türkçe porno anadolu yakası escort

ÜLKE AHVALİNDE DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK…


Bu makale 2016-11-21 10:43:16 eklenmiş ve 2074 kez görüntülenmiştir.
Ercan AKKAR ercanakkar21@hotmail.com


Geçen hafta Türkiye’de değildim. Önceden planlanan İtalya seyahatine çıktım. Uzun süreden bu yana kısa da olsa tatil yapma ve kaba tabirle kafayı dinleme fırsatı buldum.

Dönüşte sizlerle, Roma ve Kuzey İtalya’nın Toskana Bölgesi ve Rönesans’ın başkenti Floransa’nın (Firenze) güzelliklerini paylaşacaktım. Dolayısıyla uzun bir aradan sonra karamsar yazılardan sıyrılıp, güzel bir yazı yazma fırsatı bulacaktım.

Ama ne mümkün… Gelir-gelmez ayağımın tozuyla kendimi olayların ve tartışmaların tam ortasında buldum. Durum böyle olunca güzellikleri yazmak yine ikinci plana düştü. Fakat yazımın sonunda Roma ve Floransa’dan kısa da olsa birkaç satırla bahsedeceğim.

Dediğim gibi ülke maalesef bıraktığımız gibi. Tartışmalar yine kutuplaşma üzerine, yine safları sıkılaştırmak ve gerçek gündemi değiştirmek için yaratılan suni gündemlerle dolu. Bu tartışmaların içinde olmamak adına daha önce defalarca yazdığım ne ‘cinsel istismar’, ne ‘başkanlık ve anayasa tartışmaları’ ne de ‘siyasetteki kısır çekişmelere’ gireceğim.

Daha önemli bulduğum ve yeterince gündeme getirilmediğini, getirmek isteyenlerin ise, sesini duyuracağı platform bulamadığını düşündüğüm Siirt’in Şirvan ilçesine bağlı Maden köyündeki, resmen geliyorum diyen heyelan faciasından söz etmek istiyorum. Çünkü o madenin açılış töreninde bende bulunmuştum.

2004 yılında Sabah Gazetesinin Diyarbakır Bölge Müdürlüğünde çalışıyordum. O dönem Sabah Gazetesinin sahibi Ciner Holdingin Başkanı Turgay Ciner’di. Ciner, tam tüccar zihniyetli biriydi. Onun için önce para kazanmak geliyordu.
Özelleştirilen Siirt’in Şirvan ilçesi Maden köyündeki bakır madenini yanlış anımsamıyorsam 50 milyon dolara çok iyi şartlarda satın almış ve açılışını da dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, kalabalık bir grupla yapmıştı.

Madenin bulunduğu bölgeye ve çalışma koşullarına bakınca iş kazalarına, özellikle de heyelanlara açık olduğunu görmek için uzman olmaya gerek yoktu. Zaten orada bulunan birçok kişinin, bu tür kazaların kaçınılmaz olacağını o günden düşük sesle dile getirdiğine şahit olmuştuk. Ki bugüne gelinceye kadar da pekte gündeme gelmeyen sayısız olay oldu. Hatta 3 ay önce yaşanan heyelanda 3 işçi yaralanmıştı.

Son olayın yaşanmasıyla 16 işçi onca toprağın altında kaldı. Yazıyı kaleme aldığımdan bu işçilerden 6’sının cesedine ulaşıldı. 10 işçi halen toprak altında. Ciner’in medya grubu konuyu fazla gündeme getirmemeye gayret etti. Gerçi diğer medya grupları da konunun üzerine gitti diyemeyiz ya… Ama Ciner grubu olayı tamamen aşırı yağışlara bağladı.

Konuyla ilgili objektif tespitler ortaya koyanlarda oldu elbette. Ama dediğim gibi sesleri duyulmadı. Bende bunlardan birkaç örneği sizlerle paylaşmak istedim.

Jeoloji Yüksek Mühendisi Ümit Işık, bakır madeninde yaşanan kazanın gerekli önlemlerin alınmamasından kaynaklandığını söyleyerek, ‘Maden faciaları bir kader değil, kazadır. Maden köyünde yaşanan facianın şev kaymasına bağlı geliştiğini ön değerlendirme olarak verebiliriz. Burada şevin geometrik yapısı, yeraltı suyu durumu, kayaç yapısı ve süreksizlikler buna etki etmiştir’ dedi.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği de, olayla ilgili bir ön rapor hazırlayıp kamuoyu ile paylaştı. Raporun en önemli gördüğüm maddesi şöyle diyor: ‘Küresel politikalar nedeniyle uygulamaya konulan özelleştirme, taşeronlaşma, rodövans vb. gibi kar amaçlı uygulamalar; kamu madenciliğini küçültmüş, kamu kurum ve kuruluşlarında uzun yıllar sonucu elde edilmiş olan madencilik bilgi ve deneyim birikimini dağıtmıştır. Yoğun birikim ve deneyime sahip olan kurum ve kuruluşlar yerine üretimin, teknik ve alt yapı olarak yetersiz, deneyim ve uzmanlaşmanın olmadığı taşeron firmalara bırakılması, buna ek olarak kamusal denetimin de yeterli ve etkin bir biçimde yapılamaması iş kazalarının artmasına neden olmaktadır.’

CHP İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları İnceleme ve İzleme Komisyonunun raporundaki en çarpıcı tespit ise şöyle: Göçüğün olduğu bölgede heyelan öncesi çatlaklar oluştu. Bu çatlaklar tehlike arz ettiği için iş yeri yetkililerine bildirildi. Ancak bir önlem alınmadı. Faciaya aşırı kar hırsı ve taşeronlaşma neden olmuştur.’

Bir hafta ülkeden uzak kaldık. Gördük ki, ülke ahvalinde bir değişiklik yok. Bizde bıraktığımız yerden devam ediyoruz. Sonumuz hayrola…

Yukarıda da belirttiğim gibi birkaç cümle ile Roma ve Floransa’ya değinmek istiyorum. Roma’da tarihi doku çok iyi korunmuş. Roma; Kolezyum’dan İspanyol Merdivenlerine, Aşk Çeşmesinden Navona Meydanına, Pantheon’dan Vatikan'a, cadde ve sokaklarından kafelerine, şık giyinen kadın ve erkeğinden trafik sorununun çözümü için kullanılan küçük otomobillerine ve müziğine kadar harika bir kent.

Bir sanat kenti olan Floransa ise, Rönesans'ın yani Yeniden Doğuşun başkenti olmasını her taşı, her sokağı, her caddesi ile fazlasıyla hak ediyor.


Sevgiyle kalın.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Antalya arkadaş
Antalya rent acar