türkçe porno anadolu yakası escort

OLMAYIŞI, ONU KUTSALLAŞTIRDI…


Bu makale 2018-03-27 15:37:40 eklenmiş ve 1782 kez görüntülenmiştir.
Güneş OCAĞA gunesocaga@gmail.com

 

Dünya Kaynakları Enstitüsü (World Resources Institute - WRI) tarafından yapılan bir araştırmada 167 ülkenin su kullanımı, aldığı yağış miktarı, iklim değişikliği ve nüfus artışı gibi değerleri göz önünde bulundurularak yapılan araştırmaya göre, yakın gelecekte 33 ülkede ciddi su sıkıntısı baş gösterecek. Su kıtlığı, 2040 yılındaki su kullanımının, mevcut kaynakları yüzde 80 oranında aşacak yerlerde yaşanacak.

 

Yapılan değerlendirmelere göre, su sıkıntısı yaşanacağı belirtilen ülkeler arasında Türkiye de var. Türkiye, 2040 yılına gelindiğinde dünyada ciddi su sıkıntısı yaşayacak 33 ülke arasında 27'nci sırada bulunuyor. Kuzey Amerika ve Kuzey Avrupa su zengini bölgeler arasında yer alırken, Türkiye göller ve nehirlerinden oluşan tatlı su kaynaklarına sahip olmasına rağmen sanıldığı gibi su zengini bir ülke değil.

 

Birleşmiş Milletler Çevre Programı verilerine göre; Dünyada 470 milyon kişi su kıtlığı çeken bölgelerde yaşarken, her yıl çoğu çocuk yaklaşık 10 milyon kişi sudan kaynaklanan salgın hastalıklar sonucu hayatını kaybediyor.

 

Suyla ilgili yapılan araştırma böyle. Yapılan bu araştırma bizi korkutuyor. Oysa ki, daha düne kadar, sanki hiç suyumuz bitmeyecekmiş gibi yaşıyorduk. Öyle değilmiş. Belki de suya atfedilen kutsallığı bilirsek suyun değerini de anlarız diye düşünüyorum.

 

Biliyorsunuz, Zemzem Suyu’nun kutsallığı vardır. Arabistan coğrafik olarak susuzdur. Zemzem Suyu, Arabistan çöllerinde bulunan ilk tatlı su kaynağıdır. Susuz bir coğrafya da yaşamanın nasıl olduğunu bilenler, suyun kutsallığını ve değerini de bilirler.

 

Kuran’ın bir hadisinde Zemzem Suyu’nun hikayesi şöyledir; Hz. İbrahim Allah’ın emri üzerine eşi Hz. Hacer ve oğlu Hz. İsmail’i bugünkü Zemzem Kuyusu’nun olduğu alana bırakır. O tarihlerde Mekke’de yerleşim yeri yoktur. Dolayısıyla su da bulunmuyordu. Hz. İbrahim, eşi ve oğlu İsmail için biraz hurma ve biraz da su bırakarak oradan ayrılır. Yiyecek ve içeceğin bulunmadığı bu yerde olmak,  Hz.Hacer’i oldukça zorlamıştı.

 

Bir zaman sonra Hz. İbrahim’in bırakmış olduğu su bitmişti. O günlerde henüz bebek olan Hz. İsmail ağlamaya ve su istemeye başlamıştı. Annesi bu durum karşısında ne yapacağını şaşırmıştı. Süt yoktu, su da yoktu. Hz. İsmail’in ağlamalarına daha fazla dayanamayan Hz. Hacer, Safa Tepesi’ne çıkar. Bu tepeden birini görebilmek amacıyla sağa sola bakınmaya başlar. Kimseyi göremeyince Safa ile Merve arasında koşturmaya başlar. Merve Tepesi’ne ulaştığında bir ses işittir. Zemzem Kuyusu’nun yanında Hz. Cebrail’i görmüştü. Burada Hz. Cebrail kanadıyla rivayete göre de ayağıyla yeri kazıyordu. Suyun aktığını gören Hz. Hacer bu durum karşısında çok sevinmişti. Suyun aktığını gören Hz. Hacer Türkçe’de “dur , dur” anlamına gelen “Zemzem” der. Su akmasın diye önüne set koyar ve havuz gibi bir yapı yapar. Sudan alarak testisini doldurur. Sudan içer ve Hz. İsmail’i emzirir.

 

Zemzem Kuyusu’nun ortaya çıkma hikayesi bu şekildedir. Hz. Muhammed de bir hadisinde şöyle der: “Allah, İsmail’in annesi Hacer’e rahmet etsin. O, Zemzem’i kendi haline bıraksaydı veya avuçlamasaydı; muhakkak Zemzem akar, bir ırmak olurdu” der.

 

Son olarak şunu diyebilirim ki, eğer bu coğrafyada tatlı su olmuş olsaydı belki de, Zemzem Suyu bu kadar kutsal olmazdı. Olmayışı, onu kutsallaştırdı.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA