türkçe porno anadolu yakası escort

CHP, NEREYE ?


Bu makale 2017-06-11 23:26:11 eklenmiş ve 2405 kez görüntülenmiştir.
Bayram YAŞLI bayramyasli@gmail.com

 

Yine CHP’yi yazacağım, yazmaya da devam edeceğim. Çünkü CHP hep yanlış yapıyor, yanlışlar yumağından bir türlü kurtulamıyor, kurtulmak için de çaba sarf etmiyor. Bunca akıl tutulmasına karşın, halen insanların gözünün içine baka baka yanlışlarında ısrar etmeleri, insanı adeta çileden çıkarıyor. Cumhuriyetin kurucu partisi olmakla övünen CHP, ne yazık ki Türkiye’nin sosyal, siyasal, sosyolojik ve kültürel gelişimiyle hiç orantılı olamayan bir akıma kapılmış gidiyor. CHP’nin söylemi ve eylemi bir türlü uyumlu olmuyor, olamıyor. CHP yöneticilerinin ağzından çıkan sözler, gerçek hayatla hep farklı rotalar izliyor.

 

CHP’nin içinde bu durumdan rahatsızlık duyan elbette çok sayıda politikacı var.  Onlar da seslerini çıkardıkları an, ya disipline sevk ediliyor, ya da kapının önüne konmak için bin bir dereden su getiriliyor. Tabi bu kesimin de sesi parti politikalarının değişimine yönelik hiçbir fayda sağlayamıyor. Hal böyle olunca da, CHP’de yenilenmeyi beklemek hayli zor görünüyor. Ama CHP lideri ve mevcut kadrosu sahada, soldan, sosyal demokrat olmaktan hep den vurmaktan da geri kalmıyor.

 

CHP lideri arada sırada da olsa ‘’Elimde belgeler var’’ dediği konuları bile bir süre sonra unutabiliyor veya bir daha gündeme getirmeyebiliyor. Oysaki sosyal demokrat bir parti gündeme ilişkin her şeyi halka sürekli götürebilmeli, meselenin kalıcılığını sürdürebilmelidir. Bunu yapmıyor, yapamıyor bir türlü. Kendini ‘’Devlet Erki’’ olgusundan kurtaramıyor. Son yıllarda muhafazakârlık kimliğine sarılmaları da işin bir başka boyutu. AKP ile yeri geldiğinde aynı söylem ve eylem çerçevesinde bir araya gelebiliyor ve geliyor. Bunu da ‘’ DevletinBekası İçin’’ olgusuyla dile getiriyor. 

 

CHP gerçekten ilginç bir parti. Musul’da IŞİD tarafından esir alınan konsolos Öztürk Yılmaz jet hızıyla milletvekili yapılmakla kalınmıyor, tepeden inme bir kararla partinin MKYK üyeliği gibi kritik bir konumla Genel Başkan Yardımcılığına getiriliyor. Bu zat, Suriye ve Irak politikalarında AKP’ den geri kalmayan açıklamalar yapmaktan bir türlü kendini alamıyor. Mübarek sanki AKP Dış İlişkiler ’den Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı. Eh, sormadan, soruşturmadan, birini milletvekili yaparsan, buna da katlanırsın demektir. Zaten CHP’den bu adama, ‘’sen neler söylüyorsun be kardeşim’’ diyen de çıkmıyor.

 

Yine Ergenekon sürecinde Silivri’den ayrılmayan CHP, bugün gazetecilerin, akademisyenlerin, seçilmiş siyasetçilerin ve yığınlarca masum tutuklanmalara hiç ses çıkarmıyor, güçlü bir tepki ortaya koymuyor. Çünkü CHP zihniyeti yine ‘’Devlet’’ olgusuna sarılarak, mıntıka temizliği yapılıyor gibi bir zihniyet akımına kapılıyor. Daha da önemlisi, AKP-MHP ittifakının kıyısında duruyor, kendisini demokrasi cephesine doğru atamıyor. Çünkü hala devletin partisi olmaya devam ediyor, toplumun partisi olmaya bir türlü evirilemiyor.

 

CHP’nin üstüne titrediği ‘laiklik’ ilkesinden de esnek bir noktaya gelmesinin temel nedeni de bu. Devlet aklı, ‘’teklik’’ uğruna ‘’muhafazakâr ve dindar’’ kesimle, muhaliflere karşı işbirliği kararı aldığı günden itibaren, CHP başta başörtüsü olmak üzere, dinle ilgili tutumunu değiştiriverdi. Bu çoğunun iddiasının aksine demokratik bir evrimin sonucu değildi, devlet kademelerinde alınıp CHP’ye tavsiye edilen bir kararın hayata geçmesidir. CHP’nin başörtüsü politikasıyla, cumhurbaşkanlığı seçiminde Ekmeleddin İhsanoğlu’nu MHP ile birlikte ortak aday gösterme kararı arasında bu açıdan fark yoktur. İkisi de partinin tabanında tartışılmaya başlanıp olgunlaştırılmış bir sürecin sonucu değildir, Ankara’nın karanlık dehlizlerinde alınmış kararların hayata geçirilmesinden ibarettir.

 

CHP bunlarla da yetinmiyor. Ankara kulislerinde son günlerde sıkça dillendirilen bir konu var. Bu öyle yabana atılır bir konu değil. MHP’den ihraç edilen başta Meral Akşener olmak üzere, Ümit Özdağ ve Yusuf Halaçoğlu gibi isimlerin partiye alınması için yapılan yoğun kulisler ayyuka çıktı. Anlaşılan CHP halen siyasi arenada ne aradığını, ne yapmak istediğini bilememenin ıstırabı içinde debelenip durmasıdır.

 

Bu ne demek, hemen söyleyeyim. Partinin şu anki yapısı içinde bulunan ve kendilerini halen gerçek CHP’li görmeyenlerle birlikte tamamen muhafazakâr- milliyetçi çizgiye oturtulması sağlanacak. Çünkü CHP’ ye dayatma var. Bu dayatmayı Cumhurbaşkanlığı ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri sırasında hayat bulması sağlanmıştı. Şimdi sıra, CHP’nin tamamen istenen çizgiye gelmesi ve yeniden dizayn edilmesi için senaryonun sahneye uyarlanmasını sağlamaktır.

 

CHP, bir yol ayrımında. Ya demokrasi cephesinde yer alacak ya da, ‘’Devlet aklı’’ ile ‘’ulusalcı’’ akımın yaydığı yüksek volüme kapılarak, yerinde saymaya devam edecek. Yazık, CHP tabanında tanıdığım ve yakın olduğum dürüst, üretken, gelişmeleri okuyabilen çok sayıda arkadaşım var. Hal böyle olunca da, CHP tabanında bu politikalardan rahatsız olanların kendilerini ifade edip geniş kitleleri etkileyebilecekleri bir platformları da bulunmuyor.

 

CHP bir an önce demokrasi ve hukukun üstünlüğüne inanan kesimlerle kol kola girerek, güçlü bir muhalefetle sesini duyuracağı yollar ve platformlar bulması şart. Bu ilkelere saygı duyan ve hayata geçmesi için mücadele iradesi ortaya koyan bütün kesimlere açık bir ‘’Demokrasi cephesi’’, sadece bir taktik işbirliğinin ötesinde, Türkiye’nin demokratik geleceğinin programını minimum düzeyde de olsa ortaya koymak zorundadır.

Sevgiyle Kalın…

 




 

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Antalya arkadaş
Antalya rent acar