türkçe porno anadolu yakası escort

HAKİKAT


Bu makale 2017-09-05 17:36:07 eklenmiş ve 1759 kez görüntülenmiştir.
Güneş OCAĞA gunesocaga@gmail.com

 

Hakikat nedir dendiğinde, her kesin bir hakikati vardır denir. Evet, her kesin bir hakikati vardır. Ama bu hakikat kişiye göre bir hakikat değildir.  Hakikat bir bütün ve uyumdur. İnsanın salt bedeni ve ya beyni değildir. Hakikat var oluş ve bu var oluşu geliştirmedir. Yine toplumsal anlamda değerlendirdiğimizde, toplumun var olduğu ve bu varlığı bilgeleriyle geliştirip güçlendirmektir. Ama bu bilgeleri ahlaki bir şekilde geliştirmektir. İnsan,toplum,doğa varlığını birleştiren, besleyen bir ilişkidir.

 

Hakikat, dendi mi akla olumlu ve güzel şeyler gelir; iyi, güzel, huzur, mutluluk, sevgi aşk, ahlak, vicdan, doğruluk, güven. Pozitif kavramları çağrıştıran hakikati negatif kavramlarla anlatamayız. En hakikat dışı insan bile hakikati yanlış tanımlayamaz. Yaptığı yanlışın, hakikat karşısında yanlış olduğunu bildiğinden dolayı, hakikat düşmanı olabilir, fakat hakikati çarpıtamaz. Hakikat erdemli, dürüst, doğruluk olarak nitelendirilir. Hakikati yok etmeye çalışanlar, yalancı, bencil, dürüst olmayan, adaletsiz olandır. Yanlış bilgi inşa ettiğimizde, toplumun özünü boşaltmış oluruz. Yozlaştırırız, onu kendi gerçeklik ve hakikatinden uzaklaştırmış oluruz.

 

Hakikati peygamberlerden de örneklendirebiliriz. Hz. Adem’den, Hz. Muhammed’e  kadar bütün peygamberler hak ve hakikatin temsilcileridir.

 

Hz. Muhammed bir hadiste “Allah, sizin bedenlerinize ve şekillerinize bakmaz. O sizin kalplerinize ve amellerinize bakar” buyurarak, Allah’ın imajları değil, hakikati esas aldığını ifade etmiştir.

 

Hz. Muhammedin hakikati

 

Toplumun hakikat gerçekliğini Hz. Muhammed’den önce ve sonra da ele alabiliriz.

 

Hz. Muhammed’den önce Arap toplumunda, fuhuş, içki, kumar ve yıllarca süren kan davaları vardı. Kadınlara pek değer verilmezdi. Kız çocuğunun doğması utanç vesilesi sayılarak diri diri toprağa gömülürdü. Güçlü olanlar zayıfları ezmekteydi. Özetle o günkü toplum en karanlık dönemini yaşamaktaydı. 

 

Hz. Muhammed, İslamlığı yaymaya başladığı ilk yıllarda Mekke’de gördüğü aşırı baskı nedeniyle Medine’ye göç ediyor. Mekke'den Medine'ye hicret ettikten sonra Medine'de yaptığı faaliyetlerde toplumsal bir değişim yapmıştır.

 

Medine, kuzeyden ve güneyden gelen çeşitli kabilelere mensup göçmenlerin oluşturduğu bir şehirdir. Bu şehrin nüfusunu oluşturan insanların iki gruba ayrıldığını görmekteyiz. Kuzeyden gelen Yahudilerle, güneyden Yemen'den gelen Evs ve Hazrec kabileleri.

 

Yahudiler, Medine'ye göç ederken Suriye'deki ziraat ve sanat kültürlerini de buraya getirmişlerdi. Ancak zamanla onlar da Medine'deki Arap toplumundan etkilenerek yavaş yavaş Araplaşmışlardı.

 

Medine'de Yahudilerin dışında yaşayan gruplar da vardı. Bunlar, aralarında az sayıda Hıristiyan barındıran ve Evs ve Hazrec kabilelerinden meydana gelen Arap topluluklarıydı. Evs ve Hazrec kabileleri Yemenli Ezd kabilesine bağlıydılar.

 

Birbirleriyle anlaşamayan ve çatışma halinde olan Arap ve Yahudi kabilelerinin oluşturduğu Medine'de içtimai durumun müsait olduğu kadar, kabilenin reisi olan şeyhin yönetimiyle organize olmuş ve kabile hayatının aşılamadığı politik ve siyasi durum da, Hz. Muhammed'e yapacağı değişim için girişim yapmaya ve değişimi başlatmaya hayli müsaitti.

 

Hicret, Medine'de yeni bir toplumun inşasının başlangıç noktasıydı. Mekkeli müşriklerin ileri gelenlerinin kabul etmediği veya kabul etmek istemediği yeni bir sosyal yapının oluşmasındaki ilk hareket noktasıydı.

 

Kardeşlik sistemi, Medine toplumunda meydana gelen en çarpıcı ve dikkate değer değişimlerden bir tanesidir. Bu Medine'de uygulamaya konan ilk değişim örneklerinden biridir.

 

Hz. Muhammed tarafından yeniden yapılandırılmaya çalışılan Medine İslam toplumunda sınıflaşma mantelitesi ve toplumda sınıflar arası çatışma söz konusu olmamıştır. İnsanlar gelir düzeyi az ve çok olanlar diye gruplara ayrılmamışlardı.

 

Kabile Merkezli Bir Toplumun Dini Merkezli Topluma Doğru Değişimi olmuştur.

 

 Hz. Muhammed, önce fikirde birliği sağladıktan sonra toplumun diğer kurumları ve işlevleri üzerindeki birliği sağlayarak kabile anlayışına dayanan bir toplumu, dini anlayış ve hassasiyetlerin oluşturduğu bir toplum yapısına dönüştürmeyi başarmıştır.

 

İnsanlığı rahminde taşıyan, yürekli kadınların durumu, Arap toplumunda olduğu gibi Medine toplumunda da pek parlak değildi. Hatta toplumda yok sayılan bir unsur olduğunu söylemek bile mümkündür. Ancak İslamiyet, kadının oldukça kötü olan durumuna da ‘dur’ demesini bilmişti. Başlangıçta Medine, sonra bütün Arap yarımadasında kadın için parlak bir toplum hayatının başlangıcını yapmıştı.

 

Hz. Muhammed ümmet adıyla yeni bir toplumun oluşmasını sağlamanın yanında, yeni din Arap ahlaki değerlerini de yeniden yapılandırdı.

 

İnsanlığın, barış ve huzura ihtiyaç duyduğu günümüzde, Medine İslam toplumunun oluşum sürecinden ve Hz. Muhammed'in insanlığa sunduğu evrensel mesajlardan alınabilecek pek çok örnek olduğu kanaatindeyiz.

 

Hz. Muhammed’in hakikati topluma doğru yön vermiş ve insanlığa değer vermiştir. Dolayısıyla toplum öncüleri hakikati inanç, din, felsefe ve bilimle dile getirmişlerdi.

 

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA