Bu hayatta ne olacağı hiç belli değildir, belki oda onu seviyordur, oda senin gibi kendini ifade edememektedir, böyle olunca da iki kişi arasında olan mutluluk nasıl olacak, nasıl yaşanacaktır…

Bir erkek ve bir kadının yaşamını birleştirmesi için onca çaba, emek, harcanmaktadır. Peki, bu yaşama birlikte adım attıktan sonra belli bir süre geçtikten sonra ortaya sorunlar çıkabilmektedir, (zaten sorunsuz bir hayatta yoktur), bu sorunları birlikte aşmak gerekmektedir. Ama bakıyoruz ki günümüzde erkeklerin bu sorunu ne sorun olduğu bile değil. İncir çekirdeğini doldurmayacak kadar küçük olan sorunları kendi kafalarında dağ gibi, hatta okyanus gibi büyütmeleri ile birlikte çözüm yerine çözümsüzlük haline getirmeleri ile birlikte artık ortaya çıkan tüm çözüm yollarını da kapatmaktadır.

Yaşanan bu sorunlara artık bir neşter vurulmalı ve bu sorunların yaşanmaması için sorunları toprağa gömmeliyiz ki, bir daha böylesine sorunların yaşanmasının önüne geçebilelim.

Kadınların yaşaması için, hayatı el ele birlikte güzelleştirmek için yaşama sıkı sıkı sarılarak hayata anlam katılmalıdır. Artık gemiyi kıyıya vurmak gerekmektedir. Bir bakmışsın Dicle’nin haykırışı gibi, Fırat’ın akışı gibi son sözünü söylemek istemektedir, artık buna nasıl cesaret edecektir insan.

Çünkü insan kalbi, bir ağaç dalının yürekli duruşu gibidir. Karşılıklı sevgi de bunun yansımasını tıpkı bir ağaç yaprağı gibi asaletli olmasını istemektedir. Birbirini seven kişi, karşısında ki insanı yaşadığı şehir gibi içine sığdıramayacak kadar sevmeli, sevgisi kalbinin attığı kişiye layık olmalıdır…

Ama bakıyoruz ki bu böyle olmamaktadır. Bunlar hayal olarak kalıyor. Erkek ne yapıyor işi en kısa yoldan, gücü sadece kadına yetiyor, şiddete başvuruyor. Ve maalesef bunu yapmaktan büyük bir zevk alıyor. Yasalarda erkeklerden yana olduğundan dolayı bir günlük ya gözaltında kalıyor yada kalmıyor. Sonra da pişmanım deyip işin içinden çıkabiliyor. Kısacası erkek zihniyeti yine erkeği koruyor. Ya da hiç ceza verilmeden bırakılabiliyor.

Bazen daha beteri bile yaşanmaktadır. Bir ‘baba’ kızına şehvetlenebiliyor. Kadın cinayetleri hakkında, çocuk ve hayvan istismarı hakkında, yatılı okullarda ufacık çocukların uğradığı tecavüz hakkında tek kelimesi olmayan diyanet ise sanki 'erkeklerin' yanında yer almaktadır. Ama İslam dini kadına büyük önem vermektedir. İslam dini bunu hadislerle açıklamıştır; buna birkaç hadisle bakalım: “Sizin hayırlınız, kadınlarına hayırlı olan (iyi davranan)dır.” demektedir. (Müslim, Bir 149) bir başka hadiste ise: “Eşlerinize yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, sakın onları dövmeyin ve onları incitecek çirkin sözler söylemeyin.” (Ebu Davud, Nikak, 40-41), ve son olarak bu hadisi örnek verebiliriz: “Kadınlara hayırhah olun, onlara karşı hayır tavsiye ediyorum. Onlara hayırlı şekilde davranın. Hanımını döven, Allah’a ve Resulüne asi olur. Kıyamette onun hasmı ben olurum.” (R.Nasıhin) diye açıklamaktadır bizlere.

Biz ise ne yapıyoruz başkasına gücümüz yetmiyor, ne yapacağız evdeki çocukları ya da evimizde her türlü kahrımızı çeken kadınlarımıza el kaldırıyoruz, ama İslam dini bizlere bunları emretmemiştir, ama birde bizler utanmadan, sıkılmadan birde kendimize MÜSLÜMANIZ demekteyiz, böyle Müslümanlık olur mu peki?

Gerçekten bu nedir?

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol