türkçe porno anadolu yakası escort

‘ADALETSİZ DÜNYA…’


Bu makale 2018-02-06 17:20:23 eklenmiş ve 1841 kez görüntülenmiştir.
Güneş OCAĞA gunesocaga@gmail.com

Bir süredir gündemde olan ve aslında gündemde çok yer verilmeyen bir konu var. İnşaat işçilerinin kendilerini yakmaları… 13 Ocak’ta Meclis önünde bir işçi “Geçinemiyorum” diyerek kendini ateşe verdi. Bu da Türkiye tarihinde bir ilk oldu. İlk kez birisi Meclisin önünde kendi bedenini yoksulluğa karşı ateşe verdi.

Kendini yakan Sıtkı Aydın adındaki inşaat işçisi daha sonrasında verdiği bir röportajda, 16 yaşından beri inşaatlarda çalıştığını, fakat bunca yılın sonunda üstündeki ceketi dışında hiçbir şeye sahip olamadığını söyledi.

Bu olayın üzerinden daha haftalar geçmeden, bu defa da Balıkesir'de Muhterem Birgül adındaki bir vatandaş işsiz ve borçlu olduğu gerekçesiyle kendini yaktı. Birgül'ün işsiz olduğu için belediyeye defalarca iş başvurusunda bulunduğu, gerçekleşmeyince de belediyenin önünde kendini yaktığı bildirildi.

Evet, böyle bir tablo var karşımızda. Ama bizler bunu görmemezlikten, duymamazlıktan geliyoruz. Sıradan bir olaymış gibi değerlendiriyoruz.

Bu durumu yaratan en büyük neden adaletsizliktir. Kuşkusuz, dünyada en zor iş inşaat işçiliği ve maden işçiliğidir. En zor koşullarda çalışırlar,  yaptıkları işte hayati tehlikeliği çok daha fazladır, büyük bir emek verirler, ama emeklerinin karşılığını da hiçbir zaman alamazlar. Bunun yanı sıra hiçbir hayati güvenceleri de yoktur.

Bugüne kadar da benim en çok garibime giden şey de işçilerin aylarca, belki de yıllarca büyük bir emek ve yaşamlarını tehlikeye atarak yaptıkları AVM’ler, rezidanslar ve diktikleri büyülü binaların kapılarından bile içeri girememeleri.

Tabii insan böyle düşününce bir anda o klasik cümle akla geliyor, “adaletsiz dünya” birileri cefasını çeker birileri de sefasını.

Bunun üzerine söylenecek o kadar çok şey var ki. Burada büyük bir sınıflaşmanın olduğunu görüyoruz. Bu işçiler evlerine, çocuklarına bir ekmek götürebilmek için, bir tas çorba kaynatıp içe bilmek için büyük bir tehlike altında çalışıyorlar. Ve tek dertleri de bu. Fakat bu rezidanslarda yaşayanlar, işçilerin bin bir emekle yaratıkları bu yapıların üzerine hem de hiç rahatsızlık duymadan oturmaları. Tükettikçe tüketiyorlar. Artık öyle bir aşamaya geliyorlar ki, gözleri doymuyor. Daha fazlasını, daha lüks olanını istiyorlar. İnsan bu durumu tarif ederken bile ürküyor.

Bunu yorumlarken aklıma şu geliyor “kendini terbiye etmek.” Tükettiğin her şeye karşı kendi nefsini terbiye edebilmek büyük bir irade gerektiriyor.     

Emil Michel Cioran insan nefsi için şöyle der; nefis akbaba gibi. Vahşi kuş. Etinden et çeker. Senden çalar, o yer. Nefsin güçlüyse sen zayıfsın. Nefsin zayıfsa sen güçlü…

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Antalya Escort
Antalya escort
Antalya rent a car
Ülkücü Haber