antalya escort
türkçe porno anadolu yakası escort

ŞİTİL VE TOHUM…


Bu makale 2017-07-03 17:37:01 eklenmiş ve 2209 kez görüntülenmiştir.
Şahin AKÇAP sahinakcap@hotmail.com

İran’ın Urmiye kentinde yaşayan halamızın oğlu, eşi ve kızı Türkiye’ye misafirimiz olarak gelmişlerdi.

“Hadi bu görev senin, düş yanlarına bir güzel gezdir ülkeyi.” Dedi Van’da büyüklerimiz.

O sıralar Van’da yaşıyoruz ama yaz tatili için Antalya’dayız.

Tatili yarım bırakıp uzun bir yolculuktan sonra Van’a döndük ve halaoğlunun maşini (otomobili) ile ya bismillah diyerek yollara düştük.

Aylardan Temmuz. Geçtiğimiz yerlerde türbelere, camilerle, ören yerlerine uğrayarak fotoğraflar çekiyor, yol boyunca arabanın teybinden halaoğlunun çok sevdiği İbrahim Tatlıses’i dinliyoruz. Eh misafir ya başa gelen çekilir diye ses etmiyoruz.

Halamızın oğlunun eşi Feride Hanım tam bir çiçeksever.

Şanlıurfa’da Feride Hanımın çiçek sevdası yüzünden bakın neler geldi başımıza.

Balıklıgölün yanından geçip Hazreti İbrahim’in anısına yapılan camiinin önündeki şadırvanda abdest alıp dua etmek için hazırlık yaparken, üstümüzdeki değerli olan her şeyi Feride Hanım’a teslim edip:

“Çeşmenin başından ayrılmayın.” Dedik.

Feride Hanım başını evet diye sallasa da aklı fikri çeşmeyi kuşatan çiçekler de. Elindeki kâğıdı külah yapmış çiçeklerin kimisinin tohuma dönüşenlerini topluyor.

Namazımızı kılıp dua edip döndüğümüzde gördük ki Feride Hanım da kızı Neyir de bir hayli uzaklaşmış çeşme başından.

Halaoğlu birde durdu ve elini kaldırıp:

“Feride nerede çanta?” Dedi.

Feride hanım şaşkın. Elindeki çiçek tohumlarını tuttuğu külahı sıkı sıkıya tutarak:

“Çeşmenin başında!” Dedi.

Çeşmeye doğru koştuğumuzda Feride hanıma teslim ettiğim deri el çantalarının yerinde yeller esiyordu.

Halaoğlu kızarmış, morarmış, ağzından köpükler saçılıyor:

“Nettin? Nettin getti çantalar!” Diye haykırıyor.

Panik içindeyiz.

-Durun camiinin imamına haber verelim duyurusun. Bir bulan vardır elbette.” Dedim.

Kapının önünde bağış toplayan görevli dâhil her kese sorduk eyvah ki çantayı gören olmamış.

Şadırvan’ın yanındaki kanepelerden birine oturduk. Halaoğlu sürekli dövünüyor:

“Çantanın içinde Dolar, Mark, Türk parası, İran Parası bir kenara pasaportlarımız vardı. Şimdi kime asıl anlatacağız.” Diyor da başka bir şey demiyordu.

Feride Hanım sanki dilini kaybetmiş, kızı Neyir sus pus ve ben de çareler arıyorum.

-İsmail abi dövünmekle olmaz. Hemen karakola gidip durumu anlatmalıyız. Dedim.

Boş gözlerle bakan halaoğlu:

“Aparan geri getirmez.” Diyor da başka bir şey demiyor.

Feride Hanıma kaş göz edip elindeki tohum dolu külahı kızı Neyir’e verdirdim.

Artık tek yol gidip yaşadığımız durumu resmen karakola bildirmekti.

Şadırvanın yanından ayrılıp arabamıza doğru yürürken siyah şalvarlı, başında egali olan bir adam el sallayarak bize doğru koştu:

“Ağalar siye bi şe soracam. Kaybettiğiniz ne?” Dedi.

Hem soruyor hem de elinin birini arkasında saklıyordu adam.

Halaoğlu durumu fark etti.

“Çantamız, el çantamız, içinde pul da var pasaportta, pullarımız senin pasaportumuzu bize ver dedi.”

Adam çantayı uzattı.

“Ağa pul da senin ne varsa da senin. Hele bir aç içini bak eksiğin var mı?”Dedi kaşlarını çatarak.

İsmail ağa çantayı kapar gibi aldı, fermuarını zırt diye çekip açtı. Pasaportlar ve bir tomar gıcır gıcır banknotlar olduğu gibi duruyordu.

Sevinçle kara şalvarlı, başı egalli Urfalıya sarıldı:

“Allah razı olsun senden!” Dedi. Banknot destesinden en çok rakamlı bir parayı çekip aldı adama uzattı:

“Bu senin gardaşım. Anan sütü gibi helal.” Dedi.

Urfalı elinin tersiyle parayı itti:

“Olur mu? Bi Allah razı olsun demen yeter ağa!” Dedi. Yanımızdan uzaklaşıp gözden kayboldu.

Bütün bir Türkiye’yi gezdirdim halaoğluna… Antalya, İzmir, Bursa…

Van’a dönüşte onca gördüklerinden anlattığı tek şey koca yürekli Urfalının dürüstlüğü, mertliğiydi.

Feride Hanım her yerde topladığı çiçek tohumlarını özel bir minik torbada topladı. Tohum kesesinin adını ANADOLU koydum.

-Vatanına gittiğinde bu çiçeklerden şitil eyle, kohomlara (akrabalara) dağıt ki Türkiye ne yahşi vatan desinler. Dedim.

Kadınlar işte… Kimi tohuma can verir, kimi çaktırmadan kopardığı bir çiçek dalını saksısına eker hayatına güzellikler katar.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
GSS Borç Sorgulama
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi