antalya escort antalya escort
türkçe porno anadolu yakası escort

CHP, ADALETİ HERKES İÇİN İSTEDİĞİNDE HUZUR BULUR…


Bu makale 2017-06-18 23:56:54 eklenmiş ve 2310 kez görüntülenmiştir.
Bayram YAŞLI bayramyasli@gmail.com

 

Uzun bir süreden beri CHP ve yanlışlarını yazıp durdum. CHP öyle günahkâr ki, bunun azabını her çektiğinde önüne çıkan sorunlarla da debelenip durması kaçınılmaz oluyor. Bu günahları anlatmaya inanı ki kelimeler yetmez. Neydi yanlışları. Ana muhalefet partisi olarak, toplumsal tepkilere kulağını tıkaması, gözlerine bant çekerek görmezden gelmesi, konuşmamak adına ağzını adeta prangaya vurması. Bunlar mı sadece elbette ki hayır. Anayasa değişikliğine ilişkin önüne konan taslağa ‘’Yetmez Ama Evet’ diyerek, HDP milletvekillerinin tutuklanmalarına yeşil ışık yakmaları. Bile bile HDP milletvekillerinin yaka paça adeta dövülürcesine tutuklanmalarına sessiz kalmaları ve ‘’Adalet’’ diye haykıramamaları. İşte bunların alt alta toplanması bugünkü siyasi tablonun ortaya çıkmasına vesile olduğunu söylemek kanımca yanlış olmaz.

 

CHP, 21. Yüzyılda halen ‘Devlet Partisi’’ olma geleneğini sürdürmekte ısrar ediyor. Bu ısrarına karşılık, derin dehlizlerde hazırlanan projelere de ‘’Hayır’’ diyemiyor. Türkiye’de 1970’lerden beri MHP’nin ideolojik ve politik yapılanmasının hep kenarında duran CHP, yeri geldiğinde aynı tavrı sürdürmekte, birlikte hareket etmekte, karar almakta, hatta ortak aday gösterebilmekte. Bunları yaparken de hep ‘’Tekçi Devlet Geleneği’’ ne sarılmakta. Ama bugünkü tablonun önümüze koyduğu siyasi manevrada, MHP liderinin Enis Berberoğlu’nun tutuklanması üzerine, CHP’lilerin Ankara’dan İstanbul’a başlattıkları ‘’Adalet’ yürüyüşüne yönelik tehdidi es geçilir gibi değil.

 

Enis Berberoğlu’nun en üst düzeyde   müdahale edilen bir dava vesilesiyle tutuklanması CHP açısından bardağı taşıran son damla oldu mu, olmadı mı bilmiyorum, onu zaman gösterecek. Ancak, MHP’nin iktidar erkiyle anlaştığı üzere, HDP’lileri silindir gibi ezen tutuklama furyasının sonunda kendi partisine yöneldiğini gören Kemal Kılıçdaroğlu, ‘’Adalet’’ diye meydanlara inmesi iyi bir politik manevra. Ancak, bu eylemin sadece Enis Berberoğlu için değil, tüm tutuklu milletvekillerini kapsayan  ‘’Adalet’’ istemine dönüşmesi toplumsal bir mutabakatın da ilki olur. Bu da, CHP’nin yeniden gelişmeleri gerçekçi bir perspektifle ele almasını sağlar ki, o zaman da atacağı her adımın toplumsal sonuca gidebilmesinin önündeki engelleri bertaraf etmeye yarar. Aksi halde yine kendine yönelen bir harekete cevap vermenin ötesine geçmez.

 

Peki, Kılıçdaroğlu nereye kadar gidecek diye sormak gerekir. Sadece adaletsizliğe mi, yoksa ülkede kalıcı bir şekilde yerleşmeye başlayan faşizme karşı mı çıkıyor? Bunu henüz kestirmek mümkün gözükmüyor. Şimdilik sadece ‘Adalet’’ diye yürüyor. Bence yürümekle en doğrusunu yaptı. Yürümek iyidir. Yola çıkmak yeni bir başlangıcın işaretidir. Despotizme, faşizme, her türlü adaletsizliğe, hukuksuzluğa karşı en iyi ilaç ve tedavi yöntemi sokağa çıkıp yürümektir. Barışçıl ve demokratik bir hak olan yürüyüşe binleri, on binleri katarak.

 

Sokağa çıkmak, yürümek öyle hafife alınacak bir şey değil. Sokağa çıkan on binler, yüz binler olur, sonra milyonlar. Bu halk gücünün karşısında kimse duramaz. Talepler güncelleşir, sonuca gitmek gerçekçi bir hal alır, ancak dediğim gibi, hiçbir talebi yalnız kendine değil, tüm muhaliflere de istendiğinde hayat bulması inanırlığı kabul görür. 

 

Kılıçdaroğlu, şimdi sadece ‘‘Adalet’’  için yürüdüğünü söyleyip duruyor. Elbette ki,  adalet her şeyin temelidir. Bir ülkede adalet sağlanamıyorsa, hukukun üstünlüğü ve kanunların herkes için eşit uygulanması kuralı geçerli değilse hiçbir şey olmaz. Adalet talebi diktatörlüğe, faşizme karşı çıkıştır. Demokrasi ve hukukun üstünlüğünün talep edilmesidir. Herkesin adalete ihtiyacı vardır. Adaletin ortadan kaldırılmasına sebep olanların da bir gün adalete ihtiyaçları olacaktır.

 

Şimdi bu yürüyüşe katılım çağrıları yapılıyor. Baskıya, despotizme ve adaletsizliğe karşı her kesimden binlerin, on binlerin birlikte yürümesi talep ediliyor. Bu yürüyüşün sadece Enis Berberoğlu’nun kapatıldığı İstanbul Maltepe’deki zindana kadar yapılması yetmez, “Yürüyüş, HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Edirne’de yattığı zindana kadar devam etmelidir” deniliyor.

 

Bu büyük yürüyüşün adalet ve demokrasi hedefine ulaşabilmesi, yürüyüşün ‘Demokrasi Yürüyüşü ’ne dönüşmesi ile mümkün olabilir. İktidar daha şimdiden muhalefet güçlerini bölmenin hesaplarını yapıyor. Enis Berberoğlu’nun serbest bırakılması sağlanmalı, ama böyle bir sonuç, bu yürüyüşü asla durdurmamalı. Kürtler ve diğer muhalefet güçleri asla dışlanmamalı. İktidarın bu yürüyüşü boşa çıkartma hamleleri ancak bu sayede engellenebilir.

 

CHP, toplumla yeni bir sözleşme imzalamaya hazırlanmalı. Tüm muhalif güçlerle, dil, din, renk, mezhep ayrımı yapmaksızın. İlkeler bazında yapılacak bir toplum sözleşmesi Türkiye’de siyasetin rahat bir soluk almasının yanı sıra, tüm adaletsizliklerin, hukuksuzlukların, baskının, zulmün son bulma umudunun da yeşermesine, filizlenmesine zemin hazırlar, sonuca gitmesi sağlanır. Aksi takdirde, yürüyüşün de, adalet istemi de hiçbir anlam ifade etmeyeceği gibi başarı şansının da olmasını beklemek hayalden öte gidemeyeceğini ortaya çıkar ki, o zaman da siyasi erkin istediği olur.

 

Yazıma adeta ayna tutan bir fıkrayla noktalamayı yerinde bulduğumu söylemekten kendimi alamayacağım. Fıkranın başlığı ‘’Biz Ermeni’yi vermeyecektik’’ arkadaş.

 

‘’Günün birinde bir Ermeni papaz, bir Kürt, bir Türk çok susamışlar, bir bağa girip karpuz kesmişler. Bağın sahibi yetişmiş, ama üçünü birden dövmesi zor. Papazı cüppesinden çekip yere çalmış, “Ulan bu ikisi benim din kardeşlerimdir, sen ne hakla bağıma giriyorsun” Ve başlamış dövmeye.

Sonra Kürt’e dönmüş, “Ulan, sen Müslümansın ama benim kanımdan değilsin, hangi hakla karpuzumu yiyorsun” demiş, onu da pataklamış. 

Sıra Türk’e gelmiş. “Anladık, Türk’sün ve Müslümansın, ama hangi hakla karpuzumu kestin” demiş, ona da girişmiş. Türk dayağı yiyince aklı başına gelmiş ve “Ah ah, biz işin başında papazı dövdürtmeyecektik” arkadaş demeye başlamış.

 

CHP’ de, HDP’lileri dövdürtmeyecekti, seyirci kalmayacaktı arkadaş.

Sevgiyle Kalın…



 

 

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi