türkçe porno anadolu yakası escort

CHP, NE YAPMALI…


Bu makale 2017-07-17 09:10:48 eklenmiş ve 2751 kez görüntülenmiştir.
Bayram YAŞLI bayramyasli@gmail.com

 

Türkiye her geçen gün biraz daha karanlık sarmalına doğru adım atıyor.  Türkiye, dış dünyanın yalnızlaştırdığı, iç siyasetin diken üstünde dahi, yol almasının engellendiği bir ülke pozisyonunda. Peki, ne olacak, nasıl olacak, bunca değerler bir ihtiras uğruna yok mu edilecek? Kutuplaşma devam mı edecek? Bütün bunları yok saymak, direnmemek, susmak neyin payesi olacak.

 

Evet, Türkiye’de başta ekonomi, siyaset hiç de iyi bir rota izlemiyor. Siyasilerin tavrı, söylemleri kitleler üzerinde kutuplaştırmayı, ayrıştırmayı her geçen gün daha da derinleştiriyor. Özellikle iktidar erkinin, MHP ve Vatan Partisi’ni de yanına alarak, dışladığı ana muhalefet ve muhalefet partilerini adeta terörist ilan etmesi bir facianın eşiğini işaret eder tarzda. Siyaset dili çok hassas, en ufak bir işaret, söz, eylem kitleler üzerinde derin izler bırakıyor. Bu izler süreç içerisinde, umulmadık yaralara bürünür ve bir virüs gibi yayılabildiği kadar yayılma gösterir.

 

Bu kısa belirlemelerden sonra, ana muhalefet ve muhalefet partilerine büyük görevler düşüyor. Özellikle, CHP’nin son günlerde ortaya koyduğu tavır çok önemli… İktidar erkinin tüm saldırılarına karşı, soğukkanlılığını koruması gelecek adına umut verici. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun öncülüğünde Ankara’dan İstanbul’a 449 Kilometre yürüyerek, ‘’ADALET’’ istemek Dünya siyasi literatürünün ajandasındaki sayfalarında kendine yer buldu denebilir. Onunla yürüyen herkes, geniş bir toplumsal ittifakın oluşmasının tohumlarını attılar adeta. Bu yürüyüş ve tavır, Türkiye için yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.

 

AKP’nin toplumsal muhalefeti reddetmesi karşısında, CHP’nin elitlere ve kurulu düzene karşı yeni politik adımlar atması gerekir. Bu politik tavır, demokratik katılım yollarını açık tutan, çoğulculuğu dışlamayan bir içerikler bütünselliğini kapsamalıdır.  Siyasi partiler, toplamsal yaşamın en dirençli kurumlarının başında gelir. Ancak, büyük toplumsal ve siyasal altüst oluşlar doğal olarak partilerde, önemli değişiklikler yaratır. Bununla birlikte parti reformuyla değişimin planlı programlı bir şekilde yönetimde bulunanların girişimiyle başlatılması ve uygulanmasıyla gerçekleşebilir.

 

‘’Adalet Yürüyüşü’’nün bir son değil, bir başlangıç olduğunu göstermek için CHP’nin yeni bir başlangıçla, yol alması artık kaçınılmaz bir hal alıyor. CHP’nin bunu görmezden gelmesi, eski kalıplaşmış söylem ve davranışlarını tekrar etmesi halinde, eylemin de ruhuna aykırı olduğunu ortaya koyar.  Bu da, ileriki süreçte geliştireceği siyasi atılımların önünde engel oluşturacağı gibi, gelişebilecek toplumsal tepkiler karşısında ilkesizliği nedeniyle de itibar kaybına uğraması kaçınılmaz olacak.

 

Sonuç olarak toplumsal yaşamdaki bölünmelerin siyasetin ana konusu olması, siyasetçilerin söylemleri ve kullandıkları dil ve sembollerle sonuca gidebilmeleri sürecini iyi değerlendirmek gerekir.  CHP, ‘’Adalet Yürüyüşü’’ ile başlatmış olduğu yeni dönemin ruhuna aykırı olan tüm siyasi argümanlardan kendini arındırmasının yanı sıra, parti politikalarını ve kitlesel çalışmalarını da toplumsal gelişmeleri iyi okuyan, donanımlı bir ekiple yürütmesi gerekir.

 

CHP, korku sarmalı ile artık politika yapılmayacağını her şart altında ve her koşulda dile getirmeyi ihmal etmemeli. Kendisiyle politik temelde bir araya gelen ve gelmek isteyen tüm siyasi parti ve demokratik kitle örgütleriyle bağını her daim geliştirmeli. Çünkü iktidar erkinin yanına aldığı ayrıştırıcı, milliyetçi, muhafazakâr parti ve kesimlerle ancak böyle mücadele edebilir ve kitleler nezdinde itibar kazanabilir.

 

CHP’yi aslında zor günler bekliyor. Bu zor günlere karşılık, başarıya koşan bir atmosferin de bulunduğunu görmezden gelmek gerçeklerle bağdaşmaz. Ancak yukarıda izah ettiğim toplumsal gelişmeleri iyi okuyan ve kendini ‘’Tekçi Zihniyetten’’ arındırmış, bir CHP kitleler nezdinde itibar görebilir. Aksi yönde atacağı tüm adımlar, söylemler, kitlesel eylemleri sadece kendi tabanına yönelik olmanın ötesine geçmez ki, bu da bu siyasi atmosferde ‘’İntihar’’ etmekle eşanlamlı olur.

Sevgiyle Kalın…

 

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA