türkçe porno anadolu yakası escort

TÜRKİYE, DEMOKRASİ VE DÜNYA


Bu makale 2015-06-01 09:03:03 eklenmiş ve 2619 kez görüntülenmiştir.
Mustafa GÜNEŞ gunes.mu@hotmail.com


 


 

Türkiye’nin Cumhuriyetle girip 1950’lerde bir ucundan uygulamaya başladığı demokrasi hikâyesi 100 yılını geride bırakmak üzere…

 

 

Cumhuriyet kurulurken temel hedef, demokrasi endişesinden çok, yüzlerce yıllık hanedan devletini tasfiye etmekti. Bunun yanında 1820’lerde 2.Mahmut’la başlayan “modernleşme” ve devletin çağa uydurulması çabalarının yeniden uygulanmaya konması da aynı önemde idi.

 

 

Gerçekten 2.Mahmut büyük maceralardan sonra, çağ dışında kalmış, teknolojiyi ıskalamış ve çürümekte olan ordu (Yeniçeri) başta olmak üzere, tüm devlet mekanizmasını sil baştan Avrupa standartlarına getirmeye çok yaklaşmıştır.

 

 

Ordu, tamamen Alman Ordusu örnek alınarak yeniden düzenlenmiş, Harp Okulu, Jandarma-polis teşkilatları, tıp, mühendislik gibi eğitim birimleri, ticaret ve ceza kanunları, o günden beri temel çatısı halen yürürlükte olan iller idaresi kanunu, idare mahkemeleri vb. her şey Avrupa standartlarına yakın biçimde düzenlenmiştir.

 

 

İşin aslı 2.Mahmut, bu günkü modern Türkiye Devletinin asıl kurucusu olup, M.Kemal dâhil tüm ırkçı ve İttihatçı paşalar onun kurduğu okullarda yetişmişlerdir.

 

 

Açıkçası 2. Mahmut; M.Kemal ve Cumhuriyetçileri gölgelediği için ısrarla unutturulmaya çalışılmıştır.

 

 

CUMHURİYET TÜRKİYESİ

 

 

 

Cumhuriyetin ilanıyla beraber süratle çağdaş Avrupa kanunları birer birer yürürlüğe konulmuş ve imkânlar ölçüsünde uygulanmaya çalışılmıştır.

 

 

Bir ülkenin demokratik bir devletle yöneltilip yönetilmediğinin birkaç temel kriteri vardır. Bunların başında yurttaşların kişilik hak ve yetkilerin belirleyen yurttaşlık (medeni) kanunu, Ceza Mahkemeleri Usulü başta olmak üzere ceza kanunları ve elbet Anayasası gelir.

 

 

Objektif bir gözle baktığımızda (uygulama sorunları bir yana bırakılırsa)  Osmanlı Devletiyle kıyaslanamayacak çağdaş ve modern kanunlar büyük bir hızla yürürlüğe konulmuş, o günden bu güne geliştirilerek devamı sağlanmaya çalışılmıştır.

 

 

Tam olmasa bile gene de laiklik konusunda pek çok Avrupa ülkesinden geride değildir. Üstelik laiklik bilinci dincisi, ırkçısı, gericisi veya ilericisi ile toplumun ezici çoğunluğu tarafından da benimsenmiştir.

 

 

ASYA VE AFRİKA’DA TÜRKİYE

 

 

Cumhuriyet kurulduğundan bu gün gelinen aşamaya kadar her iki kıtaya yakından baktığımızda, tüm Afrika ve Asya’da İsrail Devletiyle, Mandela’dan sonraki Güney Afrika Cumhuriyeti ve Güney Kore hariç, Türkiye’nin bu beğenmediğimiz demokrasisi ile kıyaslanacak başka bir ülke gösteremezsiniz.

 

 

Mesela Asya’da Rusya başta olmak üzere, Sovyet İmparatorluğundan arta kalan devletler, Çin, Hindistan, İran, Pakistan, Bangladeş, Moğolistan, Tüm Türkî Cumhuriyetler, Himalayalardaki irili ufaklı onlarca devlet, Kuzey Kore, Vietnam, Kamboçya ve bunlar gibi adını saymakla bitiremeyeceğimiz onlarca ülkenin hiç birinde adam gibi işleyen bir demokrasi yoktur. Hepsi ya hanedan, ya başkan-diktatörler, ya da askeri yönetimlerle kendi üzerlerine kapanmış biçimde ağır zulüm ve baskıyla yönetilmektedirler.

 

 

Afrika’daysa durum daha vahim… Belirttiğimiz gibi Mandela sonrası Güney Afrika Cumhuriyeti hariç, başka bir tek örnek demokratik ülke gösteremezsiniz. Tüm Arap ve İslam ülkeleri, tüm siyahî devletler, Asya despotluklarına rahmet okutacak vahamette barbar ve zorba yönetimlerce yönetilmektedirler.

 

 

ORALARDA YAŞAMAK

 

 

İnsaflı düşündüğüz zaman, mecburiyet olmadıkça hiçbir Türkiye Vatandaşı Asya ve Afrika’daki devletlerin hiç birinde rıza ve tercihiyle yaşamak istemez.

Bütün şikâyet ve kusurlarına rağmen gene de Türkiye tercih edilecektir.

 

 

KÜRT PATİNAJI

 

 

Türkiye’nin kanunlarına, kurumlarına ve devlet organizasyonuna baktığımızda Avrupa normlarından en ufak bir eksiği yoktur. Laikliğiyle, kadın ve işçi haklarıyla, sosyal güvenlik sistemiyle, medeni, ticaret, borçlar ve ceza gibi temel kanunlarıyla, mahkemeleri ve sağlık teşkilatlarıyla Avrupa’dan hiçbir geri kalan bir yanı yoktur.

 

 

Üstelik 50 yıldır Avrupa Birliği’ne girmek için çabalamakta, kimi zaman geri kalınsa, aksamalar yaşansa bile devletin ve toplumun büyük çoğunluğu bu sisteme dâhil olmak istemektedir.

 

 

TÜM ARIZA KÜRT SORUNUNDA

 

 

Yukarıdan beri saydığımız tüm bu güzel kanun ve sistemler bir tek nedenle aksamaktadır. Özlenen ve niyetlenen demokrasinin bir türlü rayına oturmasının asıl nedeni  “Kürt Sorunu” dur.

 

 

Türk Devleti her ne kadar 180 yıldır modern ve demokratik bir devlet olma niyetiyle yola çıkılmış ise de, vatandaşının tamamını mutlaka “Türk” yapmak, hepsini suni ve yaratılmış bir ırka mensup olduğuna inandırmak uğruna bu anlamsız çabayı inatla sürdürmeye devam etmiştir.

 

 

Her ne kadar Kürtler dışındaki küçük etnik gruplarda asimilasyon konusunda epey ilerleme ve başarı sağlanmışsa da, Kürtler konusunda batağa saplanmış ve 90 yıldır patinaj yapıp durmaktadır. Bir inat uğruna 90 yıldır yüz binlerce insanın kanı dökülmüş, hapisler sürgünler yaşanmıştır.

 

 

90 yıl halkların tarihinde basit bir süre olmakla beraber, devlet yönetimi ve özellikle demokrasi bakımından oldukça uzun bir zaman kaybıdır.

 

 

Bu devlet, bütün imkânlarını Kürtleri Türkleştirmek veya aslında var olmadıklarını ispatlamak gibi anlamsız ve mantıksız bir inat uğruna harcamıştır. Keşke israf edilen her şey ekonomik ve sosyal değerler olsaydı. Asıl dehşet yüz binlerce insanın hayatına mal olmasında.

 

 

90 yıldır sayısını devletin bile tam tutamadığı irili ufaklı isyanlarda yüz binlerce çocuk, kadın, erkek, yaşlı veya gence karşı hiçbir ahlak ve savaş kuralı gözetilmeden (zehirli gaz dâhil) her türlü imha metodu uygulandı.

 

 

KÜRT PATİNAJINDAN ÇIKILMALIDIR

 

 

Yukarıdan beri anlatmaya çalıştığımız şudur: Yaklaşık 180 yıldır devlet organizasyonu ve temel kanunları ile demokratik bir devlet olma niyetiyle yola çıkılmış, Kürt Konusu hariç, hemen her alanda Avrupa Demokrasisi normları yakalanmış veya uygulamaya koymaya çalışılmış, pek çok alanda da pratiğe geçirilmiştir.

 

 

Bu ülkede ne kadar anti demokratik teşkilat, kanun ve uygulama varsa hepsinin altında dolaylı veya doğrudan Kürt Sorunu yatıyor. Bunları teker teker saymaya ne gerek ne de imkân var.

 

 

Kürt Sorunu insan onuruna ve temel demokratik değerlere uygun olarak çözüldüğü andan itibaren her şey birden bire değişecek ve çok kısa sürede demokratik ülkelerin hayranlıkla izlediği gerçekten demokratik bir ülke olacaktır. Çünkü kendini gömdüğü Kürt Sorunu batağı ve patinajı dışında tüm alt yapı hazırdır.

 

 

 

Önümüzdeki seçim, bir anlamda devlet ve halkın patinaja aynen devam mı edeceğini, yoksa kurtulup demokrasiyi düzlüğe mi çıkaracağını belirleyeceği bir seçim olacaktır.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi