KONDA Araştırma Şirketi’nin açıkladığı 10 yıllık toplumsal değişim raporu büyük tartışmalara neden oldu. Tartışmanın asıl nedeni ise Türkiye’de tabu olan değerlerde değişimlerin olması. Özellikle yüzde 99’unun Müslüman olduğu bu ülkede ateistlerin sayısının gittikçe yükselmesi büyük şaşkınlık yarattı.

Namaz kılanlar, kuran okuyanlar, türban takanlar ve oruç tutanlar kendilerini dindar olarak tanımlıyor. Fakat esasında din, sadece dini ritüelleri yerine getirmekle olmuyor. Çünkü ibadet bir bütündür. Biz bunu peygamberlerin yaşam biçimlerinden de biliyoruz. Peygamberler kendi yaşam biçimleri ile insanlık tarihinin en üstün ahlâka sahip kişileri olmuşlardır. Onlar, şahıslarında hem içinde yaşadıkları topluma, hem de daha sonra gelecek nesillere en iyi örnekleri sunmuşlar. Onların hayatları ve yaşayış tarzları, toplumlar için en ideal örnekler olmuştur.

Her biri ayrı bir devrimci olan peygamberler getirdikleri medeniyetlerle insanları; Kuran, İncil ve Tevrat gibi dinlerin önemli kitaplarında yazılan yasalara uygun bir yaşam biçimine kavuşturmak, Allah’a olan inancı yaratmak ve kendi yaşam biçimleri ile toplumlara örnek olmaktı.

Örneğin; Hz. Musa onun kavmine zülüm eden Firavuna karşı büyük bir mücadele vermiş, sapkın ve cehalette olan halkını hakka davet edip onları bu sapkınlıktan kurtarmıştır. Hz. İsa’nın yaşadığı dönemde de şimdiki gibi toplumda kaos vardı, gruplar toplumu kendi menfaat ve çıkarı için yönlendiriyordu. Bunun sonucunda yaratılan büyük bir adaletsizlik vardı. Hz. İsa, toplumdaki sınıflaşma ve haksızlığı önleyip adaleti tesis etmek istemiştir.

Hz. Muhammed ise, zengin-fakir, efendi-köle, büyük-küçük, kadın-erkek, şehirli-köylü ayrımı yapmadan insanları eşit tutardı. Hz. Muhammed, yüce bir ahlak üzerine yaratılmış ve en mükemmel ahlakı tamamlamak için gönderilmiştir. Mütevazi, alçak gönüllü, hoş görülü olan Hz. Muhammed, toplumda yaşanan birçok olumsuz şeylerin önünü almış ve kız çocuklarının toprağa diri diri gömülmesine engel olmuştur.

Dolayısı ile KONDA’nın araştırması sonucunda ateistlerin sayısının fazlalaşmasının en büyük nedeni yaşam biçimi ile alakalı olduğu ortaya çıkıyor. Çünkü görünen o ki ateistler esasında dinin ahlak ve adalet ilkelerine göre daha uygun yaşıyorlar. Peygamberlerin hayatlarından da örnek verdiğimiz gibi ahlak ve adalet çok önemli. Kendi kişiliğini ve yaşam biçimini ahlak ve adalet üzerine inşa etmeyen bir birey istediği kadar dini ritüelleri yerine getirsin hiç kimseyi kendisine inandıramaz.

Biz günlük yaşam içerisinde toplumun ahlaki anlamda ne düzeye geldiğini görüyoruz. Maalesef ki, ahlaki anlamda büyük bir yozlaşma var. Bir toplumda ahlak çok önemli; çünkü toplumu ayakta tutan ahlak ve adalettir. Ahlak ve adalet sadece insana karşı değil, doğaya karşı da gösterilmesi gereken bir şey.

Bu değerlerin yozlaşmasından kaynaklı insan hakları denen bir şey de kalmadı. Kendi hırsları uğruna toplumun adaletini katledenler de maalesef ki vicdandan yoksun yaşıyorlar. İnsan bugün olanları düşününce akla peygamberlerin kaos ve ahlaki anlamda çöküşü yaşayan toplumları hak yoluna getirmek için Dünya’ya gelip verdikleri mücadeleleri düşünmeden edemiyor. Şuan içinde yaşadığımız süreci de tam olarak böyle tanımlayabiliriz.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol