antalya escort
türkçe porno anadolu yakası escort

YÜKSEKOVA'DA NELER YAŞANDI?


Bu makale 2015-09-01 09:21:25 eklenmiş ve 2535 kez görüntülenmiştir.
Bekir Güneş bekirogunes065@gmail.com




Yüksekova'da çatışmalar vardı, büyük bir gerginlik yaşanıyordu. Kalktık oraya gittik. Yüksekova'nın girişinde askerler yolu tutmuş kimseyi içeri almıyordu. Çünkü önceki gece Hakkari Valiliği, ikinci bir emre kadar sokağa çıkma yasağı ilan etmişti. Bu yasak neticesinde Gever'e giriş çıkışlar yasaklanmıştı.

Girmeye çalıştık bize de izin vermediler. Hata oradaki bir asker, "abi girmeyin sokaklarda askerler, var sokakta olan herkesi vuruyorlar" dedi. Başka bir asker yaptığı emir kulluğunu büyük bir gururla belirterek "ne yapalım bize verilen görev bu" diyerek bizleri içeri almanın kendisini aştığını söyledi. Son durum nedir diye sordum; gülen bir yüzle "Bizimkiler 4 terörist öldürmüş sayı daha da artacak" dedi. "Bizimkiler" dediği özel harekat timleriydi, terörist dedikleri Gever'in çocuklarıydı.

Sonra DTK Eş Başkanı Selma Irmak ve HDP'li bölge milletvekilleri geldi. "Biz içeri gireceğiz" dediler. Komutan, "Efendim sizi tanıyoruz biz yine de bir Vali Bey'e soralım öyle girin" dedi. Ben biraz aşağıdaydım, başka bir askerin yanına gitti kulağına fısıldayarak, "Kimdi lan bunlar neydi isimleri bir yazıp bana versene" dedi. Öbür asker gelip vekillerin isimlerini aldı komutanına verdi.

Komutan 10 dakika sonra gelerek, "Sayın Valimle şimdi konuştum kesin talimatıdır hiç kimseyi içeri almayın" dedi. Irmak, "Biz hiç kimse miyiz? Ben bu ilin bu ilçenin seçtiği milletvekiliyim ve senin de valinin de üstündeyim. Sizin beni engelleme gibi bir durumunuz olamaz" dedi; ancak komutan işte herkesi şaşırtan cevabı verdi, "Benim valim ne derse ben onu yaparım o yanlış da yapsa doğru da yapsa ben sorgulamadan yaparım eğer sizde içeri girmeye çalışırsanız size karşı da silah kullanırız" diyerek devletin bölgedeki yansımasını bize gösterdi.

Evet, vekiller Yüksekova’ya giremedi, saatlerce orada bekledikten sonra öz yönetim ilan ettikleri yere, tanımadıkları kaymakam ve valiler tarafından Gever'e sokulmadılar.

Bu duruma ettiğim şahitlik bana ileride çok şey yazdıracak ama sanırım şimdi zamanı değil. Sonra alternatif yollarla Gever'e girdik. Çatışma sesleri gece geç saatlere kadar sürdü. Yüksekova halkı gece 2'ye kadar evlerine girmedi. Sokağa çıkma yasağını sokağa çıkarak tencere tava çalarak protesto etti.

O gece çatışma sesleri arasında birkaç saat uyuyup sabaha uyandığımda Yüksekova'da büyük bir sessizlik, enkaz ve öfke vardı. İçişleri Bakanlığı ve Hakkari Valiliği jet hızıyla bir açıklama yaparak hayatını kaybeden 4 kişiyi "terörist" olarak ilan etti.

Bu açıklamaların hemen ardından yaşamını yitiren 4 kişiden biri olan 37 yaşındaki Fettah Es'in taziyesinin bulunduğu eve gittim. Fettah Es sivildi, Gever'de bir terzi dükkanında işçi olarak çalışıyordu. Güvenlik güçlerinin saldırısını protesto etmek için diğer Yüksekovalılar gibi sokağa çıkmıştı ve vurularak "terörist" ilan edilmişti. Fettah Es, evliydi ve 3 çocuk babasıydı. Onlarla konuşmaya çalıştım.

Es'in annesi ve eşine bakanlık ve valiliğin açıklamasını sordum. "Allah onların belasını versin. Fettah sivildi, terziydi, vurdular öldürdüler onu. Biz o kadar da ona dedik çıkma dışarı ama o 'bu kadar gencecik insanlar öldürülürken ben nasıl evde otururum' diyerek dışarı çıktı ve öldürdüler. Fettah Es'in 3 çocuğu vardı.

"Terörist" ilan edilen Fettah Es, en büyük oğlunun ismini Barış koymuştu. Çok hasretti Barış'a kimseler ölmesin diye Barış diyordu. "Barış" dedim. "Bi Xudé bi Xudé ez xwina bavéxwi erdé nahélim" dedi ve bir hıçkırık boğazına takıldı annesine sarıldı daha da bir şey demedi.

O "Terörist" babanın bir de ikiz kız çocukları vardı; Hilara ve Dilara... İkisi de daha çok küçükken tanıştılar babasızlıkla. "Em bavéxwi dixwazin" dediler başka da yeryüzünde hiçbir kelime kalmadı zaten söyleyecek. Sadece, babalarını istiyorlardı. Ama devlet onların "huzur ve güvenliği" için babalarını “terörist” ilan edip öldürmüştü.

Gözlerim buğulanmış bir şekilde oradan çıktım, halkın toplandığı HDP ilçe binasının önüne gittim. Herkes çok öfkeliydi "biz nasıl sahiplenemedik o 4 kişiyi, eğer sahiplenseydik öldürülmezlerdi" diyerek kendilerini suçluyorlardı. Hakkari'ye geçtik, orada da büyük bir katliam planının olduğu belirtiliyordu.

Berçelan ve Kıran mahallelerini özel harekatçılar ablukaya almışlardı. Halk ve parlamenterler oraya zamanında yetiştiler ve “ya bizi de öldürürsünüz ya da o gençleri de öldüremezsiniz" diyerek orada bir katliamın önüne geçtiler. Orada çatışmaların önüne geçildi, ama bu defa da gözler Cizre'ye çevrildi.

Oradaki "teröristlerin" yaşı ise 7'ye kadar düşmüş hatta anne karnındaki bebeler bile devletin huzur ve barışını tehdit etmeye başlamıştı. Tabi öldürülmeleri gerekiyordu, hatta sokağa çıkma yasağını bir tarafa bırakıp o bebelerin anne karnından çıkma yasağı bile ilan edilecekti.

Peki ya sonra... O anne ve babalar doğacak çocuklarına yine Barış ismini verecek ve yine devletin yine kimin huzur ve güvenliği için olduğunu hepimizin bildiği savaş politikaları devam edecek.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
GSS Borç Sorgulama
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi