türkçe porno anadolu yakası escort

HEPİMİZİN GÜLMEYE İHTİYACI VAR…


Bu makale 2018-02-19 18:10:06 eklenmiş ve 2546 kez görüntülenmiştir.
Adalet YILDIRIM İç Mimar, İSG ve Eğitim Uzmanı adaletyildirim@gmai

 

 

Gelişen teknoloji sayesinde iletişimde her geçen gün daha hızlı ve kolay oluyor. Bu iletişim araçların başında akılı telefon, bilgisayar ve televizyon geliyor.

 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre; ülkemizde günde 1 dakika kitap okumaya ayrılırken, 3 saat internette geziliyor,  6 saat ise televizyon izleniyor.

 

Daha öncede birçok yazılarımda değinmiştim. İletişim araçları doğru kullanıldığı takdirde muazzam fayda sağlıyor, bunun tersi durumunda ise çok büyük zararlar veriyor.

 

Ülkemizde 6 saat televizyon izleniyor, buda bir günlük yaşam süremizin 4’te birini televizyon izleyerek geçirdiğimizi gösteriyor. İletişim araçları; akıllı telefon, internet ve televizyonun yaşamımızı nasıl etkilediğini şu örneklerde de görebilmemiz mümkün. 

 

-Evlilik yaşına gelen kızlarına veya akrabaların kızlarına, Esra Erol edası ile ‘falancaların oğluyla bir çay iç, belki anlaşırsınız’ diyen bilge teyzeler…

 

 -Yine belli bir yaşın üstündeki insanların, Whatsapp uygulaması sayesinde arkadaşlarıyla veya komşularıyla ‘kahve keyiflerini, eşleriyle evliliklerinin 40’ncı yıl devirdik, ama çok mutluyuz pozlarını’ paylaşmaları…

 

-Yine bu yaş gurubun teknolojinin her türlü nimetlerinden faydalanarak; Facebook ve Instagram’da oğullarına ve torunlarına kız aramaları, arkadaşlarından yemek tarifi almalar gibi işlerde kullanmaları...

 

Yani belli yaş grubundakiler günde 3 saati boşu boşuna geçirmiyorlar. Her ne kadar burada güler misin, ağlar mısın, durumu söz konusu olsa da yinede bir şeyler gerçekleştiriyorlar.

 

Ya gençler; bu başarılı performansı pek göstermiyorlar. Hani onlarda kişisel gelişmelerini, ödevlerini ve iş arama gibi sorunlarını olgun insanların iletişim araçları kullanarak hallettikleri gibi halletseler, bu ülkede birçok sorun çözülür. Umuyorum ki, gençlerde iletişim araçlarını olgun insanlar gibi, öyle veya böyle yararlı bir şekle çevirebilirler.

 

Günde ortalama 6 saatimizi vererek geçirdiğimiz televizyon, bize ne katıyor? İşte burada çok büyük sıkıntılar var. Çünkü televizyonlar halkın ihtiyaçlarına göre pek bir program yapmıyorlar. Bu yetmezmiş gibi kendi beceriksizliklerini halka mal ediyorlar. ‘Yok efendim onlar içi boş programlar istedikleri için yapıyoruz, yok onlar şiddet içerikli dizi istedikleri için bu tarz diziler yapıyoruz’ gibi savunmalar yapıp sıyrılmaya çalışıyorlar. Ama nafile sıyrılamazlar.

 

Yıllarca ekranlarda yer edinen ve yayınlandıkları zaman reyting rekorları kıran şiddet içerikli dizilerin repliklerini ve kahramanların isimlerini kim hatırlıyor? Benim hatırladığım bir, haydi bilemediniz ikidir.

 

Ama Avrupa Yakası'nın Dilber halasını hepimiz hatırlıyoruz değil mi?

 

Şaşırdığına da ; ‘Abooo’ diyip tepki göstermesi, heyecanlandığına da ‘’terledim ha’ demesini ve insanlarla konuşurken değimler ve atasözleri ile sürekli iğnelemesini hangimiz unuttuk.

 

Sadece Dilber halayı değil, dizinin tüm kahramanlarını sevmiştik. Burhan beyi, İffet hanımı, Tahsin beyi, Selin’i, Yaprak’ı ve diğerlerini…

 

Sadece Avrupa Yakasını değil, Yalan Dünya’yı ve oradaki karakterleri de çok sevdik. Vasfiye hanımın ‘sen ne çektin beee’ repliğine azmi güldük.

 

Eminim ki, Gülse Birsel’in yeni dizisi Jet Sosyete’de bizi çok güldürecek. Bu dizideki karakterleri de çok seveceğiz ve benimseyeceğiz. Neden mi? Çünkü Gülse Birsel sadece iyi bir yazar, iyi bir senarist değil, aynı zamanda iyi bir toplum analisti. Toplumu çok güzel analiz edip bu yetmezmiş gibi birde yazıya döküyor, o da yetmiyor senaryo haline getiriyor ve kamera karşısına geçip oynuyor da…

 

Jet Sosyete fragmanları dönmeye başlayınca ‘Gülse tekrara düştü’ diye eleştiriler yapıldı. Sanatçılar yaşadığı toplumdan beslenirler. Onu eleştireceğimize biz neden değişmiyoruz diye kendimizi eleştirsek eminim daha çok faydalı olur.

 

Ayrıca sanatın her dalında süreklilik vardır. Hiçbir sanatçı bütün benliğini sıfırlayıp kendini yenilemesi mümkün değil. Örneğin dünyaca ünlü mimar Zaha Hadid’in yaptığı bir yat tasarımı, bir bina tasarımı veya bir ayakkabı tasarımın çizgileri çok farklı değildir. Onun yaptığı tasarımları gördüğünüzde ‘bu Zaha Hadid eseri’ diyebiliyoruz.

 

Gülse Birsel’in de eserleri tabi ki onun imzası gibi olacak. Gördüğümüzde, ‘bu Gülse Birsel’in eseri’ dediğimizde bunda bir tuhaflık görmemeliyiz. 

 

Ayrıca her kanalda, her gün şiddet, entrika dolu yapımları izlemektense ya da bir ay boyunca kurtlu bir patates için en iyi arkadaşına hainlik edip oyunu kazananların yapıtlarını izlemektense, bizi seviyeli esprilerle güldüren, bir yapımı izlemek çok daha iyi bir tercihtir. Çünkü çok zor bir süreç yaşıyoruz. Hepimizin gevşemeye ve gülmeye ihtiyacı var.    

  

 

    

  

   

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA