türkçe porno anadolu yakası escort

ÖLECEĞİNİ BİLSE DE NEFES ALMAYI İSTER


Bu makale 2017-09-12 16:35:49 eklenmiş ve 1505 kez görüntülenmiştir.
Güneş OCAĞA gunesocaga@gmail.com

 

Son yıllarda en çok duygu ve beynimizi yaralayan, meşgul eden kavram savaştır. Beynimizden dilimize akan savaş kelimesi yıkım, ölüm, açlık ve mülteciliği resmediyor.

 

Savaşı anlaya bilmek için bazen yaşamak gerekmiyor. Çünkü son yıllarda yaşanan savaşlarda gördüğümüz insanlık dramıyla, savaşın ne kadar acı bir şey olduğunu anladık. Ölen insanları gördüğümüzde, ölümü hissettik, yıkılan evleri gördüğümüzde içimizden bir şeyler yıkıldı. Göç yollarında insanları gördüğümüzde gözyaşlarımızı tutamadık...

 

2010 yılından beri Ortadoğu’da, diktatörlere karşı verilen savaşlarda birçok insan hayatını kaybederken, birçoğu da ülkelerinden göç etmek zorunda kaldı.

 

Diktatörlere karşı ilk kıvılcım Tunus’ta atıldı. Tunus’la başlayan kıvılcım Arap Bahar’ına dönüştü.

 

17 Aralık 2010 tarihinde Tunus’un SidiBuzid kentinde polisler, manavlık yapan 26 yaşındaki Muhammed Buazizi’nin sattığı mallara el koymuş ve kendisine kötü muamelede bulunmuştu. 26 yaşındaki Buazizi bunun üzerine belediye binası önünde üzerine benzin dökerek kendisini yakmıştı. Buazizi, ölmeden önce "Yoksulluğa son, işsizliğe son” diye de haykırmıştı. İşte bu olay Tunusluları sokaklara dökmüş ve protestolar Arap Bahar’ının tetikleyicisi olmuştu.

 

Yapılan protesto sonucu birçok Arap ülkesi, Tunus’tan etkilenip özgürlük için savaşmıştır. Tunus, Mısır, Libya, Suriye, Bahreyn, Ürdün, Yemen gibi ülkeler Arap Baharı’ndan etkilenen ülkelerdir.

 

Fakat bu savaşta en çok bizi etkileyen ülke Suriye olmuştur. Suriye’de gösteriler 26 Ocak 2011’de Dera’dabaşlamış ve 15 Mart günü büyük bir halk hareketine dönüşmüştür. Göstericiler Baas rejimini devirmek amacıyla isyan çıkarmaya başlamıştı.Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad karşıtı göstericilere güvenlik güçleri ateş açmıştı ve 4 gösterici hayatını kaybetmişti. Dera'da yaşanan ölümler, Esad karşıtı gösterileri kısa sürede Humus ve Cisr el Şugur gibi Dera'ya kilometrelerce uzaklıktaki noktalara taşımış ve bir süreden sonra Suriye’nin her tarafına yayılmıştır. Bunu fırsat bilen aşırı dinci guruplar DAIŞ adı altında bir yapılanmaya gidip, Rakka’yı ele geçirdi. DAIŞ Suriye savaşında gövde gösterisi yaptı ve kendini dünyaya en kanlı örgüt olarak tanıttı. Kaçırdığı kadınları köle pazarlarında satıp, kestiği kafalarla ve öldürdüğü çocuklarla ne kadar vahşi bir yapılanma olduğunu göstermişti. DAIŞ’ın vahşetiyle birlikte insanlar canlarını kurtarmak için göç etmeye başladı.

 

Göçlerden sonra, artık biz savaş kavramını bir kenara bırakıp  göçmenlerin dramlarını gördük. Suriyeli göçmenler yaşaya bilmek için, insan tüccarlarına kalan son paralarını verip deniz yoluyla kurtulmaya çalışıyorlardı. Fakat biz bir sabah kıyıya vuran 3 yaşındaki Suriyeli Aylan Kurdin’in cansız bedeniyle güne uyandık. Aylan bebek bir anda dünyanın gündemini sarstı. Yüzlerce Suriyeli göçmen batan botlarda can verdi. Suriye’de katliam ve DAIŞ’in tecavüzünden kaçan binlerce kişi hayata bir daha tutuna bilmek için ölüme rağmen, umut yolculuklarını devam ettiriyorlar.

 

Başta Türkiye olmak üzere birçok ülkeye göç eden Suriyeli mültecilerin sorunları da gündemi meşgul eden bir konu.

 

Türkiye’de bir kesim insanda Suriyeli mültecilerin sorunları duyarlılık uyandırırken, bir kesim de rahatsızlık yaratıyor. Bilindiği gibi Türkiye’de işsizlik sorunu hep vardır. Suriyelilerin gelmesiyle bu sorun daha da çok arttı. Birçok fabrika ve işveren daha ucuza işçi çalıştıra bilmek için Suriyelileri merdiven altlarında çalıştırmaya başladı. Türkiye vatandaşı olan birçok kişi de iş bulamaz oldu.

 

Yine bir kısım Suriyeliler kamplara yerleştirilirken, bir kısmına yer kalmadığı için ev ve ya çadır imkanı sağlanamadı. Dışarıda kalan Suriyeliler, sokak ve parklarda yatmaya başladı, ev tutma imkanı olanlarda, ev sahipleri tarafından yüksek fiyatlarda kiraya verilen evlerde kaldı.

 

Toplumda rahatsızlık uyandıran bir diğer konu da dilencilik sorunu… Her köşe başında Suriyeli dilenciler bulmak mümkün. Yaz kış demeden eşler küçücük çocuklarıyla akşama kadar sokak başlarında dilencilik yapıyorlar.

 

Suriyeli mültecilerin birçoğu kadın… Kadın sığınmacılar iş bulamadıkları için fuhuş bataklığına düşüyorlar. Kız çocukları da ‘başlık parası’ adı altında yaşlı erkeklerle evlendiriliyorlar.

 

Birçok mültecinin kendi ülkelerinde hayalleri varken, nerden bileceklerdi ki, bir gün savaş olacak ve mülteci bir hayat yaşayacaklar. Onların dramı bizi de kahır ediyor.

 

İnsan yine de, küçücük çocukların ağlayan gözlerinde umudu, annelerin yüreğindeki sıcaklığı ve genç kadınların kalbindeki aşkı görebiliyor.

 

 

Çünkü insan ne kadar kötü şartlarda olursa olsun asla umudunu yitirmez. Bir şekilde hep yaşamaya tutunur. Öleceğini bilse de nefes almayı ister.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA