antalya escort
türkçe porno anadolu yakası escort

BU ANKET DOĞRUYSA DURUM ÇOK VAHİM (2)


Bu makale 2015-01-20 09:01:26 eklenmiş ve 3339 kez görüntülenmiştir.
Celal KUZU celal_1975@hotmail.com

Ipsos KGM Araştırma Şirketi’nin her iki yılda bir yaptığı ‘Türkiye’yi Anlama Klavuzu’ 15 bin 953 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmada, ‘Kadının çalışması için eşinin izni şart mı’ sorusuna erkeklerin yüzde 69’u evet cevabı verirken, evet diyen kadınların oranı yüzde 57 oldu.
Evlilik toplumun dinamik taşlarından biridir. Evlilik kurumunun çocuklar başta olmak üzere tüm aile üyelerinin sevme, sevilme, ait olma, saygı görme, toplumsal statü, kendini gerçekleştirme gibi ihtiyaçlarını gidermede en önemli kurumdur.
Evlilikte paylaşma, dayanışma, ekonomik işbirliği, iş bölümü gibi özelliklerin de önemli olduğunu bir gerçektir. Evlilikte karı kocanın birbirlerine sevgi, saygı, anlayış içinde olduğu müddetçe büyük bir problem yaşanmayacaktır. Eşlerden izinden maksat eşiyle yeni bir işe başlamak için beraber karar vermekte olabilir. Direk eşinin rızası almakta olabilir. Kimi erkekler evlenmeden önce özellikle çalışmayan bayanlarla evlenmek ister. Böyle bir durumda evlenen ve evlenmeyi kabul eden taraflar var ise tabiidir ki eşinden izin alması doğaldır. Olayın başka bir boyutu da vardır. Eşler birbirine güvendiği halde çevreden duydukları, şahit oldukları olaylar karşısında eşlerinin çalışmasını istemeyebilir.
Hemen hemen hepimiz şahit olmuşuzdur. Sokakta elektrik direk veya panolarının üzerinde, apartman duvarlarında iş ilanları. Aynı ilan aylarca yenilenip tekrardan veriliyor. İlanın içeriği bayan personel, dolgun maaş, sigorta, yemek, servis v.s. acaba işsizlerin çok olduğu bir dönemde ve özelikle çalışmak isteyen bayanların çok olduğu dönemde niye bu ilan sahibi bir çalışan bulamıyor? Niye sürekli aynı ilanı yayınlıyor? Dikkat ederseniz evet diyen kadınların oranı da anımsanmayacak kadar yüksek. Bunun en önemli nedeni topluma olan güvensizliğimizdir. Bayanlara yapılan tacizler bu güvensizliğin en önemli unsurudur. Bu izin alma meselesi bu güvensizlikten dolayı ise durum vahim.
Televizyon tembelleştiriyor
Yapılan bu ankete göre ‘En sevdiğim şey televizyon izlemek’ diyenlerin oranı yüzde 84 olarak saptanmış.
Televizyon özü itibariyle yararlı bir teknoloji harikasıdır. Tabii ki doğru kullanan için yararlıdır. Peki, doğru kullanamayanlar için ne olur. Tabi ki zararlı olur. Bizler televizyonu doğru kullanabiliyor muyuz? Televizyon kanalları buna imkanda vermiyor mu? Birçok televizyon programı insanların sadece hoş! (boş) vakit geçirmeleri için tasarlanmıştır. Bundan dolayı insanlar hoş! vakit geçireceğim diye farkında olmadan tembelliğe, düşünme yetimizin kaybına yol açmaktadır. Düşünün televizyon evlere girmeden önce toplum ne haldeydi. Şimdi ne halde… Eğer olumlu bir değişiklik söz konusu ise, demek televizyon bize olumlu bir şeyler katmıştır. Toplumumuzun geneli ise, bu fikirde değildir.
Fazla televizyon seyretmenin zararlarını tek tek yazmaya gerek yok. Bir çoğumuzda biliyordur, günümüzde televizyon girmeyen ev hemen hemen yok. Hatta bazı evlerde bir yerine birkaç televizyon bulunmaktadır. Toplumumuzun birçoğu ortalama 4 saatte yakın zamanını televizyon başında geçirmekte. Genellikle en çok televizyon seyredilme saatleri 18:00 dan sonra ve diziler bu saatlerden sonra verilmektedir. Sevdiğiniz! dizilerden bir tanesi seyretmek için yaklaşık 3 saatinizi televizyon karşısında geçiriyorsunuz (bu dizi ortalama 3 saat boyunca reklamlarla beraber sürüyor). Siz bütün hayatınızı bu sevdiğinizi dizilere doğru yönlendiriyorsunuz. Bu yönlendirmeniz içine, çocuklarınız, anneniz, babanız, akrabalarınız ve bütün sevdikleriniz giriyor. Siz onlarla ilgilenmek ve zamanınızı onlarla geçirmek yerine zamanınızı o sevdiğiniz! filmlere harcıyorsunuz. Diye bilirsiniz ki, “diziyi seyrederken stres atıyoruz.” Evet, o anda belki stres attığınızı düşünürsünüz. Ancak zamanınızın çoğunu televizyon başında geçirmek stres atmaktan çok, stres yaratmaya yöneliktir. Çünkü, araştırmalara göre fazla televizyon setretmek, TV’nin yaydığı Leptin ve Ghrelin ışınlar hormonları etkileyerek vücutta hormonal dengesizliklere yol açar, ve buda insan vücudundaki hem psikolojik, hem de fiziksel hastalıklara yol açmaktadır. Buda stres oranını artırmaktadır. Düşünme yeteneğimizi köreltmektedir. Düşünemeyen toplumlar üretemez, gelişemez v.b. bundan dolayı yüzde 84’lük oran vahim bir oran…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA