türkçe porno anadolu yakası escort

SUR VE YARA…


Bu makale 2016-05-24 08:18:44 eklenmiş ve 2043 kez görüntülenmiştir.
Ferat MEHMETOĞLU yaziyorum@ferat.net


Aylar sonra ilk Sur'un yasaklı olan sokaklarına girdik bugün. Bir sürü medya mensubu ile birlikte meraklı gözlerle yürüdük dar sokakları.

Öncesinden Saraykapı'da HDP Diyarbakır milletvekilleri geçerken HÜDA-PAR mensubu kişilerin esnaf olarak yuhalaması da ayrı bir not olarak düştü. İşin açıkçası HÜDA-PAR mensubu kişilerin protesto hakkı var tabi, ama bu protestodan ziyade provokasyon gibiydi.

Çünkü zırhlı polis aracı ve sivil polislerin yanında slogan atan o kişiler saldırı girişiminde bulununca polislerden herhangi bir tepki gelmedi. Gazetecilerden bazıları "işte günün manşeti" edasıyla slogan atan HÜDA-PAR’lıları çektiği için dayak da yediler. Buna rağmen polis sanki hiçbir şey olmamış gibi davranması ayrı bir tedirginlik. Sivil polis komiserine medya çalışanlarına saldırıyorlar ama siz izlemekle yetiniyorsunuz dediğimde ise "bir şey yok, biz buradayız" yanıtını aldım. Havuz medyasına yapılan saldırıyı da korumak bana kalmıştı. Ama ben gazetecilik etiği gereği bunu yapmak zorundayım.

HDP'li vekiller olayın provokasyondan ibaret olduğunu görünce yoluna devam etmesi üzerine biz gazeteciler de Sur 'un dar ve hırpalanmış sokaklarında yaşanılan çatışmanın izleri eşliğinde takip ediyorduk kitleyi. Her sokak ayrı bir perişan ve harabeydi.

Sur'a en son aylar önce yine gazeteciler olarak girdiğimizde yüzü maskeli Esedullah görünümlü kişilerce tehdit edildiğim ve bir binanın karanlık bodrumunda bekletildiğim yerden geçerken şaşkın, suskun ve kızgındım. O anlar geldi aklıma yine, bir film şeridi gibi izledim tüm detaylarıyla ama buruk ve yorgun. Çünkü öte sokaktan bir kadının feryatları karışıyordu durgunluğuma ve o kadının cümleleri unutturuyordu kızgınlığımı.

Çünkü daha çok acı çekmiş daha çok viran edilmişti yaşadığı alanlar. Diyordu ki kadın "benim yuvamı bu hale getirenlerden Allah katında şikayetçiyim. Terör terör diye diye asıl terörün benim yuvamın yıkılmasına sessiz kalan devlet yetkililerinin bizleri perişan etmelerinden şikayetçiyim. Evimde iç çamaşırlarımızı sergileyen zihniyetten, duvarımıza küfürler yazanlardan bin defa şikayetçiyim. Onlar ki benim yuvamı bu hale getirenler, dilerim kendi yuvaları da böyle olur" diye haykırıyordu. Ne vekiller ne de biz gazeteciler derman olamadık yarasına, öylece suskun kalıp talan edilmiş evini çekip çıktık.

Sol yanımızın dağlandığını hissediyorduk sokaktan sokağa geçişlerimizde ve bir yanımızda kaybolan tarihin tanıklığını yapıyorduk bin yıllardır yaşamın sürdüğü bu topraklarda. Dönüp geriye baktığımızda koca bir hiç duruyordu yıkıntıların üstünde, bir bulut gibi kara ve kirli...

Herkeste ne olacak peki bundan sonra diye bir kaygı vardı ışığını kaybetmiş gözlerde. Ya da kötüsü olursa diye sessiz ve suskun yutkunduğunda. Çünkü herkes farkındaydı kopan kıyametin ve asıl fırtınanın daha şiddetli olacağından endişeliydi. Umarım bir daha hiçbir kimsenin feryadını işitmez bu kulaklarım ve Sur bin yıllardır olduğu gibi medeniyetlere tanıklık etmeye devam eder. 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Antalya arkadaş
Antalya rent acar