türkçe porno anadolu yakası escort

DİSFONİ (SES KISIKLIĞI-3)


Bu makale 2016-09-15 22:05:34 eklenmiş ve 1487 kez görüntülenmiştir.
Uz.Dr.ALİ AYDIN (Çocuk Nörolojisi)

 

REİNKE ÖDEMİ

Ses tellerinin diffüz (yaygın) polipoid dejenerasyonudur. Subepitelyal Reinke boşluğuna; bir başka deyişle mukoza ile alttaki vokal ligament arasına jelatinsi, müsinöz özellikte sıvı dolması durumudur. Çoğunlukla ödem çift taraflıdır. Konus elastikus ödemin derinlere yayılmasını önler.

 

Sesi kötü kullanma ve sigara içmeye bağlı ses tellerinin tahriş olması sonucu gelişir. Zaten tipik hasta profili de genelde sigara içen, konuşmayı seven 40 yaş üstü kadınlardır. Bu hastalığa sahip kadınlar telefonda konuşurken seslerinin erkek sesi olarak algılanmasından rahatsızdırlar. Sigara kullanmayan, sesi kötü kullanmayan kişilerde görülen Reinke ödeminde reflü, hipotiroidizm, alkol kullanımı, kronik öksürük ve boğaz temizleme alışkanlığı araştırılmalıdır.

 

Ses telleri tipik görümünü yitirmiştir, simetrik, pembemsi veya donuk renkli, şişmiş içi su dolu bir kesecik gibidir. Stroboskopik(ışık ile ses tellerinin titreşimleri yavaşlatılmış şekilde)  incelemede ses tellerinin titreşimi zorlaşmış, esnekliği azalmıştır. Reinke ödemli hastalarda ses kısık, boğuk, pürüzlü, çatallı çıkabilir ve oldukça kalın bir tondadır. Hasta ses çıkarmak için efor harcamaktan şikayet eder. Bazen sıvı birikimi, hava yolunu tıkayacak kadar yaygın olabilir. Bu hastalarda solunum sıkıntısı ve afoni görülebilir.

 

Reinke ödemi, hafif vakalarda cerrahi gerekmeden iyileşebilir. Bunun için sigara ve alkol yasaklanır, ses hijyeni öğretilir ve hatalı ses kullanımı varsa ses eğitimi, reflü problemi varsa antireflü tedavi verilir. Ses teline zarar veren bu faktörlerin ortadan kaldırılması sıklıkla yeterli olmaktadır. Ancak ilerlemiş olgularda solunum pasajını rahatlatmak ve kalınlaşmış sesin normale gelmesini sağlamak için cerrahi müdahale gerekir. Mikrolaringoskopi altında ses teli mukozasına bir kesi yapılarak lamina proprianın yüzeyel tabakasında yerleşmiş olan koyu kıvamlı jelatinöz sıvı drene edilir. Gevşemiş mukozanın fazla kısmının rezeksiyonu da gerekebilir. Cerrahi sonrası sigara kullanımına devam edilmesi veya kötü ses kullanma alışkanlığının ortadan kaldırılmaması halinde ödem tekrarlar. Bunun için, cerrahi sonrası ses terapisi uygulanmalıdır.

 

VOKAL KİSTLER

 

Vokal kistler (intrakordal kistler:ses telleri içindeki kistler) nadir değildir, benign ses patolojilerinin yüzde 10’unu teşkil eder. Genelde tek taraflıdırlar, seyrek olarak iki taraflı görülebilirler. İki taraflı olan olgular nadiren vokal nodül ile karıştırılabilir. Vokal kist hem erişkin, hemde çocuklarda  görülebilir.

 

Çalışmaların bir kısmında cinsiyet yönünden özellik saptanmazken, bazı çalışmalarda kadınlarda daha fazla olduğu, çocuklarda ise erkek çocuklarda fazla görüldüğü saptanmıştır. Ayrıca hastaların çoğunun sesini yoğun kullanan kişiler olması dikkat çekmektedir. Bu durum vokal kist oluşumunda sesin hatalı kullanımı gibi birtakım tetikleyicilerle epitelyal hücrelerin sonradan submukozal alana invajine(geçmesi) olması teorisini destekleyicidir. Geçirilen bir ses cerrahisi sonrası iyileşme değişikliklerine bağlı olarak da bu invajinasyon(iç içe girme) olabilir. Ya da submukozal bölgede konjenital olarak kalan epitel hücre artıkları kiste yol açabilir. Ya da minör tükrük bezi bezlerinin tıkanması sonucu sekresyon birikmesi nedeniyle vokal kist oluşabilir. Sonuç olarak hala vokal kistlerin patogenezi ile soru işaretleri devam etmektedir.

 

Vokal kord kistleri, hemen tamamen Reinke aralığında (mukozanın altında lamina proprianın yüzeyel tabakasında) yerleşen ince duvarlı içi seröz veya müköz içerikli sıvı dolu soliter yapıda kitlelerdir. Lamina proprianın yüzeyel tabakasında herhangi bir yerde görülebilmekle beraber, sıklıkla orta 1/3’lük bölümünde, alt, üst veya serbest kenarda gözlenir.

 

Mukus retansiyon kisti ve epidermoid kist olmak üzere 2 tipi vardır. Bunlar histopatolojik incelemede içerik ve hücre duvarı olarak farklılık göstermektedir. Epidermoid kistlerde kolesterol kristalleri, keratin gibi epitelyal döküntülerin birikimi vardır. Bu nedenle bazen keratin kisti, epitelyal inklüzyon kisti gibi terimlerde kullanılmaktadır. Epidermoid kistli hastalarda doğuştan bir neden ya da hatalı ses kullanımı gibi sonradan gelişen bir neden aranır. Mukus retansiyon kistleri ise spontan olarak da gelişebilir ve bu bölgedeki müköz karakterli minör tükrük bezlerinde oluşan tıkanıklık sorumlu tutulmaktadır. Vokal kordların serbest kenarında bez bulunmadığından dolayı mukus retansiyon kisti bu bölgede görülmez, ,ancak vokal(ses) kord(teli) dışında larinksin diğer yapılarında da (aritenoid, ventriküler fold(kıvrım), ariepiglottik kıvrım, epiglot) görülebilir. Bunlar çok nadiren aşırı büyüyerek (özellikle çocuklarda doğuşsal kistler) hava yolu tıkanıklığına yol açabilirler.

 

Hastalar ses kısıklığı şikayeti ile başvururlar. Belirtiler ses teli nodülünde görülen yakınmalara benzer. Ses kısıklığı, sesin zayıf çıkması, çatallanması ve konuşurken çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşılaşılır. Bir kısmında çocukluktan beri olan ses kısıklığı varken, bir kısmında son birkaç yıldır yavaş ilerleme gösteren ses kısıklığı vardır.

 

Stroboskopik inceleme(ışık ile ses tellerinin titreşimleri yavaşlatılmış şekilde inceleme)  ayna veya endoskopik muayenelere göre daha doğru sonuç verir. Stroboskopik incelemede glottal açıklığın asimetrik olduğu görülürken, nodül için tipik olan kum saati seklinde glottik açıklık görülmez. Vokal kistlerde mukozal dalga; diğer benign ses teli lezyonlarına kıyasla daha fazla etkilenmektedir. Stroboskopik incelemede (ışık ile ses tellerinin titreşimleri yavaşlatılmış şekilde inceleme)  mukozal dalgaların azaldığı hatta lezyonun üzerinde tamamen kaybolduğu (asimetrik ve aperiodik(periyodik olmayan) dalga) gözlenir. Ayrıca ses teli serbest kenarında düzgünlük bozulmuş ve glottik kapanma defekti vardır. Ses analizleri tanıyı destekleyici ve takiplerde gereklidir. Ameliyat öncesi ve sonrası analiz yapılarak cerrahinin başarısı değerlendirilebilir. Bir diğer önemli hususta intrakordal kistler(ses teli içinde kistler), skar(yara izi) ve sulkus vokalis(ses telleri üzerindeki oluk) gibi başka bir patolojiyle birlikte bulunabileceği için stroboskopik incelemede gözden kaçabilir. Çünkü tedavi edilmemiş kistler defalarca rüptüre olarak tedavisi çok daha zor olan skarlaşmaya(izlere) veya sulkusa(çukurlaşmaya) neden olur.

 

Vokal kist tedavisi cerrahidir. Vokal kistler; cerrahi uygulanmadan yapılan ses istirahati, ses hijyeni, ses terapisi gibi cerrahi dışı yöntemlerden fayda görmezler. Ancak ameliyattan sonra yeniden kist oluşumunu engellemek için cerrahi tedavi uygulanmalıdır.

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi