendisinden zorla Şah ê Mârân’ın yerini öğrenirler. Şah ê Mârân kaderini bildiği için karşı koymaz ve Camsab’a ölümünden sonra etini kaynatarak ilk suyu vezire, ikincisini padişaha içirmesini, üçüncüsünü de kendisinin içmesini tembihler. Şah ê Mârân, hamama götürülerek burada öldürülür ve eti kaynatılır. Vezir ilk suyu Camsab’ın içmesini ister. Camsab, Şah ê Mârân’ın dediklerini yaparak ilk suyu vezire verir. Vezir, bunu içer içmez ölür. İkinci suyu içen padişah iyileşir, üçüncüsünü içen Camsab ise aklı ve zekâsı daha da güçlenip padişaha baş vezir olur.

Şah ê Mârân ve Lokman Hekim efsanesi

Odunculukla uğraşan Lokman bir gün evine dönerken yolun ormanlık tarafında bir inilti duyar. Sesin geldiği yöne doğru gittiğinde burada üst tarafı insan alt tarafı yılan olan bir yaratığın yaralı olduğunu görür. Korkup geri döneceği sırada bu yaratık, korkmamasını, kendisine yardım etmesini, bu iyiliğinin karşılığını bir gün mutlaka alacağını söyler. Lokman, Şah ê Mârân’a yardım eder ve Şah ê Mârân kısa sürede iyileşir.

Lokman Hekim'in sırrı

Şah ê Mârân, gördüklerini kimseye anlatmaması konusunda kendisinden söz ister ve ardından ölümünün bir insan elinden olacağını bildiğini, ölüm haberini aldığında nelerin yapılması gerektiğini, ayrıca neyin hangi hastalığa iyi geldiğini, ilaçların nasıl hazırlandığını Lokman’a tek tek anlatır. Lokman evine döndükten sonra bambaşka bir insan olur, bütün zamanını okuyup yazmaya, yeni şeyler öğrenmeye ayırır. Aradan uzun bir zaman geçer. Şah ê Mârân, sarayındaki billur suda çevrenin güzelliklerini izlerken Tarsus padişahının kızını görür ve hemen o anda âşık olur.

Şah ê Mârân öldürülür

Günün birinde kızın hamama götürüldüğünü anlayınca onu daha yakından izleyebilmek için kendisi de gizlice hamama gider. Ancak hamamda kızın hizmetkârları tarafından fark edilerek göbek taşı üzerinde öldürülür. Şah ê Mârân’ın öldürüldüğünü öğrenen Lokman Hekim, hemen hamama gelir. O sırada Tarsus padişahının hastalandığını, müneccim başının baktığı fallardan padişahın ancak Şah ê Mârân'ın etinin suyundan içerse iyileşebileceği haberini duyar.

Üç paraya ayrılır

Vezir, Şah ê Mârân’ın olağanüstü güçlerini bildiği için padişah için gerekli ilacı kendisi hazırlamak ister, ancak asıl amacı zehirli kısmın suyunu padişaha içirmek, sonra da padişahın kızıyla evlenerek Tarsus’a hükmetmektir. Lokman da ilacı kendisi hazırlamak ister, sonunda bu görev padişah tarafından Lokman’a verilir. Lokman, Şah ê Mârân’ın daha önceden kendisine anlattığı gibi cansız gövdeyi üçe böler, her parçayı ayrı ayrı kaynatır.

Dönemin en iyi hekimi olur

Bu parçalar kaynarken her biri hangi hastalığa iyi geleceğini söylemeye başlar. Bu sırada vezir gelerek, insanlara olağanüstü güçler veren parçanın suyunu ister. Lokman, vezirin kötü niyetini anlar ve ona kuyruk suyundan verir. Vezir, bunu içer içmez ölür. Gövdenin suyunu kendisi içer, baş kısmının suyunu padişaha içirerek onun iyileşmesini sağlar. Lokman, saraydan ayrılıp kırlarda dolaşırken birden çiçeklerin, bitkilerin dile geldiğini ve hangi hastalığa iyi geldiklerini söylemeye başladıklarını duyar. Lokman, bütün bunları defterine geçirince dönemin en iyi hekimi olur.

Mardin’de anlatılan Şah ê Mârân efsanesi

Vezirin oğlu arkadaşları tarafından çölde bir kuyuya atılır. Kendi çabasıyla kuyudan çıkmaya çalışır, bir deliği genişletip içine girer ve orada uyuyakalır. Uyandığında tahttaki Şah ê Mârân’ı görür. Yarı insan yarı yılan olan Şah ê Mârân yanına gelir ve sorar. “Bizim yerimizi nasıl buldun”. O’da ona yapılan ihaneti anlatır. Şah ê Mârân, “Bu ejderhaları bıraksam seni parçalarlar” der. Vezirin oğlu Şah ê Mârân’a yalvarmaya başlar. Şah ê Mârân ondan yerini kimseye söylemeyeceğine dair söz alır ve onu serbest bırakır.

İnsanoğlunun ihaneti

Ülkesine dönen Vezirin oğlu hükümdarın hasta olduğunu duyar. Hükümdar, kendini kurtarana hem kızını verecek hem de onu vezir yapacaktır. Hekimler toplanır ve Şah ê Mârân’ın etinden önerilir. Böylece padişahın şifa bulacağını söylerler.

Vezirin oğlu kendi çıkarı için yerini kimseye söylemeyeceğine dair söz verdiği halde padişahın adamlarına Şah ê Mârân’ın yerini söyler. Padişaha Şah ê Mârân’ın etinden yedirilince padişah şifa bulur. (Sürecek)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol