türkçe porno anadolu yakası escort

‘BİZİM SAHADA OLDUĞUMUZU BİLİN’ MESAJI


Bu makale 2018-04-17 16:42:08 eklenmiş ve 2380 kez görüntülenmiştir.
Güneş OCAĞA gunesocaga@gmail.com

 

İngiltere’de eski Rus casusu Sergey Skripal ve kızının suikaste uğradığı ve kamuoyunda Skripal Suikastı vakası olarak bilinen olay ile Suriye’nin Duma’daki kimyasal saldırı iddialarını birlikte okumak gerekiyor. Rus eski çifte ajan Skripal ile kızının İngiltere'de zehirlenmesi ve bunun Rusya ile Batı arasında diplomatik krize dönüşmesi kurgu mu, değil mi tartışması var. İngiltere Başbakanı Theresa May, bu suikastın Rusya tarafından yapıldığını iddia etmişti. Buna karşın Rusya iddiayı redd etti ve olayın araştırılmasını istedi.  Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü (OPCW), Sergey Skripal ve kızı Yulia Skripal'e yönelik saldırıda sinir gazı kullanıldığını doğrulamıştı. Fakat olayın faili kim tartışması halen devam ederken, bir çok Avrupa ülkesi Rus diplomatları kendi ülkelerinden çıkardılar.

 

Skripal Suikastı vakası ardından, Suriye’nin Duma şehrinde kimyasal silah kullanıldığı ve 70 sivilin katledildiği iddiası gündeme geldi. Bu olayın ardından Geçen hafta Cuma günü sabaha karşı ABD-Fransa-İngiltere’ Doğu Guta’da Suriye rejiminin kimyasal silah kullanarak 70 sivili katlettiği iddiasıyla Suriye'deki kimyasal silah tesislerini vurdu. Bu üç ülke Suriye'de kimyasal hedefleri havadan vurdu ve bu operasyonda rejim doğrudan hedef alınmayarak operasyon sınırlı bir şekilde yapıldı.

 

Esad rejimi, İran, Hizbullah ve Rusya ile aynı cephede duruyor. ABD, Fransa ve İngiltere ise, Suriye'yi vurarak asıl mesajı Rusya'ya verdi. Burada asıl hedefin Rusya olduğu açık. Tabi bu operasyondan kazançlı çıkan da İsrail oldu. Suriye'de özellikle de İran ve Hizbullah denetimindeki bölgelerde bulunan kimyasal silahlar İsrail’e hep bir tehditti. Bu kimyasal hedeflerin vurulması İsrail’i rahatlattı.

 

Defalarca Suriye konusuna bu köşede deyindik. Ama Suriye’nin durumunu çok iyi anlamak gerekiyor. Suriye çok ciddi bir savaş içerisindedir. Suriye yönetimi kendi başına olan bir yönetim değildir. İran ve Hizbullah bölgesel olarak, Rusya’da uluslararası bir güç olarak Suriye’de varlığını sürdürmektedir. Rusya, pragmatik bir siyaset yürütmenin yanın da bir de bölgesel rekabette yerini almak istiyor. Burayı kendine Ortadoğu’da politika yapmanın merkezine dönüştürmek istiyor. Buna karşı Amerika’nın da Suriye’deki konumu belli. Suriye’de bu iki ülke arasında esasında bir güç savaşı var. Bugün Suriye’de ABD, Rusya ve İran ekseninde gelişen bu savaşta, yerle bir olmuş bir Suriye’den ABD’nin çokta ekonomik bir çıkarı düşündüğünü sanmıyorum. ABD, İran ve Rusya’nın Suriye’de artan etkisinden ve ‘şii koridoru’ olarak adlandırılan bir hattın gittikçe ilerlemesinden rahatsız olduğu belli.

 

ABD-Fransa-İngiltere’nin Duma şehrinde yaptıkları operasyona karşı Rusya ve İran karşı hamle gerçekleştirmediler. Rusya ve İran şuanda ABD ve müttefikleriyle sıcak bir çatışmaya girmeyi akılıca bulmuyorlar. Bunun yerine sahada mevzi savaşı var. Saldırıdan sonra birçok ülke ABD-Fransa-İngiltere ye destek verirken, Rusya’nın yanına çekmeye çalıştığı ülkeler bile saldırıyı destekleyen açıklamalarda bulundu.  Rusya’nın Suriye’deki diğer muhaliflere karşı yürüttüğü iki yüzlü politikalarından kaynaklı gücünü azalttı. Bu saldırıyla Rusya’ya bir ayar çeken ABD ve müttefikleri; “Bakın işte istediğimiz zaman cevap verebiliriz, siz de Suriye'de bir şey yapmak istediğinizde sınırınızı bilin ve bizim de sahada olduğumuzu bilin” mesajını verdiler.

 

Bu mesajdan sonra herkes açısından Suriye politikası nasıl devam edeceği zaman içinde yaşanan gelişmelerle kendini gösterir. Fakat öyle görünüyor ki Suriye üzerinden yürütülen savaş baya bir sürecek, öyle kısa sürede bitecek bir şey değil. Herkes için çok ağır sonuçlarda doğurabilir ve başka yerlere de sıçrayabilir, yada çözüm odaklı bir siyasete yürütülür. Geleceği kestirmek pek mümkün değil. Bunun kaybedeni ve kazananı olur mu, olursa kim yada kimler olur bilmiyoruz.

 

Bir diğer konu ise Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un açıklaması. Macron; "10 gün önce ABD Başkanı Trump askerlerini Suriye'den çekeceğini söylemişti. Amerikalıları Suriye'de kalmaya biz ikna ettik” demişti. Bunun üzerine Beyaz Saray yönetiminden yapılan açıklamada, ABD'nin Suriye'deki misyonunun değişmediği belirtilirken, Başkan Donald Trump'ın Amerikan güçlerinin 'mümkün olduğunca çabuk' geri dönmelerini istediği vurgulandı. Bu durumu savaş ekonomisine de bağlayabiliriz. Bu savaşın mali giderini göz ardı etmemek gerek. Savaş silahlarına harcanan paranın haddi hesabı yok. Dolayısıyla Amerikan’ın orda kalması ekonomik anlamda iyi bir bütçe ayırması demek. Trump’ın, diğer ülkelere ‘Askerlerimizi geri çekeceğiz’ mesajı bence şu anlama geliyor, ‘Bana ekonomik bir bütçe ayırmasanız ben Suriye’de kalmam’.

 

Ayrıca Suriye dışında son zamanlarda gündemi meşgul eden bir diğer konu ise ticaret savaşlarının yaşanma ihtimali. Geçenlerde Donald Trump özellikle Çin ve Meksika’yı hedef alarak bir ticaret savaşı cephesi oluşturmaya çalıştı. İkili ve yada daha fazla ülkeler arasında yaşanacak olan ticari savaş, ithalat/ihracat kısıtlaması, engeller, yasak ve yaptırımlara kadar sıçrayabilir. Bu durum da, tüketiciye, üreticiye, dağıtıcıya ve araştırmacıya kadar dalga dalga yayılabilir.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA