622 yılında Arabistan’da ortaya çıkarak büyük bir hızla yayılan İslam dini, ilk yüzyıllar içinde İran, Suriye, Mısır, Mezopotamya, Kuzey Afrika ve İspanya’yı kapsayan geniş sınırlara kavuşmuştur. Böyle bir coğrafyada, farklı kronolojik dilimlerde ortaya konulan İslam Sanatı’nın en önemli kolunu mimari oluşturmaktadır.

İslam mimarisinde süsleme, dinî ve dindışı faktörler tarafından şekillendirilmiştir. Din dışı faktörler etnik, kronolojik ve coğrafi boyutlara bağlı olarak değişirken; İslam’ın özünden kaynaklanan etkenler her dönemde ana belirleyici konumunda olmuştur. Bunlar tevhid anlayışına bağlı olarak geliştiği düşünülen tasvir yasağı, soyutlama, stilize etme gibi özelliklerdir. 

İslam mimarisi uzun yıllar İslam’ın sanatı şekillendirici tek kaynak olarak kabul edilmesi nedeniyle bir bütün olarak ele alınmıştır. Bu sanatın, zaman ve mekân boyutlarına bağlı olarak taşıdığı farklılıkların göz ardı edilmesi İslam sanatıyla ilgili tartışılan konuların başında gelmektedir. 

Böylece gündeme gelen İslam’ın, sanatı biçimlendiren tek kaynak olup olmadığı yolunda cevaplanması güç sorular, farklı görüşlerin ileri sürülmesine neden olmuştur. D. Kuban, “Çok yönlü gelenekler ve binbir yüzlü fikirler ortamında on üç yüzyıl sürecek üniform bir sanat tasavvurunun doğduğunu ileri sürmek bilimsel bir masaldır” der ve İslam mimarisinin genel özellikler taşıdığı dönemin 11. yüzyıla kadar söz konusu edilebileceğini belirtir.

O. Grabar’a göre; Suriye topraklarının ele geçirildiği 7. yüzyılın başlarından Afrika’nın bir bölümünün Müslümanlaştığı 19. yüzyıla kadar uzanan bir tarih kesitinde, oldukça geniş bir alan üzerinde gerçekleştirilen İslam sanatını kendi içinde bir bütün olarak görmek mümkün değildir.

Bununla birlikte S. K. Yetkin, hangi bölge ve hangi zaman diliminde yapılmış olursa olsun İslam mimarisinin ortak bir görüntü sunduğu görüşündedir. Ona göre zaman ve mekân değişikliğine karşın eserlere birlik veren tek unsur her şeyden önce dinin kendisidir.

İslam düşünürü S.H.Nasr’ın, İslam’da dinin her alanı dolayısıyla sanatı da kapladığı yolundaki düşünceleri bu görüşleri destekler niteliktedir, hâkim olduğu toplum yapısını farklı yönlerden şekillendiren ve biçim değişikliğine sebep olan başlıca unsur olarak sanatın oluşumunda göz ardı edilemez bir etkiye sahip olmuşsa da; İslam’ı, sanatı yönlendiren tek kaynak olarak kabul etmek zordur.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol