türkçe porno anadolu yakası escort

MEYVE MUCİZESİ…


Bu makale 2015-03-04 07:21:19 eklenmiş ve 3835 kez görüntülenmiştir.
Muhammed ŞAHİN Diyetisyen


Kış aylarını geride bırakırken, zaman zaman mevsim değişikliklerinden, zaman zaman buz gibi havanın içimize işlemesinden, gribal enfeksiyonlara yakalanıyoruz. Bazen de kırgınlıklar ve yorgunluklarla, bu süreci kısmen daha hafif atlatıyoruz. Özellikle bu mevsimde, bağışıklık sistemimizi güçlendirmek, vücudumuzun ihtiyacı olan antioksidan seviyesini yükseltmek için yapmamız gereken en doğru şey; meyve tüketmek olacaktır. Şimdi gelin kış meyvelerini daha yakından tanıyalım.

 

Muz: Muz deyince herkesin aklına gelen yüksek potasyum içeriğidir. Peki; potasyum içeriği neden bu denli önemli ve bize ne gibi faydaları var? Potasyum, vücutta hücre bütünlüğünü sağlamak, sıvı ve elektrot dengesini korumak ve en önemlisi kalp atışlarını düzenlemek gibi görevlere sahiptir. Ayrıca çoğu sağlık uzmanı, potasyumun hipertansiyonu engelleyeceğine inanır.

 

Muzun, günlük yaşamımızdaki en önemli faydası ise, sindirime yardımcı olmasıdır. Özellikle ishal problemine karşı bulduğumuz en pratik çözüm muz tüketmek olacaktır. İshal olan bir vücut fazlasıyla su ve buna bağlı olarak potasyum kaybedecektir. Muzun yüksek potasyum değerinden faydalanarak bu problemi çözebiliriz.

 

Son olarak özellikle kilo problemi olan bireyler, muzun fazla şeker içerdiğini düşünürler. Korkmayın ve bu mucizevi kış meyvesini, porsiyon kontrolü yaparak, gönlünüzce tüketin.

 

Portakal: Kış deyince aklımıza gelen ilk meyve portakaldır. Grip olunca, havalar soğuyunca, bizi hastalıklardan koruyacağına inanarak sık tüketiriz. Oldukça da haklıyız. Çünkü portakal bağışıklık sistemini güçlendiren meyveler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Yüksek C vitamini içeriği, kalsiyum yüzdesi, potasyum içeriği, onun güçlü bir antioksidan kaynağı olduğunu gösteriyor. Yapısındaki tüm bu vitamin ve mineraller, kansere karşı vücudu koruyor, kötü tansiyonu düşürerek, iyi tansiyonu yükseltiyor.

 

Portakal tüketimimizin şekli ise oldukça önemlidir. Portakal suyunu içmektense, portakalı meyve olarak tüketmek çok daha yararlıdır. Sebeplerini anlatacak olursam, öncelikle bir bardak portakal suyu ile 1 adet portakalı kıyaslayarak anlatmak isterim. 1 bardak portakal suyunu elde etmek için, en az 3-4 adet portakal sıkıyoruz. Bu işlemi yaptığımızda, kabuğundaki vitaminden ve içerdiği liflerden mahrum kalacağız. Ayrıca 3-4 portakalın içerdiği şeker miktarı, takdir edersiniz ki, 1 portakalın 3-4 katı kadar olacaktır ve günlük tüketmemiz gereken meyve miktarını aşacağından, kan şekerimizin yükselmesine sebep olacaktır.

 

Meyve yemekten hoşlanmayan ve suyunu içmeyi tercih edenler içinse, nacizane bir öneride bulunabilirim. Meyve sıkacaklarınıza portakalı kabuğuyla birlikte atın ve öyle sıkın, sıktıktan sonra da süzmeden içmeye çalışın.

 

Kivi: Meyveler arasında yapılan akademik bir araştırmada, meyvelerin C vitamini içerikleri incelenmiş ve kivi C vitamini içeriği açısından 1. sırada yer almıştır. En büyük C vitamini kaynağı olarak bildiğimiz portakalın, içerdiği oranı küçümseyemeyiz, fakat kivi neredeyse 2 katı kadar C vitamini içeriğiyle portakalı soluyor. Ayrıca kivi, A vitamini, magnezyum, potasyum açısından da oldukça zengindir. Her gün tüketilen orta boy bir kivi, günlük A ve C vitamini ihtiyacımızın tamamını karşılar. Tüm bu vitamin ve mineral içerikleri, kansere karşı önleyici, kolesterol düşürücü ve kalp damar sağlığını koruyucu olan kivinin tüketilmesi sıralayabileceğimiz en önemli sebepler arasındadır.

 

Ayrıca, kan sulandırıcı aspirinlerin işlevini gören kivi, hiçbir yan etki içermeden, doğal bir tedavi aracı olma özelliğine sahiptir.

Özellikle çocuklardaki solunum yolu hastalıkları, astım ve öksürük semptomlarına karşı vücudu korumakta olup, hırıltılı solunumu engellemektedir.

 

 

Elma: Kanseri önleyici meyvelerden bahsederken, elmanın bu konuda 1 numara olduğunu söylemek gerekir. Prostat, kolon, akciğer ve meme kanserini engellediği, bilimsel araştırmalarla ispatlanmıştır.

 

Elma, bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra, astımı engeller. Elma tüketimi ile astım riski ters orantılıdır.

İçerdiği yüksek şeker oranı ise, muz gibi tüketilmesine endişeyle yaklaşılan bir meyvedir. Fakat eğer şeker hastası değilseniz ve kan şekeriyle ilgili ciddi sorunlarınız yoksa sizi diyabetten korur.

 

Şimdi, elma hakkında kimsenin bahsetmediği bir konuya değinmek istiyorum.’Osteoporoz ve elma ilişkisi.’ Elma en önemli ‘boron’ kaynağıdır. Boron, kemikleri güçlendirme özelliği olan bir mineraldir ve osteoporozu ciddi oranda engeller. Bu durumda kemik gelişimine en çok ihtiyaç olan çocuklarda ve kemik erimesinin başladığı menapoz sonrası dönemindeki kadınlarda tüketiminin çok önemli olduğunu vurgulamak gerekir.

 

Son olarak, elma yerken iyice yıkayın ve lütfen kabuğuyla birlikte tüketin… Çünkü elmanın asıl antioksidan kaynakları kabuğunda bulunmaktadır.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi