türkçe porno anadolu yakası escort

DİYARBEKİR’E YAZIK OLUYOR…


Bu makale 2018-03-25 19:34:47 eklenmiş ve 1693 kez görüntülenmiştir.
Recep YILMAZ / Gazeteci- Yazar recepyilmaz46@gmail.com

 

 

Gerçekten içinde 350’den fazla tarihi eser bulunan Surİçi bir utanç abidesi halini almış.

 

Surlarla övünüyoruz, ancak surları tanımıyoruz.

 

Bunda herkesin suçu var tabi.

 

Suriçi bu haliyle utancımız mı?

 

Bence evet.

 

Utancı silip atmak, utancı kıvanca çevirmek çok mu zor?

 

Bence hayır.

 

Şimdi; durup dururken, Mısır’da darbe olurken, Ortadoğu bunca karışıkken, bu da nereden çıktı, diyebilirsiniz.

 

Bu merakınızda haklı olabilirsiniz kendinizce.

 

Bir önceki yazımda “Diyarbekir’i Müze Yapalım” demiştim.

 

Yazımı destekleyen, bu önerimi akılcı bulan, sevinen, beni bu nedenle kutlayan, bir yığın olumlu eleştiri aldım. Onurlandım. Sağ olsun Diyarbekir’i sevenler. Okurlarımızın hepsine yakını, bu önerime destek verdi, sahiplendi.

 

Ancak kimileri de bu da nereden çıktı? Devletin bunca sorunu varken, bununla uğraşacak zamanı mı var? Ve benzeri tepkiler de verenler olmadı değil.

 

Kendilerince ne kadar haklıdırlar onu kendilerine bırakıyorum.

 

Ben, “Devletin bunca sorunları var”ı irdelemek istiyorum.

 

Bunca sorun dediğimiz işte bu ve bu gibi ihmallerden doğdu. Gün geçtikçe büyüdü, istismar edildi, devletin önünde bir dağ gibi dikildi.

 

Bana; ” Sen ne yapmaya çalışıyorsun?” diyenler oldu.

 

Hemen söyleyeyim:

 

Ben bu dağların daha fazla büyümesini engellemek, hatta küçülmesini, erimesini sağlamak için çaba gösteriyorum.

 

Ben devlete, hükümete ve belediyeye “é di besse” diyorum. Artık yeter diyorum. Diyarbekir’e el uzatılsın istiyorum.

 

Ben yerel yönetimlerin Diyarbekir’imin güzelleşmesi, değerini bulması için daha fazla çaba göstermelerini istiyorum.

 

Ben Diyarbekir’de hizmet ve siyasetin birlikte yürütülmesini istiyorum.

Ya siz?..

 

Ben bir Diyarbekir sevdalısıyım. “Diyarbekir’i sevmek, Türkiye’yi sevmektir, dünya’yı sevmektir,” inancını taşıyorum.

 

Sonuç, ben Suriçi’nin müze olmasını istiyorum.

 

Nasıl mı?

 

Bence:

 

1. İlk etapta Büyükşehir Belediyesi meclisten; oy korkusu duymadan;

 

A) Suriçi’nde yeni yapı yapılamaz, kararını çıkarmalı,

 

B) Tez elden eski yapıların bedelini ödeyerek kamulaştırılacak kararı çıkarmalı ve uygulamaya koymalıdır.

 

2. Devlet, Hükümet, dolayısı ile valilik ilk etapta TOKİ’ye evler yaptırıp Suriçi’nde evleri bulunan kişilere konut verip Suriçi’nin boşaltılmasına yardım etmelidir.

 

A) Boşalan gecekondu tipi yani Diyarbekir mimarisine uygun olmayan konutları yıktırmalı,

B) Yıkılan yerleri; Büyükşehir Belediyesine mi, Kültür ve Turizm Bakanlığına mı, ya da ortak bir konsorsiyum kurup onlara mı, devretmelidir.

 

C) Kısaca makul bir zamana yayarak Suriçi’ndeki iş yerlerine seçenekler sunarak kamulaştırıp, tahliye ettirmelidir.

 

Doğaldır ki devlet ve yerel yönetimler el ele sırt sırta verirlerse Suriçi çok daha erken, çok daha sorunsuz, çok daha hızlı ve çok daha sağlıklı bir şekilde müze olur.

 

Yani bu işe devlet, hükümet el verir, bel verirse; büyük şehir belediyesi; şehirciliğe önem verip gerekli gayreti gösterirse, Suriçi utanç olmaktan çıkar, müze olur, kıvancımız olur. Diyarbekir kazanır, Türkiye kazanır. El verenler kazanır.

 

İkinci aşamada gerekirse Suriçi’nin dizaynı için uluslar arası bir proje yarışması düzenlenir. Gerekirse dünyada benzerleri varsa ki vardır, inceleme komisyonu kurulur oralara gönderilir.

 

Yurdum şehircilik uzmanlarından, mimar ve mühendislerinden, üniversitelerden bir denetim komisyonu oluşturulur.

 

Tabi bu benim küçük aklımın ürettikleri… Daha çok şeyler yapılabileceği inancındayım.

 

Yeter ki iyi niyetle, içtenlikle, kararlılıkla “ha”diyelim.

 

Yeter ki hükümetin alışıla gelmiş söylemiyle ya Allah, bismillah diyelim.

 

Yeter ki oy kaybetme kaygısı, korkusu taşımadan, bu kuşkuları bir tarafa iterek her şey Diyarbekir için diyelim.

 

Haydi Devlet,

 

Haydi Hükümet,

 

Haydi Yerel yönetimler.

 

Bu iş olmazsa günahı hepimizindir.

 

Başta Diyarbekir milletvekillerinindir.

 

Suriçi Diyarbekir için bir utançtır. Gelin bu utancı kıvanca çevirelim.

 

Gelin Suriçini müzeye çevirelim.

 

Emin olun bu ses Diyarbekirlinin sesidir. Bu ses Diyarbekir’de yaşayanların, yaşamışların sesidir.

 

Bu ses aslında sessiz çoğunluğun sesidir.

 

Ben bu sessiz çoğunluğun sesi olmaya devam edeceğim.

 

Bu işin peşini bırakmayacağım.

 

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Diyarbekir’e son gelişinde biraz umutluydum. Belki Suriçi’nin tarihi dokusuna uygun değişimlerden söz eder diye…

 

Dilerim etmiştir de ben anlamamışım.

 

Ey sessiz çoğunluk sesinizi duymak istiyorum. Sesinizi yazmak istiyorum.

 

Dostça kalın…

“Diyarbekir 5 Nolu Cezaevi, MÜZEYE dönüştürülsün.”

“SUR İÇİ; DÜNYANIN EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ OLSUN.”

“Sur İlçesinin adı “ESKİ DİYARBEKİR” olsun.”

 “ŞEHRİN STADI, ŞEHRİN ÖZGÜRLÜK MEYDANI OLSUN.”

Daha da önemlisi;

YAKIP YIKILAN BÖLGELERDE EVLER, ASLINA UYGU VE DİYARBEKİR EVLERİNE YAKIŞIR BİR BİÇİMDE YAPILSIN.   

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA