türkçe porno anadolu yakası escort

BASINDA ETİK: MARDİN ÖRNEĞİ


Bu makale 2018-01-09 15:48:54 eklenmiş ve 2360 kez görüntülenmiştir.
Faraç ÇOBANOĞLU f.cobanoglu@gmail.com

10 Ocak Dünya Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle Mardin basınında etik sorunu ve bununla bağlantılı olarak basında kalite olgusunu işlemek istiyorum. Bu alanın bir çalışanı olarak mahremiyetine değer vereceğimi önceden belirtmek isterim. Niyetimiz elbette kimseyi veya herhangi bir kurumu rencide etmemektir.

 

Basın çalışanları çok zor koşullarda görevlerini ifa etmekte ve çoğu zaman emeklerinin karşılığını da alamamaktadır. O nedenle her bir basın emekçisinin ortaya koyduğu çaba takdire değerdir. Hal böyle olmakla beraber basın çalışanları görevini ifa ederken etik kurallarına yeterince bağlı mı? sorumluluklarını yeterince ortaya koyuyorlar mı? Birbirleriyle ilişkileri, diyalog süreçleri meslek yararına mı? Veya kişisel çıkar odaklı mı birbirlerine olan yaklaşımları? vs. soruları çoğaltmak mümkündür.

 

Her şehirde olduğu gibi Mardin ve ilçelerindeki basının geçtiği evreler vardır. Bu evreleri kısaca şöyle ayrımlandırabiliriz:

 

1-Basın alanına iletişim teknolojisinin girmeden önceki evre

 

2- İletişim teknolojisinin basın alanına girdiği evre

 

3-İnternet habercilik evresi

 

4-Mesleki dayanışma amaçlı kurulan cemiyetlerin kurulmuş olduğu evre

 

Şimdi bu evreleri kısaca incelemeye ve bu evrelerle ilgili gözlem, deneyim ve analizlerimize bağlı olarak değerlendirmeye başlayalım.

 

Basın alanına iletişim teknolojisinin girmeden önceki evre

Basının ilkel evresi de diyebiliriz bu evreye. Basın alanında tabiri caizse insan emeği odaklı bir basın yaşamı ve buna dayalı olarak bir haber anlayışı gerçeği söz konusudur. Henüz meslekî uzmanlaşmanın olmadığı bu evrede gazeteler çok zor koşullarda çıkarılmakta ve buna bağlı olarak haber yapılmakta, habere gidilmektedir. Gazetenin sahibi, yazarı ve muhabiri neredeyse aynı kişilerdir. Gazetenin bütün yükü birkaç kişinin omuzundadır. Gazetelerin dayandıkları güçlü bir sermaye yoktur. Daha çok esnaf anlayışlı bir gazetecilik yapılmaktadır desek abartı olmasa gerek.

 

Bu evrede gazeteciler arasında yine de bir haber rekabeti söz konusudur ve rekabet, meslekte kısmî de olsa bir kalite ortaya koymaktadır. Haber yarışı olması işin doğası gereğidir. Bu evrenin en önemli özelliği haberin gazeteci tarafından yapılmasıdır. Gazeteci bizzat kaynağa giderek haberini yapar ve buna uygun olarak olayın resmini çeker. Kısaca haberin her aşamasında, haber metninin her satırında muhabirin emeği ve onu şekillendirmesi söz konusudur. Özetle haber, muhabirin el emeği ve göz nurunu ifade etmektedir.

 

İletişim teknolojisinin basın alanına girdiği evre

İletişim teknolojisinin aletlerinin basın alanında kullanılmaya başlanmasıyla beraber basında yeni bir evre başlamıştır. Gelişen bu teknolojiden Mardin basını da payını almıştır. Bu evrede haber yayına ve baskıya hazırlanması, kullanılan teknolojik aletler sayesinde basın çalışanları bir kolaylık sahibi ve bunun neticesinde haberde hıza ulaşacaktır. Bu aşamada haber hem hızlı formatlandırılacak hem de daha kısa bir sürede okura ulaştırılacaktır. Eskiden olduğu gibi haberin ‘bayatlanması’ söz konusu olmayacaktır.

 

Teknolojinin bu katkısına rağmen basında ve Mardin basınında bir kalite sorunu ve etik kurallarına bağlılık tam olarak yaşanmıştır, diyemeyeceğiz ne yazık ki. Daha kaliteli bir basın ve mesleki etik kurallarının getireceği sonuç, gazete çıkaranlarının dünya görüşlerine, yayın anlayışlarına ve mesleki donanımlarına bağlı olacaktır.

 

Ülkedeki siyasi atmosfere bağlı olarak Mardin basınının geçirdiği evrelere bakıldığında yandaş-muhalif basın gerçeği görülecektir. Bu kategorilerin dışında Mardin’de yayın hayatında inatla duruş gösteren gazetelerin de olduğu bilinmektedir. Daha açık bir ifadeyle, halktan yana, bağımsız bir yayın anlayışı izleyerek eleştirel bir duruş sergileyen gazeteler de vardır, demek istiyoruz.

 

Esasen nerede olursa olsun ve ne zaman olursa olsun, basın bir yönüyle iktidarlara muhalefettir. Ancak Türkiye’de muhalefet partilerinin çizgisinde yayın yaparak ‘Muhalif’ gazete olduğunu savunanlar da vardır ki böyle bir gazetenin muhalif basın tarafında olduğu söylenemez. Bir muhalefet partinin ideolojisine göre yayın yapan bir gazetenin muhalif basın kategorisinde yer almayacağı açıktır. Bu bağlamda Mardin’de de muhalefet partisine yaslanarak ‘Biz muhalif gazeteyiz’ iddiasında olanlar da olduğu bilinmektedir.

 

Aslında muhalif basın sadece ama sadece halkın sesi olabilen, halkın vicdanıyla hareket ederek iktidarları/hükümetleri eleştiren ve bu eksende yayın politikası izleyen ve hiçbir siyasal partiye yaslanmayan bir basın ancak muhalif olabilir.

 

Tarih boyunca hükümetlerden yana bir yayın politikası izleyen basın da olmuş ve olmaya devam etmektedir. Bu anlamda yayında olan gazeteler gerek yerel gerekse yaygın basın olsun aslında hükümetleri hiç eleştirmeyerek buna karşıt sadece överek bir duruş sergilemeleri yarardan çok zarardır. Böyle gazeteler ve gazeteciler bir anlamda iktidarlara dalkavukçuluk yapmış olurlar.

 

Birçok gazetenin ‘taraf’ olmayı seçmelerinin altında yatan neden, ekonomiktir. Ekonomik anlamda zorluklar yaşayan gazeteler, belki iktidara bir nebze yakın durarak ekonomik dar boğazı aşma niyetini ve kaygısını taşımaktadır. Mardin’de de bu kaygılar ve niyetler taşıyarak yayın yapan gazeteler ve internet haber siteleri mevcuttur. Bu durum da basında kalite ve etik sorunlarını beraberinde getirmektedir.

 

İnternet Habercilik evresi

 İnternet Habercilik evresi dediğimiz bu süreçte, kalitenin en çok düştüğü ve mesleki etik(Ahlak) kurallarının ayak altı ettirildiği evredir bizce. Bu evrede gazetecilikte ortaya konan emek en aza indirilmiştir. Teknolojik imkanlarla seç/kopyala/yapıştır süreciyle başlanan bir haber hırsızlığı söz konusudur deyim yerindeyse. Bilgisayarının başından kalkmadan gazete çıkarma devri desek buna yeridir.

 

Artık bu evrede habere gitmede, haberin hazırlanmasında gazeteci emeği tarihe karışmıştır. Sadece haberin masa başında şekillendirilmesiyle okura ulaştırılmasında gazetecinin emeğinden söz edebiliriz. Burada editör denen kişi maillerle kendisine gelen haber metinlerini harmanlayarak okuruna bir sunuş yapar.

 

Fakat haberin ilginçliğine asıl darbe basına, gerek resmi gerekse özel kuruluşların görevlendirdikleri bir kişi aracılığıyla hazırlattıkları bir metni ve çektirdikleri birkaç kare fotoğrafla gazetelere geçmeleriyle vuruldu. Her kurumun basın görevlileri kanalıyla ‘keyiflerine’ göre hazırlattığı haber metni gazetecilere de kolaylık sağladığı için kimse buna bir tepki göstermemektedir. Halbuki kurum adına görevlendirilen kişinin görevi basın mensuplarını etkinliklerine davet etmektir, haberi hazırlayıp göndermek değildir. Evet kısmen bir görev yaparlar bu kişiler ancak haber metnini hazırladıktan sonra sunum noktasına getirmeleri hatta habere başlık atmaları doğru değildir. Bu noktada asli görevini ile gazeteciliği birbirine karıştırmış olur.  Bize göre haberi okutan başlıktır ve haber başlığı gazetenin yayın politikasına uygun olarak seçilmelidir. Oysa İlgili görevli haber başlığını kendi çalıştığı kurumun varlık sebebini dikkate alarak seçmektedir.

 

Evet bu süreç Türkiye’nin bir çok yerinde olduğu gibi ne yazık ki Mardin’de de bütün hızıyla işlemektedir. Bu durum basında kaliteyi negatif yönde etkilemekte olduğu bir gerçektir.Diyebiliriz ki, yayın politikalarına uygun davranan gazeteler hem mesleki kurallara uymuş hem de kaliteli haberin altına imza atmış olurlar.

 

Mesleki dayanışma amaçlı kurulan cemiyetlerin kurulmuş olduğu evre

 Basın alanında çalışanların mesleki sorunlarının giderilmesinde mesleki örgütlenme girişimleri kendini Mardin’de de hissettirdi. Bu anlamda gazeteciler cemiyetler kurmak suretiyle aralarında dayanışma duygusunu geliştirmek ve sorunlarına çözüm yollarını bulmak amacıyla adım attılar.

 

Bu düşünceden hareketle Mardin’de ilk defa yönetim yeri Kızıltepe’de olan Mezopotamya Gazeteciler Cemiyeti kuruldu. Kızıltepe’deki gazeteciler bu cemiyete üye oldular ancak Mardin merkezde ve diğer ilçelerde çalışan gazeteciler üye olmadılar. Daha sonra Mardin’de, Mardin Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti kuruldu. Ancak bu cemiyete de Mardin’deki gazetecilerden bir kesim üye olmadı. Bir süre sonra Mardin Gazeteciler Cemiyeti ismiyle başka bir cemiyet kuruldu. Bir kısım gazeteci bu cemiyete de üye oldu ancak hala Mardin’de hiçbir cemiyete üye olmayan gazetecilerin olduğu bilinen bir gerçek. Mardin’deki bölük-pörçük manzarasının aynısı Kızıltepe’de de görülmektedir.

 

Bu manzaradan çıkan birçok sonuç vardır. Şunu belirtmekte fayda vardır ki, iki gazeteciyi bir araya getirmek veya bir arada tutmak neredeyse imkansız. İngiliz atasözüyle ifade edersek ‘denizde çukur kazımaya benzer'.

 

Kurulan cemiyetlerin hiç biri basın çalışanlarının sorunlarına çözüm bulma gibi bir derdi ufak kımıldanmaların dışında.  Her kesim kendi özel çıkarları için cemiyet koltuğunu kullanma eğilimini gösteriyor ne yazık ki. Cemiyetlerde demokrasi kültürü ne yazık ki hakim değil. Bunu başkanlık koltuğunda oturan kişinin durumuna bakarak görmek mümkün. Ölünceye kadar koltukta oturma gibi dertleri olanlar var maalesef. Politikacıları demokratik olmamakla suçluyoruz ama ‘acaba biz ne kadar demokratız?’ sorusunu sormak gerekmiyor mu? Halbuki cemiyet yönetimleri tüzüklerine iki dönem başkan olan bir kişi bir sonraki dönem aday olamaz, ibaresini koyabilir. Evet ortada bir de dağınık bir manzara var bu durumu yaratan gazeteciler, kendi mesleklerine bizzat zarar vermektedir.

 

Mardin’de ne yazık ki başka bir durum vardır ki o da, gazetecilerin birbirini çekememesi ve birbirinin arkasında olumsuz konuşması. Bu anlayışla davranmak şüphesiz mesleğe zara vermektedir; birbirimizi nakavt etmek istiyorsak, kaliteli haber ve yazılar geliştirmekle yol alınmalıdır.

 

Bir de şu olsa iyi olamaz mı? Cemiyetler arasında bir dayanışma ruhu geliştirilse, öncelikle Mardin merkezde şahsen bunu görmek isterim. Bu adım grupçuluğu bir anda bertaraf edecektir bizce.

 

Bu mesleğe kalite kazandırmak, prestij vermek sizin, hepimizin elinde. TGC’nin çıkarmış olduğu Gazetecinin Mesleki Sorumluluk Bildirgesinden günde birkaç sayfa okuyarak ve buna uygun davranarak bu meslek bir değere kavuşturulabilir. Aksi takdirde 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü ve benzeri günler dolayısıyla verilecek hediyelerle sınırlı kalınacak.

 

Ben Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle her açıdan mesleğe yaptığınız olumlu katkılardan dolayı değerli dostlar sizleri kutlarım. Bu gün nedeniyle bizi hatırlayan ilgililere ve yetkililere de ayrıca teşekkür ediyorum. Saygıyla…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA