türkçe porno anadolu yakası escort

Muhabbet diliyle sahne alıyorlar

DİYARBAKIR - Ethnic Band adlı grup, muhabbet adını verdikleri müzik dilleriyle aralarında Türkçe, Kürtçe, Lazca, İngilizce ve Ermenice’nin de bulunduğu birçok dilde eser seslendiriyor.
Bu haber 2014-05-06 12:31:18 eklenmiş ve 1640 kez görüntülenmiştir.

RAMAZAN SEYKAN

Yozlaşmadan, tekdüzelikten, popülarizmin dayatmalarından, robotlaşmadan, metalaşmadan her şey gibi müziğin de nasibini aldığını belirten Ethnic Band grubu kendilerini tüm bunların karşısında var etme çabasıyla yaklaşık 3 ay önce kurulduğunu söyledi. Başta yaşadığı coğrafyanın kültürleri olmak üzere dünyadaki diğer kültürlere de müzik aracılığıyla dokunma gayretinde olduğunu belirten grup, Emprovize müziği ifadesini en özgür biçimi olarak kabul ettiğini belirtiyor. Diyarbakır’da da sahne alan Ethnic Band adlı grup, Mustafa Altun, İlker Yalgın, Delil Öncü, Bülent Geliç ve Yalçın Sağlık’tan oluşuyor. Grup Türkçe, Kürtçe, Lazca, Ermenice, Arapça, İngilizce, İspanyolca olmak üzere bir çok coğrafyada yaşayan halkların ezgilerini dinleyicileriyle buluşturuyor. Müziğin dil üstü bir şey olduğuna inanan grup üyeleri, yaptıkları işe de “Muhabbet” diyor. Ezgiler aracılığıyla dinleyicilerle muhabbet ettiklerini belirten grup üyeleri, “Bu ekibi bir arada tutan şey bir amaçtan ziyade bir muhabbet. Ne kadar iyi muhabbet ediyorsak o kadar birbirimize perçinleşiyoruz. Müziğe de muhabbet gibi bakıyoruz. Mesela Ermeni ve Filistin ezgileri çalıyoruz ama dil veya sözcükler adına bir şey yok. Enstrümantal çalıyoruz ama bu o kültürü yansıtmadığı anlamına gelmez ya da o acının bir parçası olmadığı anlamına gelmez. Sadece dile dayandırmanın doğru olmadığına inanıyoruz biz, yani bir kültür olduğuna inanıyoruz, yaşam şeklinden folklorik kıyafetlerine her bir şeyinin içine dahil olduğu bir kültür olduğuna inanıyoruz. Yani Muhabbet dili diyoruz” ifadelerini kullandı.

GRUP NASIL OLUŞTU?

Orjin olarak hepimiz müzik ile uğraşan insanlarız. Farklı farklı meslek ile uğraşan arkadaşlarımız var ama genelde hepimiz müzik ile uğraşan insanlarız. 15-20 yıldır müzik ile iç içeyiz. Grup içerisinde eğitmen olarak ta bu işi yapan arkadaşlarımız da var. Enstrümanist olarakta bu işi yapan arkadaşlarımız da var, solist olarakta bu işi yapan arkadaşlarımızda var. Meslek ise eğer bu o çerçeveye giriyorsa evet biz müzisyeniz.

Grup üç aylık bir süreden bu yana faal olan bir grup ve doğaçlama oluşan bir grup. Etnik olmasının sebebi ise, tamamen doğaçlama geliştiği için doğaçlamada çalmaya başladık ve hoşumuza da gitti. Sadece Türkçe değil, başka dillerde de şarkı söyleyebiliyorduk ve bunu da güzel yapıyoruz. Böyle bir fikir çıktı ortaya oda doğaçlama oldu daha sonrasında da gelişti.


BU İŞİN SIRRI NE?
Biz müzik üzerinden değerlendirdiğimiz için işin etnisitesi de zaten orada gizli. Yani beslendiğimiz kaynaklar belli yaşadığımız coğrafya belli, bu coğrafya üzerindeki beslendiğimiz zaten o etnisiteyi yaratan bu farklı farklı coğrafya üzerinden aldığımız ilham ve haz. Etnisite ilk oradan çıktı daha bu dile vuruldu. Biz hiç sözlü bir şey yapmadan enstrümental müzikte yapabilirdik ki, yaptıkta yapıyoruz da aynı zamanda. Dil bağlamında problem olur diye ama bunun içerisinde tabiî ki Türkçe sözlü müzikte yapıyoruz, Arapça sözlü müzikte yapıyoruz, Ermenice sözlü müzikte yapıyoruz ama müzik yapıyoruz ondan önce yani bizim için önemli olan müzik yapmamızdır. O müziğin içerisinde işte o kültür boyutunda belki bazen dil ile belki bazen oranın ezgisiyle öyle değiniyoruz. İşin etnisite boyutuda beslendiğimiz kaynaktan çıkıyor. Örneğin, ben Kürdüm, Türk olan arkadaşımız var aramızda, Arap olan var, Arap ve Kürt anne babadan olan var. Buda ayrı bir harman ve etnisite, yani bunu birbirinden de ayıramıyoruz. Belki etnik boyutunu belki böyle tabir edebiliriz.

DİL ÜZERİNDEN MÜZİĞİ DEĞERLENDİREBİLİR MİSİNİZ?
Biz biraz şunada inanıyoruz, müzik belli noktalarda dil üstü de bir şey, yani yalnızca dil üzerinden değerlendirebileceğin bir şey de değil. Çünkü, mesela hani ermeni ezgileri çalıyoruz ama dil veya sözcükler adına bir şey yok enstrümental çalıyoruz ama bu o kültürü yansıtmadığı anlamına gelmez yada o acının bir parçası olmadığı anlamına gelmez.

Sadece dile dayandırmanın doğru olmadığına inanıyoruz biz, yani bir kültür olduğuna inanıyoruz, yaşam şeklinden folklorik kıyafetlerine herbirşeyinin içine dahil olduğu bir kültür olduğuna inanıyoruz. Sadece dil bağlamında kalmamalı diye düşünüyoruz. Çünkü Filistinli bir gurubun ezgilerini de çalıyoruz biz söz mesela onda söz yok ama o ezgi o coğrafyanın ezgisi, o acıyı bende içimde hissederek bunu yapıyorum ama onda söz yok onda dil yok onun dili de bu müzik işte. Başlı başına herkesin ortak dilidir müzik.

AMACINIZ NE?
Amaç sonuç ilişkisi içerisinde gelişen bir durum değil aslında, çünkü amaçsa o anlamda hissetmeyeceğin şeyleri de yapabilirsin çünkü amaç o, ama bizde çok öyle bir şey yok. Çok dilli müzik yapacağız diye kendimiz kasarak yaptığımız bir şey değil. Ne hissediyorsak onu yapıyoruz. Şöyle bir kaygımızda yok, kendimizi çok fazla dikta edelim, bizleri çok fazla beğensinler diye bir kaygımızda yok. Tamda işte bu grubun nasıl oluştuyada bir cevap aslında o. Yaptığımız işe biz muhabbet dedik. Biz muhabbet ediyoruz dedik. Oturup şuan yaptığımız muhabbeti biz müzik ile yapmaya çalıştık. Belki kendimizi öyle rahatlattık. Birazda öyle başladı yani doğaçlama başladı kendiliğinden oluştu. Gruptaki herkes biraz kendinden parça koyarak his koyarak oluşturdu. Ondan sonra bir bütün oluşturduk. Bu muhabbeti de biz doğru bir şey yaptığımıza inanıyoruz birileri yanlış yapıyorsunuz dese bile biz doğru yaptığımıza muhabbet dediğimiz için bu muhabbetin içerisine insanların da dahil olmasını istiyoruz. Bu muhabbetin içerisine insanların da bizimle birebir aynı düşünmeleri değil ama acıları da varsa, sevinçleri de varsa bunu ortaklaştıralım istiyoruz. Biraz da böyle bakıyoruz. Bu dille de olur, müzik ile de olur, sadece tek bir enstrümental ile de olur, sadece bir nota ile de olur biz öyle bakıyoruz.

Bu ekibi bir arada tutan şey bir amaçtan ziyade bir muhabbet. Ne kadar iyi muhabbet ediyorsak o kadar birbirimize perçinleşiyoruz. Müziğe de muhabbet gibi bakıyoruz.

GRUBUN KENDİNE HAS BİR ALBÜMÜ VAR MI?
Şuan için yok, şöyle diyebiliriz. Yeni bir grup olduğu için şuan için yok ama tabiî ki de düşünüyoruz. Tabiî ki de bestelerimiz çalışmalarımız var ama şuan için biraz öteledik. Yani gruptan önce bestelerimiz var, yani o anki ruh haliyle bireysel olarak kendi düşüncenle yapılan işlerdir. Bu grubu ifade etmeyebilir, ve gruba dahil olan bütün arkadaşların da kendilerine ait çalışmaları var. Şimdi onları bir araya getirsek bir albüm çıkarabiliriz ama o ayrı bir ruh haliydi bu ayrı bir ruh halidir. Grup oluştuktan sonra şuan için kendimize ait bir bestemiz yok.

GRUP ÜYELERİ HANGİ ŞEHİRDE İKAMET EDİYOR?
Adana’da yaşıyoruz.
Aslında bizim mesaj verme gibi bir derdimiz yok. Biz bu işi yapıyoruz, böyle bir şey yapıyoruz, bunun da iyi ve güzel olduğunu düşünüyoruz. Bu muhabbete dahil olmak isteyen insanlar bizi dinlese bize yeter.

KONSER VE TURNELERİNİZ VAR MI?
Yaşadığımız şehirde halkımız ile bu muhabbeti pekiştirelim istedik ve ilk konserimizi Adana’da yaptık. Daha sonra İstanbul’da birkaç özel TV kanalının çekimlerine katıldık. Keyifli programlar oldu. Özel bir TV programında hem, muhabbet, hem müzik, hem de sohbet programı yaptık. Bir çok TV programında röportajlar yaptık. Diyarbakır’da bir etkinliğimiz ve dinletimiz vardı. Batman’da bir etkinlik yapmayı düşündük ancak bir problem yaşadığımız için onu ertelemek zorunda kaldık. Önümüzdeki günlerde Ankara’ya gidiyoruz.

DAVET ÜZERİNE Mİ GİDİYORSUNUZ?
Evet

YAPTIĞINIZ MÜZİĞİN TARZI NEDİR?
Belirli bir tarzı yok. Karışık bir şey ama aslında yaptığımız şey etnik müzik. Çünkü biz Japon müzikleri de çalıyoruz aslında. Japon ezgileri çalıyoruz, Filistin ezgileri çalıyoruz, Ermeni ezgileri çalıyoruz, İngilizce şarkılar söylüyoruz dolayısıyla isminden de belli olacağı gibi Etnik müzik yapıyoruz.

NE TÜR ENSTRÜMANLAR ÇALIYORSUNUZ?
Daha çok doğu sazları kullanıyoruz. Topuz kullanıyoruz, üflemelerimiz, kaval, dilli kaval, ney, bas gitarımız var, elektro gitar kullanıyoruz, doğu ağırlıklı perkisyonlar kullanıyoruz. Santür kullanıyoruz, santür çalıyoruz. Müzik icradan ziyade beslenme anlamında çok farklı tarzlardan besleniyoruz aslında. Bir çoğumuz cazz çok seviyoruz, bir arkadaşımızın etnik müzik beslenmişliği çok fazladır. Diğer bir arkadaşımızın Asya müziklerine hakimiyeti çok fazladır, diğer arkadaşımızın batı müziğiyle haşır neşirliği çok iyi yani çok farklı tarzlardan beslenmiş oluyoruz. Tüm bunların yanında etnik müzik icra etmiş oluyoruz ve tüm bu beslenmişlikler üretimimize de yansımış oluyor. Yaptığımız müziklerde çok blues doğaçlamaları görebilirsiniz. Yada çok daha doğu ritimleri , doğu ezgileri görebilirsiniz. Doğu derken dünya geneli bir doğu düşünün. 

ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer RÖPORTAJ haberleri


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA