türkçe porno anadolu yakası escort

KARDELEN


Bu makale 2017-09-26 16:57:41 eklenmiş ve 1666 kez görüntülenmiştir.
Güneş OCAĞA gunesocaga@gmail.com

 

Ekoloji birçok çevrenin söylediği gibi salt bir doğa sevgisi ve duyarlılık değildir. Ekoloji, insan ve doğa arasında oluşan hiyerarşik ilişkinin ortadan kaldırılması demektir. Doğayı canlı ve cansız olarak ayrıştırma, insanların hizmetine sokma anlayışı yanlış ve tehlikelidir. İnsan doğada kendisini geliştirmiştir.

 

İnsan ve doğa ilişkilerinde dengeyi ve karşılıklı faydayı sağlamak lazım. Çünkü doğasız bir yaşam, karanlık ve anlamsız bir yaşamdır. Bizler doğada anlamlaşıyoruz. İnsanlığın ilk aşamasında, tüm sembol ve gerçekler doğa üzerine işlenmiştir. İnsan kendini doğadan bir parça olarak algılar. Dolayısıyla insan ve doğa arasında bir hiyerarşi olmamalıdır.

 

Bir söz var; denir ki “topraktan geldik toprağa gideceğiz.” Bu insanın doğanın bir parçası olduğunu vurgulamaktadır. Ama biz bunu zamanla unuttuk ve nesnelleştirdik. Bu doğanın bir parçası değil de istediğimiz gibi kullanacağımız bir alan gibi baktık. Bize bütün güzellikleri sunan doğa karşısında saygı ve sevgi dolu olmalıyız. O muhteşem bir canlı ve bize enerji veriyor.

 

Fakat bu kadar betonlaşmış şehir hayatı içinde, bize nefes veren doğanın anlamını yitirdik.

 

Doğa canlılarının hikayesi; İnsan ve doğa arasındaki ilişki de olduğu gibi, doğanın tüm canlıları arasında da bir ilişki, enerji ve hikaye vardır. Ve onların hikayeleri de insanların hikayesi gibi etkili ve güçlüdür. 

 

O hikayelerden bir tanesi de kardelen çiçeğinin hikayesidir.  Kardelen çiçeğinin aşk hikayesi öğretici ve anlamlıdır.

 

Kardelen çiçeği, güneşe aşık olur. Aslında hayatında güneşi hiç görmemiştir. Çünkü bilir ki güneşi gördüğü an canından olacaktır. Ama bu aşk içinde öyle büyür öyle büyür ki artık dayanılmaz bir hal alır ve Tanrı’ya  dua eder, “bana bir defacıkta olsun güneşi görmeyi nasip et” diye.... Ve bir gün dayanamaz Tanrı’nın huzuruna çıkar ve şöyle der; “Tanrım güneşi görmem için bana izin ver.” Tanrı’da ona şöyle seslenir; “Ey kardelen bilmez misin ki sen narin bir çiçeksin ve güneşle karşılaştığın an canından olabilirsin. İyi düşün, sana iki gün mühlet veriyorum, ya güneş ya canın .” Kardelen yüce Tanrı’nın huzurundan ayrılır ve düşünür. Ama içindeki güneş sevdası adeta onu içten içe kemirir. İkinci  günün sonunda Tanrının  huzuruna çıkar ve şöyle der; “Bu aşk beni öyle büyüledi ki güneşi görmek için can atıyorum. Tanrı’da ona; “Cesaretini takdir ederim ey kardelen ama bir yandan da üzülürüm, çünkü canından olacaksın.” Der. Ve kardelen güneşi görmenin aşkıyla tutuşurken karın üstüne çıkmaya karar verir. Tam o beyaz karın içinden kafasını çıkardığı an güneşi görür, ama ona daha önce söylendiği gibi canından olur.

 

 

Kardelenin güneşe duyduğu aşk gibi, bizde doğaya olan aşkımızı yitirmeyelim ve ona zarar vermeyelim. 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA