antalya escort
türkçe porno anadolu yakası escort

DİSFONİ (SES KISIKLIĞI-2)


Bu makale 2016-09-08 16:35:34 eklenmiş ve 126790 kez görüntülenmiştir.
Uz.Dr.ALİ AYDIN (Çocuk Nörolojisi)

 

SES TELİ HASTALIKLARI

-Kalıtsal motor-duysal nöropatiler

-Skapuloperoneal spinal musküler atrofi,

-Nöromiyotoni,

-Kalıtsal ağrılı amiyotrofi,

-Distal miyopati,

-Hipotiroidi,

-Myastenia Graves,

-Williams-Beuren sendromu,

-Arnold-Chiari Malformasyonu,

-ataksi+motor nöropati,

-Multisistem atrofi,

-Miyotonik distrofi,

-Göz küresi kaslarının doğuşsal tutulumu

 

A. LARİNKS BENİGN LEZYONLARI

VOKAL NODÜL

 

Vokal kord nodülleri; ses telleri üzerinde gelişen küçük şişliklerdir. Disfoni yapan patolojilerin nerdeyse yarısı vokal nodüldür. Genellikle uzun süreli olarak sesin yanlış ve kötü kullanılmasına ve aşırı zorlanmasına bağlı olarak ortaya çıkar. Çok çocuklu olup çocuklara çok bağıran annelerde ve işi gereği seslerini uzun süre eforlu kullanmak zorunda olan mesleklerde (öğretmenler, din görevlileri, ses ve sahne sanatçıları, idareciler, politikacılar, çağrı merkezi çalışanları) sık görülmektedir. Gergin, agresif kişilik ile yakın ilişkilidir.

 

Ses tellerinin yapısal özelliklerinden dolayı vokal nodül hemen her zaman kadınlarda görülür. Çok konuşan, çok bağıran gergin genç kadın hasta tipik adaydır. Vokal nodül tanısı almış bir erkek hastada tanıya şüpheli yaklaşılmalıdır. Vokal nodülün oldukça sık görüldüğü bir diğer grupta bağırma ve sık çığlık atma alışkanlıkları olan puberte öncesi erkek çocuklardır. Aynı alışkanlıklara sahip kız çocuklarında da görülebilir, ama daha azdır. Yukardaki gruplara girmeyipte nodül saptanan hastalarda öksürme ve aşırı boğaz temizleme alışkanlıkları sorgulanmalı ya da çalışma şartlarından dolayı sürekli gürültülü ortamda konuşma zorunlulukları sorgulanmalıdır.

 

Ses uzun süre ve aşırı kullanıldığında, ses teli yoğun bir şekilde zorlanmaya maruz kalır. Kuvvetli vibrasyonlar(itreşimler) vokal kord mukozasında travmaya neden olur ve travmanın en yoğun görüldüğü yerde daha fazla olmak üzere (ses tellerinin ön 1/3’ü ile arka 2/3’ünün birleşim yerinde ve serbest kenarlarında) bir doku hasarı ve reaksiyoner kalınlaşma meydana gelir. Bu doku hasarı histopatolojik olarak incelendiğinde, epitel hiperplazisi, ödem ve kapiller ağdan zengin hücre infiltrasyonu görülür. Nodül, erken evrede etrafı ödemli ve hiperemik bir lezyon şeklindedir. Yumuşak ve pembemsi görünümdedir. Hatalı ses kullanımının devam etmesi ile lezyon zamanla değişime uğrayarak fibrotik bir durum alır, sınırları keskinleşir, sert ve soluk beyaz bir hal alır. Hemen her zaman bilateral(iki taraflı) ve simetriktir. Nodülün boyutu, sesin kötü kullanıldığı süre ve şiddetle ilişkili olarak farklılıklar göstermekle birlikte genelde küçük kitlelerdir, kist veya polipteki(çıkıntılı doku) gibi aşırı büyüme görülmez.

 

Nodüllü hastada ses kısık ve pürüzlüdür, çatallanmalar vardır. Algısal değerlendirmede nefeslilik hakimdir, hava kaçağına bağlı olarak fonasyon(ses üretme) süresince azalan şiddettedir.

 

Videolaringostroboskopik (VLS) (ışık ile ses tellerinin titreşimleri yavaşlatılmış şekilde)  inceleme ile tanı rahatlıkla konur. Kum saati seklinde glottik açıklık tipiktir. Çocuklarda genelde fiberoptik endoskopik muayene gerekir. Videolaringostroboskopik (VLS) inceleme ile ayırıcı tanısıda yapılabilir. Çünkü bazı olgularda polip ve kistlerle karıştırılabilir.

 

Ses analizleri tek başına nodül tanısı koydurucu veriler ortaya koymaz, ancak muayene bulgularını destekler ve kaydedilerek takiplerde kullanılır. Kişinin ses eğitiminden ne ölçüde yararlandığını gösteren objektif bulgulardır.

 

Vokal kord nodüllerinin tedavisinde temel prensip vokal hijyen ve ses terapisinin beraber uygulanmasıdır. Erken evredeki nodüller ses terapisine çok iyi yanıt verir. Hatalı ses kullanma alışkanlıklarının ortadan kaldırılması ve doğru ses ve nefes tekniğinin öğretilmesi ile nodüller zamanla geriler. Ancak yoğun fibrozise uğramış uzun süreli bir nodülde sonuç almak çok zordur.

 

Cerrahi tedavi ses terapisine yanıt vermeyen (en az 3 aylık bir terapi) fibrotik nodüle sahip erişkin hastalarda uygulanır. Mikrolaringoskopi altında nodüller çıkarılır. Cerrahi sonrasında ses terapisine devam edilmelidir. Aksi halde hatalı ses kullanımı devam edeceği için nodül tekrarlar.

 

Çocuklarda yine temel prensip vokal hijyen ve ses terapisidir. 9-10 yaşından küçük çocukların terapiye uyum sağlaması her zaman mümkün değildir. Bunlarda ailenin de bilgilendirilmesi ve eğitilmesi amaçlanır. Daha büyük ve terapiye uyum sağlayabilen çocuklarda ses terapisi ile başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Şu da unutulmamalıdır ki, pediatrik vokal nodüller genellikle puberte döneminin sonunda spontan olarak kaybolmaktadır. Bu nedenle çocuklardaki nodüllerin tedavisinde cerrahinin yeri hemen hiç yoktur.

 

VOKAL POLİP

 

Vokal nodüllerden sonra en sık görülen ses teli patolojileridir. Submukozal bölgedeki kapiller kanamalara bağlı olarak, ses telinin herhangi bir kısmında olmakla beraber daha çok ön kısmının serbest kenarında ortaya çıkan, vasküler bir reaksiyonu yansıtan şişliklerdir. Çoğunlukla vokal bir travmayı (sesin hatalı ve kötü kullanılması veya aşırı zorlanması) takiben gelişir. Ses teli içinde oluşan küçük kanamalar vokal travma devam ederse polipe dönüşebilir. Hastaların çoğu erkektir ve sigara kullanımı öyküsü vardır. Sık boğaz temizleme alışkanlığı da sorgulanmalıdır.

 

Erken evrelerde hiperemik(kızarık) bir görünümde olan lezyon zaman geçtikçe soluklaşır. Kitle saplı veya geniş tabanlı olabilir. Ses teli poliplerinde klasik bulgu ses kısıklığıdır. Bazı hastalar değişken ses kısıklığından bahsedebilir. Bunun sebebi, saplı poliplerin solunum veya fonasyon(ses üretme) sırasında hareket ederek subglottik(glottis altı) bölgeye sarkması veya ses telleri arasında sıkışmasıdır.

 

Ses kısıklığı dışında sesin çabuk yorulması, sesin çatallanması, diplofoni, konuştukça boyunda ve boğazda ağrı, boğazda takılma hissi gibi şikayetler olabilir. Ses boğuktur.

 

Tanı, tipik öykü ve endoskopik muayene ile konur. Nodülde olduğu gibi polip genellikle ses telinin 1/3 ön kısmında otururlar, ancak nodülden farklı olarak tek taraflı ve daha büyük kitle görünümündedirler.

 

 

İlaçla tedavisi yoktur. Kendiliğinden veya ses terapisi ile iyileşmeleri de pek beklenmediği için cerrahi yöntemle kitlenin çıkarılması gerekir. Cerrahi tedavide, mikrolaringoskopi altında polip çıkarılır. Mukoza ile sınırlı bir rezeksiyon yapılır. Cerrahi sonrasında, sigara alışkanlığı ve hatalı ses kullanma alışkanlığının ortadan kaldırılması için ses terapisi uygulanmalıdır; aksi halde, polip tekrarlayabilir. Polipler kötü huylu kitleler değildir, kanserleşmez.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA