antalya escort
türkçe porno anadolu yakası escort

FERİDUN YAZAR…


Bu makale 2016-06-16 02:31:26 eklenmiş ve 105270 kez görüntülenmiştir.
Mustafa GÜNEŞ gunes.mu@hotmail.com

 

 

Size 5 isim yazacağım.

 

1-Salahaddin;

 

2-Bedirhan,

 

3-Adil,

 

4-Feridun

 

5-Halil.

 

Kürtlük ve Kürt tarihine aşina olanlar bu isimleri iyi bilirler.

 

Ancak bilmeyenler için bu isimlerin kimler olduğunu kısaca açıklayalım:

 

1-Salahaddin: O’nu bilmeyen yoktur. Tarihin en büyük devlet adamı ve komutanı. Avrupalıların “Grand Saladin” dediği hükümdar. Asıl adı Yusuf’tur. Salahaddin,ona “dinin kurtarıcısı” anlamında verilen sıfattır.

 

2-Bedirhan: Botan Emiri ve devlet kurma aşamasına kadar gelmiş bir Kürt Lideri.

 

3-Adil: Tarihte iki Adil var. Biri adaleti ile “Adil” unvanı almış, Sasani hükümdarı ve Kürt asıllı Nuşirevan-ı Adil; diğeri de Salahaddin’in kardeşi Adil.

 

4- Feridun: Kawa İsyanı’nda Kawa ile beraber isyanın önderliğini yapmış ve Zalim Dahhak’ı esir alıp (ya da öldürüp ) yerine tahta geçen Kürt Lideri.

 

5- Halil (İbrahim): Her milletin bizdendir dediği Kürtlerin de “Bırayê Him” dediği Hz. İbrahim’in sıfatı ve adı.

 

Bu isimlerin Feridun Yazar’la ne ilgisi var? Diyeceksiniz. Anlatayım.

 

Hepsi de kardeş ve ağabeylerinin isimleriydi.

 

85’li yıllardı. Konuşmalar arasında biraderlerinin adları geçerdi. Her seferinde birinin adı geçtikçe ilgimi çekerdi. Hepsi de Kürt büyüklerinin adlarıydı.

 

Bir gün merak edip sordum;

 

-Başkan, erkek kardeşlerinin adları çok ilginç… Hepsi de Kürt büyüklerinin adları. Bu kadar isim tesadüf olamaz. Babanız bu isimleri bilerek mi verdi? diye sordum.

 

Bana;

 

-“Yahu Güneş çok ilginç bir adamsın. Bu güne kadar kimse böyle bir soru sormadı ve bu ayrıntının farkında olmadı. Ama hemen söyleyeyim, tesadüf değil. Babamız bize bu isimleri verdiğinde hepsinin manasını teker teker söyledi. En büyük ağabeyimizin de adı Selami’dir. Selami olduğuna bakma, aslında o da Barzani’nin idam edilen ağabeyi Abdüsselam’dır, ama nasıl olmuşsa Selami olarak nüfusa geçmiş” dedi.

 

Bunları neden anlattığımı anlamış olmalısınız. Feridun Yazar’ın Kürtlük bilinci üniversitede ya da DDKO (Devrimci Doğu Kültür Ocakları) ile değil, baba ocağından başlamıştı.

 

Babası Reşit Amca sıradan bir köylü değildi. O da Şeyh Said İsyanı sonrasında Kürt Beyleri ve ileri gelenlerine çıkarılan sürgün fermanından nasibini almış, babası Mehmet Beg’le beraber Aksaray ve Cihanbeyli’ye sürgün edilmişti.

 

Bununla da kalınmamış, ailenin hemen tamamı içerideki baskılara dayanamayıp Suriye’ye sığınmış, uzun yıllardan sonra tekrar yurtlarına dönmüşlerdi.

 

Feridun Yazar’ın anlattığına göre babası kitapları olan, okuyan ve Kürtlük bilinci olan bir Kürt büyüğü imiş. Her fırsatta ona ve ailenin diğer elemanlarına “Ne olursanız olun, Kürt olduğunuzu asla unutmayın” dermiş.

 

Nitekim okumaya Urfa ve İstanbul’a gittiğinde kendisine de aynı ikazlarda bulunduğunu söylemiştir.

 

Yani belirttiğimiz gibi Feridun Yazar mektepli değil,”çekirdekten yetişme” bir Kürt’tü.

 

CHP ve SHP’de particilik

 

Genç kuşakların çoğu bilmez. O yıllarda etkili bir Kürt Partisi veya örgütü olmadığı için DDKO kökenden gelen Kürt aydın ve politikacıları CHP (ya da SHP)’de politika yapıyordu. Dev-Genç kökenden gelen Kürtler ise CHP’ye uzak duruyor, çoğunluğu önceleri TİP (Türkiye İşçi Partisi) veya Dev-Genç içinde bulunurdu. CHP’de politika yapmak da diğer partilerdeki gibiydi. Yani her türlü aşiretçilik ve politik ayak oyunları vardı. O kurallara uymazsanız partide ilerlemenizin imkanı yoktu. Onun için Dev-Genç kökenliler her zaman uzak durmuşlardır.

 

Sonra gelişen olaylar Kürt Dev-Gençlilerle Dev-Genç’in yolları ayrıldı. Herkes kendi etnik kimliğine döndü. Biz de mecburen CHP’ye döndük. Ta ki 91’de oradan da yollarımız ayrıldı.

 

Şimdiki kuşaklar o zamanki açmazımızı pek iyi bilemezler.

 

Belediye başkanı seçiliyor

 

Anladığınız gibi Feridun Yazar da Belediye Başkanlığı’na aday gösterildiği zaman o da CHP’deki kurallara göre hareket etti. Ve sonunda aday olup kazandı.

 

Ancak gerek önceki, gerek başkanlığı sırasında, gerekse sonraki hayatında CHP’de particilik yaptığı sırada onların oyun kurallarını çok ustaca kullandı ise de Kürtlüğü konusunda asla taviz vermedi ve asla ayak oyunu yapmadı.

 

Evinin önünde delik deşik edildi. Defalarca tutuklandı, hapis yattı. Hiç bir zaman hiçbir ortamda mensubiyetini inkar etmedi, korkmadı, geri adım atmadı.

 

12 Eylül sonrası tutuklandığında Diyarbakır Ceza Evi’nde yapılan bütün işkencelere, hatta dışkı yedirilmesine (dışkı yedirilme bizzat kendi anlatımıdır) rağmen hep aynı tavırda durmayı bilmiştir.

 

Uzun yıllara varan dostluğumuzda epeyce olay ve hatıralara tanık olduk. Bunları uzun uzun anlatıp yazıyı uzatmak istemiyoruz. Merak edenler hatıralarını anlattığı “Kürt Kavşağında Bir Siyasetçi” kitabından öğrenebilirler.

 

Milletvekili olma ısrarı

 

Onu eleştiren hemen herkesin üstünde durduğu tek konu milletvekili olmak için çok ısrar ettiği, adeta bir takıntı haline dönüştüğü konusuydu.

 

Politikacıların politikada kalabilmek için en önemli motivasyon ve araçlarının iktidar hırsı olduğunu söylemeye gerek yok. Yani eğer politika yapıyorsan iktidarı kullanacak araçlara sahip olman gerekir. Bunun en yakın ve başlangıç aracı da milletvekilliğidir. Normal insanların pek faza anlayacağı bir tavır olmamasına rağmen, politikayla uğraşanların çok iyi anlayacağı bir durumdur.

 

Yazık ki milletvekili olamadı. Ancak eğer olsaydı çok iyi bir temsilci, davasından taviz vermeyen fakat barış ve denge insanı olarak çok iyi bir milletvekili olacağı kesindi.

 

Özellikle barış konusunda devletle Kürtler arasında iyi bir arabulucu faktör olacağından kimsenin kuşkusu olmasın.

 

HDP vefasızlık etti

 

Kasım seçimlerinde 6. sıradan aday gösterdiler. Bir ömrü bu konudaki mücadele ile geçmiş, bu yolda delik deşik edilmiş, defalarca hapis yatmış yaşı 70’lere dayanmış bir mücadele insanını 6. sırada göstermek büyük haksızlıktı.

 

Üstteki 5 kişiden hangisinin ondan üstün meziyetlere sahip olduğunu kim söyleyebilir?

 

Buna rağmen seçimde var gücüyle çalıştı. Hem de seçilmeyeceğini bile bile tüm enerjisini harcadı.

 

68 kuşağı tükeniyor

 

Bugün artık Feridun Yazar cisim olarak aramızda yok. Üstelik bizim kuşak birer birer gidiyor ya da gitme yolunda. Rahmetli Şerafettin Elçi’nin sık sık devlete seslendiği gibi;

 

“Barışı ancak bizim kuşakla yapabilirsiniz. Bizden sonra gelen kuşaklar ateş ve savaş içinde büyüdü barıştan anlamaz. Ne yapacaksanız bizim kuşak sağken yapın.” İkazı hala geçerli ve hala vakit geçmiş değil. Biz de ekliyoruz:

 

-“Ne yapılacaksa Öcalan sağken yapılmalı. Sonra muhatap bulmayabilirsiniz.”

 

Son söz

 

Uğurlar olsun, Sevgili Feridun Yazar. İnan bize Kürtler var oldukça unutulmayacaksın.

Sen babanın sana verdiği Feridun adının hakkını verdin. Bundan sonra Kürtler çocuklarına Feridun adını verirken her iki Feridun’un adını birden vermiş olacak.

 

 

Artık Kürtlerin iki Feridun Efsanesi var.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA