türkçe porno anadolu yakası escort

NİSAN YAĞMURLARI GİBİ TOPRAĞI ÖPERİZ…


Bu makale 2018-05-01 17:37:50 eklenmiş ve 1812 kez görüntülenmiştir.
Güneş OCAĞA gunesocaga@gmail.com

 

Bazen merhabaya hazırlanırken hoşçakal olmuştu. Rüzgar toprağın üzerindeki yaşanmışlıkların izlerini silmişti adeta. Engebeli ve taşlı yollardan geçerken, daha birkaç adım atıldığında bir yorgunluk çökmüştü bile. Ama insan nereden bilecek ki, hayaller bu engebeli yollarda kendisini var edecek ve yokluğun içinde bir varoluşu oluşturacağına. Her adım atışında yaşamın nelere gebe olabileceğini hiç düşünmeden gitmeli insan. Ağır gelse de vadileri arkanda bırakmaya, yine de dokunmalı insan yokluğun kalbine. Çünkü yaşam su gibi akışkan ve sen o akışkanlığın içinde kendini bulmalıydın. Bitmeyen bu akışkanlık kimi zaman senden birçok şeyi götürür, kimi zaman da sana belli belirsiz birçok şeyi getirir…

Göremediklerine bir selam bırakmalı insan, gördüklerine de bir sıcaklık vermeli bu yürek. Yaşama dair mutlulukların, umutların, aşkların, hüzünlerin, acıların bir araya geldiği an gibi, kirpiklerin arasından zamanın tüm güzelliklerini aramalı insan. Karların arasında yüzünü güneşe çevirmiş kardeleni aramak gibi. Ekmeğin kavgasını verir gibi sarılmalı yaşama. Eğer zirvelerde uçmalı diyorsan, o zaman en derin duygularda hissetmelisin bütün yaşamın içindeki canlıların hikayesini. Bedenine işlemiş gibi hissetmelisin. Kekik kokusu gibi koklamalısın bütün güzellikleri…

Şafak sökerken tüm kızıllığıyla; saçlarına dolamalı rüzgar, kulaklarına fısıldamalı hafif esen rüzgarın oluşturduğu güzel sesler. İşte o zaman çığlıklarını duyar gibi olursun. O zaman güneşin karanlıkların ardından uyandığını görürsün. Hani hep bir şeylerin eksik olduğunu hissedersin ya, işte güneşin şafağından günler geçtikçe tüm eksik sandıklarının cevabını sürekli aramanın olduğunu bilirsin artık…

Bütün doğumların ışığı gölgelerdedir. Çünkü gölgelere ışık vurunca doğumlar oluşur. Yeniyi bulmanın ve umudu doğurmanın yolu sancılardan geçer. Bu yüzdendir ki, yaşamın hep sancılı olması. Çünkü sancılar olmadan bir daha nasıl doğarsın ki. Yeniden doğmak için acı çekmeli insan. Bütün uygarlıkların, medeniyetlerin ve insanlığın doğuşu acıların sancılarından kendilerini doğurmuşlar...

 

 

Kısa bir an, sadece kısa bir anda resim edebiliyorsun bütün suretleri beynine ve duygularına. Bir anın aslında tarihi oluşturduğunun farkında bile değilsin. Oysaki bir an neleri var etmiyor ki, bir an nelere gebe değil ki. Yaşadığın toprağın evrim geçirmesi gibi, beynin ve duyguların evrim geçirir. Bir çiçeğin toprağın dibinden nasıl yeşerip kendisini o güzel rengi ve kokusuyla var ediyorsa, işte biz de böyleyiz. Bir an solduğumuzu ve öldüğümüzü sanırız, ama aslında bir çiçek gibi toprağın altından yeniden doğarız. Çünkü ölümlerin yeni ve güzel doğuşlara sebebiyet verdiğini anlayamayız. Oysaki bunu bilirsek, Nisan yağmurları gibi toprağı öperiz.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA