türkçe porno anadolu yakası escort

YAHUDİLER VE TOPRAK


Bu makale 2014-12-03 07:59:49 eklenmiş ve 9347 kez görüntülenmiştir.
Mustafa GÜNEŞ gunes.mu@hotmail.com

Kendimi bildim bileli adettendir. Türkiye ve İslam Dünyası’nda kim ki Amerika (ABD) ve İsrail hakkında bir şey söyleyecekse açılışa mutlaka küfür ve lanetle başlamak zorundadır. Yani önce 100 puanlık küfür ve lanet barajını geçtikten sonra ne söyleyeceksen söyleyebilirsin.
Bu günkü yazımız, İsrail ve Yahudiler hakkında olduğu için, okurlar lütfedip baraj işlemini içimizden yaptığımızı var sayarak okusun.
Geçenlerde Başbakan, Ortadoğu Topraklarının geçmişi hakkında bilgilenmesi için, Kılıçdaroğlu’na Falih Rıfkı Atay’ın “Zeytindağı” kitabını okumasını tavsiye etmişti. Bu vesileyle kitaba tekrar göz attığımda kitabın sonlarına doğru altını çizdiğim bir paragrafı okuyunca çizdiğim halde iyi kavramadığımı anladım. Onun üzerine bu yazıyı yazmak gereğini duydum.
Falih Rıfkı, adını vermediği bir arkadaşından aktarıyor. Şam-Kudüs tren yolculuğu sırasında ateşli ve çok konuşan Siyonist Yahudi bir gençle yoldaş olmak zorunda kalır.
Kendisi Anti Seminist ve Yahudi karşıtı olduğu için gençten rahatsız olur. Ancak gencin anlattığı bir konuya da değinmeden edemez. Tarih vermemiş. Ama anlatımdan savaşın sonuna doğru, tahminen 1917 yılıdır.
Tren Kudüs Diyarı’nın topraklarından geçerken Yahudi genç pencereden bakar ve (kitaptan aynen veriyoruz);
‘-Siz Siyonizme karşı mücadele etmekle aldanıyorsunuz, bu toprakları bizim kadar imar edemez. Çünkü bizim kadar kimse sevemez.’ Der.(Zeytindağı S.159).
Gencin söyledikleri,70 yıldan sonra İsrail Toprakları’nın bu günkü durumuyla karşılaştırdığımızda, çok daha iyi anlaşılıyor.
Demek ki insanlar bir toprağı bu kadar sever, bu kadar özler ve uğrunda yüz yıllar, hatta bin yıllarca mücadele ve savaş verirse, muradına erip üzerinde devletlerini kurdukları zaman bütün enerjisini oraları imar ve ıslah etmeye harcıyormuş. Zamanın çöl halindeki o bakımsız toprakları bu gün gerçekten Tevrat’daki “Aden Cenneti”ne benzetmişler.

ARAPLARIN KUDÜS DİYARI

Diğer yandan Arapların elindeki topraklara baktığımızda bakımsız, üretimsiz, sanki yüzyıllardır terk edilmiş, hiç insan eli değmemiş çöller görülmektedir.
Biliyorum. Okurun aklına hemen uluslar arası Yahudi Sermayesi, lobiler ve Siyonist dayanışma vs. gelmiştir.
Peki, 200 milyon civarında nüfus,20 milyon Kilometre kare gibi dev bir coğrafyada yaşayan Arap/Müslümanların sahip olduğu bunca petrol rezervi ve trilyonlarca dolar geliri nasıl açıklayacağız?
Yüz yıllardır olur olmaz ortamlarda “kutsal toprak”,”Kudüs” de “Kudüs” diye haykırdıkları bu toprakları imar ve ıslahı için neden bir fon kurmaz, neden dinlerine ve topraklarına olan saygılarını Dünyaya göstermek adına İsrail gibi imar ve ıslah etmezler?
Kaldı ki bu Arap ülkelerinin hepsi de nihayetinde birer İslam Devletidir. Yani harita üzerinde çizgilerle bölünmüş olsalar bile sonuçta hepsi Müslüman Devletler’dir. Elbette Filistin halkı yoksul, elbette topraklarını imar ve ıslaha yetecek ekonomik imkânları yoktur. Ancak diğer devletlerin buralarda yatırım yapmaları gerekmez mi?
Ama yapmıyorlar. Çünkü onların o torakları sevmek gibi bir dertleri yoktur. Onlar sadece mülkiyet ,egemenlik ve inat peşindeler.

NEDEN YAPMIYORLAR?

Sorsanız size bin dereden su getirir, bin bir neden sayarlar. Oysa bize göre temel neden hiç biri değil.
Açıklayalım:
Toplumsal kültürlerinin temeli üretimsiz, hareket halinde, talan, gazve ve yağma olan halklar bir arazi parçasına ancak saydığımız amaçlarla girerler. İslam’ın yayılma döneminden tutun günümüze kadar bu hep böyle olmuştur. İstedikleri kadar hak dinini yaymak uğruna Filistin, Suriye, Mezopotamya, İran veya Asya’ya kadar gittik desinler. Fütuhat sırasında girip geçtikleri yerlerin son çivisine kadar yağmalandığı ve uzun deve kervanları ile Devlet Merkezleri’ne taşıdığını birazcık tarihten haberdar herkes bilir.
Dolayısıyla bir arazi parçasına yağmalık alan gözüyle bakarsanız ne üzerinde bir üretim tesisi kurmak ne de toprağını imar ve ıslah etmek gibi bir endişe taşırsınız.
Çünkü sizin amacınız ne ki çapulladın o kârdır.
Onca yer altı/üstü kaynağa sahip olmalarına ve buralardan başka gidecek yerleri olmadığını bilmelerine rağmen, genetik kodlarına işlemiş binlerce yılık alışkanlıktan kurtulamamışlardır. İçlerinde bu çemberi kırmış olan Arap Devleti yok mudur? Tabii ki var. Ancak onlar da zaten genel yapıdan kopmuş oldukları için dönüp geriye bakma gereği duymamaktadırlar.
Belki de haklı olarak zor bela kurdukları sistemin genel çoğunluk tarafından bozulmasından korkmaktadır.

TOPRAK, ONU SEVENE, BAKANA YAR OLUR

Amacımız bin 500 yıllık İslam-Yahudi ve Arap-İsrail çözülmez çelişkisini tartışmak değil. Sadece mevcut objektif bir gerçeği hatırlatmaktır. Yoksa bu toprakların kimin hakkı, kimin hakkı olmadığını tartışmak değil.
Sonuç olarak bu topraklar başlangıçta kimin olursa olsun, fark etmez. Ancak mevcut durumda “vicdan” der ki; kim ki dişi, tırnağı, canı ve tüm enerjisiyle emek vermiş, onların hakkıdır.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Antalya Escort
Antalya rent acar