Günümüzde gazetecilik gelişen teknolojiye rağmen büyük zorluklar ve sıkıntılar yaşamaktadır. Bunda özellikle sosyal medyanın etkisi çok büyüktür. Hatta sosyal medya, televizyonun tahtını ciddi ciddi sallıyor. Fakat her şeye rağmen yazılı medya yaşamalı. Çünkü yazılı medya tarihtir, kentlerin, ülkelerin kısacası dünyamızın tarihidir ve geleceğe bırakılan en önemli eserdir.

Yazılı medyanın tarihi çok eskidir. Diyarbakır’da yazılı medyanın en önemli merkezlerinden biridir. Bu tarihte de böyleydi, bugünde böyle. Şimdi Diyarbakır’daki ilk gazetelerin durumuna bir bakalım.  

Diyarbekir'de yasal yayıncılığın tarihinin eski olması kadar yasal olmayan, gizli yayıncılığın tarihinin de çok eskidir. Mehmet Mercan’ın “Anadolu'da Gazetecilik ve Diyarbakır Basını’ kitabında, bu konu şöyle anlatılmıştır.

7 Aralık 1979 tarihinde öldürülen Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil'in 1954 yılında yayınlanan "Diyarbakır'da Basın Tarihi Üzerine notlar-Gazeteler Dergiler" adlı eserinde yazdığına göre, 1908 yılında Diyarbekir'de gizli yayınlanan, haftalık çıkan Kürtçe bir dergi olduğunu yazar. Ancak bu derginin nüshalarına bugüne kadar ulaşılamamıştır.

Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil'in, İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nce yayınlanan "Diyarbakır Basını ve Bölge Gazeteciliğimiz" adlı araştırmasında yazdığına göre, Diyarbekir'de biri el yazısı ile diğeri teksirle çoğaltılmış 2 gizli gazeteden bahseder.

Gazetelerin ilki, sürgündeki Bulgarların dayanma gücünü artırmak için 1875 yılında el yazısı ile ve Bulgarca yayımlanmış olan BIDNINA (İstikbal)'dir. İkinci en eski gizli gazete ise Ziya Gökalp tarafından 1898 yılında, Diyarbakır'da kurduğu gizli cemiyet için Şapıgrafla çıkardığı Türkçe "Bahar" isimli gazetedir. İki gazetenin de ömrü fazla uzun olmamıştır.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol