antalya escort
türkçe porno anadolu yakası escort

NAZARBAYEV VE ERDOĞAN...


Bu makale 2015-05-25 07:52:51 eklenmiş ve 3411 kez görüntülenmiştir.
Mustafa GÜNEŞ gunes.mu@hotmail.com

 

 

26.Nisan’da, soydaş, dost ve kardeş ülke Kazakistan’da devlet başkanlığı seçimi yapıldı. Seçim kurulundan yapılan açıklamaya göre, 9,5 milyon seçmenin yüzde 96 katılımıyla yapılan seçimde, 25 yıllık kıdemli Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev oyların yüzde 98 ‘ini alarak tekrar başkan seçildi.

 

75 yaşındaki Nazarbayev, gençliğinden itibaren Kazakistan Komünist Partisi’nin üst yönetiminde bulunmuş, 1989 ‘da Sovyet İmparatorluğu’nun dağılmasından sonra da 91 yılında BağımsızKazakistan’ın ilk Devlet Başkanı seçildi. Sonradan görev süresi 2000 yılına kadar uzatılmış, o gün bu gündür de yüzde 80‘den düşmemek üzere seçimin tek adayı ve ülkenin tek başkanı olagelmiştir.

 

DEMOKRATİK SEÇİM VE DİKTATÖRLÜK

 

Bir ülkede seçimlere katılım ve oy dağlım oranları, o ülkedeki demokrasi ve kültür seviyesinin temel kriteridir. Hemen her siyasi bilimci, sosyolog ve entelektüel bu konuda mutabıktır.

 

İşleyen ve olgun bir demokraside hiçbir zaman bir lider “çul çürüten” olmamıştır, olamaz. Hele öldükten sonra oğlu, kardeşi veya yakın bir akrabası yönetime geçemez. Her liderin belli bir iktidar ömrü vardır ve hiçbiri babadan-oğla saltanat devredemez. İsterse dünyanın en yetenekli lideri olsun, en çok iki dönem (8 veya 10 yıl) sonra köşesine çekilir. Varsa bir üstün yeteneği, o alanda ülkesine hizmet eder. Mesela eski ABD başkanı Clinton gibi…

 

Öte yandan bu ülkelerde seçime katılma oranları genel olarak yüzde 70’lerdedir.Bir parti veya liderin alacağı oy ise en fazla yüzde 55, bilemedin 60’lardadır. Ki yüzde 60 oy bile bir zorlama olduğu veya rakiplerin çok yeteneksiz olduğu anlamına gelir.

 

OYBİRLİĞİ SEÇİM VE DİKTATÖRLÜK

 

Buna karşılık eğer bir ülkede seçime katılma oranları yüzde 100’lerde, seçimi kazanan adayın aldığı oylar da yüzde 60’ların üstünde, hatta 98-99’larda ise orada artık demokratik bir ülke ve seçim değil, bir diktatörün kendini zorla onaylatması söz konusudur.

      

Bu tip seçimlere örnek olarak;

-1982 Anayasasının oylanması ve Kenan Evren’in yüzde 92,5’la Cumhurbaşkanı seçilmesi,

-Hitler’in her seçimde tek aday olarak yüzde 99 oy alması,

-Saddam Hüseyin’in her seferinde yüzde 99’la kendini tasdik ettirmesi,

-Azerbaycan’da Aliyev’in ölünceye kadar, sonra da yerine oğlu İlham’ın geçmesi,

-Hafız Esat ve oğlunun babadan oğla hiç kesintisiz ve oybirliğiyle hanedanlık sürdürmesi,

-Kuzey Kore’de Dede Kim İl Sung’dan sonra oğul ve şimdi de torun’un 60 yıldır yüzde 100 yani oy birliği ile kesintisiz saltanatları,

-Küba’da 90 yaşındaki Castro’nun 60 yıllık diktası ve başkanlığı (yatalak duruma düştükten sonra) kendisinden 2 yaş küçük 88 yaşındaki kardeşine devretmesi,

-İlla da Rusya’da eski KGB kasabı Putin’inkanuna karşı hile ile bir dönemlik gölge başkanlığından sonra tekrar başkan olması,

Gibi örnekler ne demek istediğimizi daha iyi anlatır.

 

NAZARBAYEV

 

Yukarıda da belirttik. 1990‘dan bu yana tartışmasız ve rakipsiz başkanlık yapan   bu diktatör, Pazar günkü seçimlerde de yüzde 98 oyla kendini tekrar başkan seçtirdi.

 

BATI ÜLKELERİNDE ÖRNEĞİ YOK

 

Listeye dikkat ederseniz bu zorba diktatörlük rezaletlerinin (Küba ve geçmişte Hitler hariç) hepsi ne yazık ki Doğu Toplumlarındadır.

 

Demokrasisi ve halkı olgun hiçbir batı ülkesinde böyle rezaletleri göremezsiniz. Ne kimse yüzde 60’tan fazla oy alabilir, ne iki dönemden fazla seçilebilir, ne de katılım oranları yüzde 70’in üstünde olabilir.

 

ABD VE BAŞKANLIK

 

240 yıldır hiç aksamadan yürüyen ABD’deki başkanlık sistemi, işleyiş mekanizması bakımından dünyadaki en iyi örnek olmasına karşılık, bizim gibi dokusunda despotizm olan halk ve devletler için de kötü örnek teşkil etmektedir.

 

Gerçekten de Doğu despotları başlangıçta herkese ABD başkanlık sistemini örnek vererektoplumları ikna ediyor, ta ki    “develerini düze çıkardıktan sonra” kendi Doğulu (oryantalist) karakterlerine dönüş yaparak birer “çul çürüten” zalime dönüşüp her türlü vahşeti yapmaktan çekinmiyorlar.

 

TÜRKİYE VE BAŞKANLIK

 

Son birkaç yıldır, Erdoğan da “başkanlık sistemi” deyip durmakta ve sürekli gündemde tutmaktadır.

 

Aslına bakarsanız bize göre sistem tartışmasının hiçbir sakıncası yok. Yeter ki asıl niyetin dikta olmadığı bilinsin. Ancak şimdiye kadar “görünen köyden” ve 12 yıllık uygulamasından anlaşıldığı gibi Erdoğan’ın hiç de demokrasi heveslisi olmadığı, tek amacının adını tarihe M.Kemal’in rekorunu kırmış bir diktatör olarak yazdırmak olduğu ayan beyan ortada.

 

BİR ÖNERİ

 

Eğer niyet bu değil de ülkenin gerçekten iyi yönetilmesi ise, seçimlerden sonra bir komisyon kurup başkanlığın mı, yoksa parlamenter sistemin mi ülke yönetiminde daha faydalı olduğu tartışılsın.

 

Ancak bir ön şartla:

Şayet başkanlık sistemi kabul edilecek olursa, Tayyip Erdoğan’ın aday olmayacağı ve seçilmeyeceği peşinen hükme bağlansın. Bu teklifi kabul ederse sorun yok. Tartışalım. Belki de haklıdır.

 

 

 

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA