türkçe porno anadolu yakası escort

CİZRE’DE GÜVENLİK GÜÇLERİ NELER YAŞADI?


Bu makale 2015-09-18 10:42:49 eklenmiş ve 2807 kez görüntülenmiştir.
Bekir Güneş bekirogunes065@gmail.com


Cizre'de 8 günlük sokağa çıkma yasağı güvenlik güçleri açısından da oldukça zor geçti. Sokağa çıkma yasağının başladığı ilk gün yani 4 Eylül'de Cizre'ye girmek istedik ancak Cizre'nin girişinde tarihi İpek yolu üzerinde güvenlik güçleri 2 ayrı barikat kurmuştu ve giriş-çıkışlar çok kesin talimatlarla kapatılmıştı.

Kurumçu Karakolu'nun bulunduğu yerde onlarca asker, yolu kapatmış ve araçların geçişlerine izin vermiyorlardı, saatler geçtikçe binlerce araçlık bir konvoy oluştu. HDP'li bir grup milletvekili ile birlikte bizde oradaydık.

Cizre'ye girmek için sabaha kadar verdiğimiz mücadelede pek başarılı olamadık ve geceyi askeri barikatın olduğu yerde geçirdik. Bu süre zarfında orada bulunan askerlerle sanırım rütbeleri uzman çavuş'tu, ya da tam emin değilim.

Kendileri de yaşanan süreçten çok rahatsızdı. Bir asker bana, "Biz karakolda sadece İMC TV izliyoruz, hep İMC açıktır" dedi. Niye diye sordum. "Çünkü bölgede gerçekleri gösteren tek televizyon ve biz böylece bölgede ne olup bitiğini öğreniyoruz. Sadece biz değil ailelerimizde İMC izliyor" hatta bana görüntülerin ne zaman çıkacağını söylediler, çünkü kendileri de kameranın kadrajına girmeye çalışıyorlardı ve "uzun zamandır ailelerimizle görüşemedik belki bizi buradan görürler" dedi.

Oldukça dikkat çekici diyaloglar yaşandı aramızda, Çözüm Süreci'nden, tutun da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlık sevdasına kadar her şeyi konuştuk o gece. Hiçbiri sevmiyordu Erdoğan'ı bunu çok net beli ediyorlardı ama korkularından, HDP'li vekillere verdikleri cevapta, "O bizim başkomutanımızdır bize ne derse biz onu yaparız. Bize ölün derse ölürüz" cümlelerini de kuruyorlardı.

Askerlik üzerine konuştuk, "üzerinizde taşıdıklarınız size ağır gelmiyor mu?" diye sordum, "En çok kask ağır geliyor, beli bir saatten sonra taşımakta çok zorlanıyoruz" dedi. Sonra sabah doğru HDP'li milletvekilleri bir kez daha içeri girmek için zorladı ve tartışmalar yaşandı. Bir vekil yaptıklarının yasalara aykırı olduğunu söyleyince, bir asker kendisini tutamadı ve "Biz çok mu istiyoruz ölmeyi ama siz vekilsiniz ve mecliste bu yasaları geçiren sizlersiniz, siz bu yasaları geçirmeyin bizde bunları yapmayalım" dedi.

Neyse bizler alternatif bir yolla birinci barikatı geçtik ve Cizre Devlet Hastanesi'nin olduğu alanda bulunan 2. barikata geldik. Burada askerler yoktu, özel harekat polisleri vardı ve onların söylemleri ve tavırları çok daha sertti. Hiçbir şekilde diyalog içerisine bile girmiyorlardı ve tavırları ile HDP'li vekillere "Sizi tanımıyoruz" mesajı veriyorlardı. Vali ve kaymakam ortadan kaybolduğu için muhatap olarak onlar kalmışlardı.

Saatler geçtikçe, sıcaklar da bastırmaya başladı ve Habur'a giden yolda da binlerce araç oluştu. İnsanların isyanları sonucu sadece araç kuyruğu biraz boşalsın diye İpekyolu'nu açtılar ancak, Cizre girişi hala kapalıydı. Ve biz o barikatın da ardından yine alternatif bir yolla Cizre'ye girmeyi başardık. İlk olarak Cizre Belediyesi'nin itfaiye bölümüne gittik ve çok sayıda insanın orada mahsur kaldığını gördük.

Belediye'nin hemen yanında bulunan kaymakamlık binasının üzerine keskin nişancılar konumlandırılmıştı ve gördüklerine ateş açıyorlardı. Yasağın 2. günüydü. HDP'li vekiller itfaiyeden dışarı çıkıp mahallere gitmek istedi ancak bir zırhlı araç gelip vekillerin yanında durdu. İçindeki iki özel harekat polisi hemen dışarı çıkıp etrafa baktılar sonra vekillerin yanına geldiler. Bir tanesi çok titriyordu, vücudunun her tarafı titriyordu ve bunu beli etmemek için de sürekli harekete ediyordu.

HDP'li vekil Sibel Yiğitalp, "biraz rahat ol korkma, biz senin de ölmemen için buradayız, senin de annenin ağlamasını istemiyoruz" dedi. Polis, "Yok korkmuyorum" diye cevap verdi ama tir tir titriyordu. Bir gün sonra HDP'li vekiller yaşanan durumu konuşmak için Kaymakamlığa gitmek istedi ancak, daha girişte çok sayıda polis bağırarak, "Durun orda sakın girmeyin" dedi. HDP'li vekiller biraz daha içeri girdi ve Kaymakamla görüşmek istediklerini söyledi; ancak polis amiri Kaymakamın orda olmadığını ve isterlerse gidip evinde kendisi ile görüşebileceğini belirtti.

Çok ilginç bir tabloydu. Kaymakamlık binası tamamen özel harekatçıların karargah merkezi olmuştu. Cizre yönelik operasyon Kaymakamlık binasından yürütülüyordu ve bina tamamen özel harekatçılara bırakılmıştı, kaymakam ise ortadan kaybolmuştu. Tam o sırada kaymakamlığın girişinde bulunan 3 polis dikkatimi çekti, bizi göstererek gülüyorlardı. Biraz daha dikkat kesildim, o gülenlerden biri bir gün önce Cizre sokaklarında tir tir titreyen polisti.

Karargah'a gelince titremesi geçmişti. Cizre'de suyun elektriğin, gıdanın olmaması onları da etkiliyordu ve yasak sürdükçe daha da agresifleşiyorlardı. Yasağın 5. gününde kaymakamlık karargah merkezinden bir polis belediyeyi arayarak acilen su istiyordu ve isterken de şu cümleleri kurdu; "Bize acilen su getirin, hepimiz b….. gibi kokuyoruz, tek damla suyumuz kalmadı." Belediye çalışanı, "su getiremiyoruz çünkü dışarı çıkamıyoruz yasak var keskin nişancılar bizi vuruyor" deyince polis, "su getirmesen 30 dakika sonra oraya geliyoruz ve sizin bütün araçlarınıza el koyacağız"

Ben itfaiyede haber yazdığım sırada bu olay gelişti ve birebir tanıklık ettim. itfaiye çalışan bu durumu milletvekillerine bildirdi vekiller itfaiyeye geldi ancak polisler yarım saat sonra gelmedi, hiç gelmedi. 8 günlük yasak, sadece halkı değil, güvenlik görevlilerini de çok etkiledi.

8 günün ardından sanırım yasağın kalkmasından en çok mutlu olanlardan biri de Cizre sokaklarında gezerken korkudan titreyen o polis olmuştur.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Antalya arkadaş
Antalya rent acar