türkçe porno anadolu yakası escort

GÜL, İKİ ARKADAŞIN HİKAYESİNİ BİTİRDİ Mİ?


Bu makale 2018-01-30 17:47:56 eklenmiş ve 1848 kez görüntülenmiştir.
Faraç ÇOBANOĞLU f.cobanoglu@gmail.com

11.ci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül son olarak KHK ile ilgili kendince, “belirsizlik” tespit ederek kaygılarını dile getirdi. Gül, yaptığı bu hamleyle ülkenin siyasal gündeminde kendisine bir yer ayırmayı başarmışa benziyor. Çünkü kurucusu olduğu AK Parti’nin birçok yetkili ağızdan kendisine cevaben açıklamalar yapıldı. Gül, daha sonra bir tweet daha attı ve dedi ki, “ihtiyaç duyduğum konularda görüşlerimi belirtmeye devam edeceğim.”

 

Aslında Sayın Gül, daha önce de çeşitli konularda açıklamalarda bulunmuştu. Örneğin; Gezi Olayları sırasında “Demokrasilerde her şey sandık değildir” diyerek hassas bir açıklama yapmıştı. 15 Temmuz darbe kalkışması sırasında da darbelere karşı olduğunu belirten Gül, o süreçte kendisini tekrar hatırlattı.

 

Abdullah Gül, kanımca cumhurbaşkanlığı görev süresinin dolmasından sonra zaman zaman yaptığı açıklamalarla kendini “unutturtmama” stratejisini uyguluyor.

 

Bu stratejiyi uygulamaktaki amacı nedir diye sorulursa bizce Sayın Gül, 2019 seçimlerinde aday olmak istiyor. Tabi bu kişisel bir görüş değildir. Çeşitli çevrelerle yaptığı görüşmelerden sonra 2019 seçimlere giderken bakacağı atmosfere göre aday olabileceği iddia edilmektedir. Bu çevrelerin ‘Hayır’ bileşenlerinin oluşturduğu bir gerçektir.

 

Abdullah Gül için hep uzlaştırıcı bir siyaset adamı nitelemesi gündemde tutuldu. Hatta CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu da Gül’ün cumhurbaşkanlığı döneminin yapıcı olduğu şeklinde bir demeç vermişti kamuoyuna.

 

Peki Abdullah Gül neyi uzlaştıracak aday olura 2019 seçimlerinde? Yüzde 49’luk oya sahip Hayırcı bloğunun bileşenlerini bir arada tutacak, daha doğrusu onun adaylığında CHP’liler, HDP’li Kürtler, İyi Partililer vs… uzlaşacak. Ne mozaik ama!!

 

Deniliyor ki, Abdullah Gül, bu ülkede dışişleri bakanı, başbakan yardımcısı, başbakan ve cumhurbaşkanı oldu, daha ne olsun? Galiba bunlar yetmiyor, Sayın Gül halkın seçeceği bir başkan da olmak istiyor; yani yol arkadaşı Recep Tayip Erdoğan gibi yüzde 50+1’e ulaşmak istiyor.

 

Yapılan hesaplara göre daha önce Hayır blokunun oyu yüzde 49’du. Bileşenler bunu yüzde 50’ye tamamlayacak ve bununla beraber Abdullah Gül de AK Parti tabanından yüzde 1 çekecek. Alın size yüzde 50+1…

 

Bu hesap tutar mı tutmaz mı bilemeyiz, zaman gösterecek. Ancak bilinen bir şey var ki, Abdullah Gül şayet Hayır Blokunun adayı olursa siyaset arenası tarihte görülmemiş bir siyasal propaganda dönemine sahne olacak. Çok gerilecek olan seçim atmosferi belki de Türkiye seçim tarihinde eşi benzeri görülmemiş siyasal söyleme ve siyasal kamplaşmaya da tanıklık edecek.

 

Fakat dikkatimizi çeken bir ayrıntı var, o da şu:

Solun ve seküler Kürtler neden bir aday çıkarmıyor ya da çıkaramıyor? Neden Türk solu ve sol Kürtler bir muhafazakar şahsiyet olan Abdullah Gül’ün adaylığında pozitif bir eğilim göstermektedir?

 

Aklımıza şu gelmiyor değil: Böyle bir adayla muhafazakarlığı önce böl sonra yönet. Ve tabi ki Erdoğan’dan kurtul!!

 

Ama bu basit bir hesap sol adına kanımca. Bu hesapla hareket eden sol felsefî ve tarihi özünden çok şey kaybetmiş bir duruma gelecektir. Daha doğrusu böyle bir sol bundan böyle ne kadar sol olabilecektir?

 

Hele HDP’li Kürtler, yüzlerce insanını faili meçhul olarak kaybetmiş bir geleneğe sahiptir. İşte bu gelenekten gelen Kürtler, Meral Akşener’in yer aldığı blokta nasıl yer alacak ve onun gibi bir bileşen olacak? Eğer HDP’li Kürtler, kendilerini ikna ederek Akşener ile aynı blokta yer alacaksa o zaman şu soruyu sormak gerekmiyor mu: O zaman neden 80 milletvekili ile 7 Haziran seçimlerinde AK Parti ile koalisyon yapmadılar? Selahattin Demirtaş o zaman “Biz AKP ile hiçbir seçenekte yokuz” demiş ve hükümet kurulabilecek bütün yolların kapanmasına neden olmuştu bu açıklamayla.

 

Evet siyaset bir anlamda bir uzlaşma sanatıdır, ama ilkelerinden ve özünden taviz vermemek şartıyla. Ama 2019 seçimlerine giderken en çok tavizi verecek olan HDP’li Kürtler olacak gibi. Tek Parti döneminde Kürtleri tasfiye eden CHP ile 1990’larda faili meçhullerle Kürtlerin tasfiyesinde rol sahibi olan Meral Akşener’in kurduğu parti ile aynı blokta seküler Kürtlerin yer alması tavizin daniskasıdır.

 

Şu aşamada seküler Kürtler tam bir akıl tutulması yaşamaktadır. Kürtleri kim uyandıracak bilmiyorum ama ay tutulması olduğu zaman, ayın kurtuluşu için teneke çalınırdı eskiden.

 

Bütün bu olan bitene bakıldığında AK Parti tarafında “İki Arkadaş” olarak bir hikayede tek aktör gibi olan Gül ve Erdoğan’ın bu siyasi öyküleri bitecek mi?

 

Galiba siyaset birçok öykünün bittiği bir zemin olacaktır.

 

Saygıyla…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Antalya Escort
Antalya escort
Antalya rent a car
Ülkücü Haber