İran Ortadoğu’da etkili bir güç olmak için Yemen, Lübnan, Afganistan Irak, Suriye ve Gazze’ye kadar etki alanlarını her zaman genişletti. Özellikle de Şii grupları örgütleyip eğitti. Suriye savaşında gerek Hizbullah olsun, gerek kendi öz gücü olsun bire bir içinde yer aldı ve Esad’ı destekledi. Irak’ın iç işleyişinde de her zaman kendisine yer edindi ve etkili bir şekilde rolünü oynuyor.

İran özellikle de baş düşmanı olan ABD ve İsrail’e karşı kendisini Ortadoğu’da iyi bir şekilde konumlandırmaya çalışıyor. Nükleer anlaşmanın bozulması ve Suriye’de başlayan savaşla İran’ın ABD ve İsrail’e olan çelişkileri, gerilimi her geçen gün daha bir tırmandırdı. Son olarak Irak’ta yaşananlarla birlikte ABD daha öncesinde hedefine koyduğu İran’ın şah damarı olan Kasım  Süleymani’yi öldürdü.

ABD’nin suikast girişiminden sonra İran sürekli bir intikam yemini etti. Ve daha Kasım Süleymani’nin cenazesi yerdeyken Irak’ta ABD’nin iki üssünü vurdu. Süleymani’nin intikamı alındı diyen İran savaşı da istemediklerini vurguladı. Fakat herkes biliyor ki, İran kapsamlı bir savaşa hazır değil. Bu nedenle sembolik olarak ABD’nin üstlerini vurdu.   

ABD’nin Kasım Süleymani suikastı ise stratejik bir eylemdi. Çünkü Süleymani Irak’ta çok aktifti, hatta Irak’ı yönetiyordu diyebiliriz. Bölgeyi İran’a bırakmak istemeyen ABD, yaptığı eylemle İran’a bir çizgi çizdi. Ve çizginin dışına çıkmaması gerektiği uyarısında bulundu.

ABD’nin eylemine karşılık sembolik bir cevap veren İran, bir şeyler yapmak zorundaydı. Halkın tepkisini ve deyim yerindeyse namusunu temizlemek için karşılık verme zorunluluğunda kendisini sorumlu görüyordu. Bu yüzden İran’ın saldırısı danışıklı bir dövüşe dönüştü gibi…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol