antalya escort
türkçe porno anadolu yakası escort

REFERANDUM VE KÜRT SORUNU


Bu makale 2017-03-14 16:56:03 eklenmiş ve 1575 kez görüntülenmiştir.
Faraç ÇOBANOĞLU f.cobanoglu@gmail.com

 

 

Türkiye’de cumhuriyetle yaşıt olan bir Kürt sorunu olagelmiş ve günümüze değin öznel dinamikleriyle bu sorun kendi çözümünü hemen her dönemde dayatmıştır. Hiç şüphesiz Kürt sorunu toplumsal boyutuyla hak talepli bir sorun olarak varolmuştur. Olmaya devam mi edecek yoksa bu sorun bir çözüm mü bulabilecek?

 

Elbetteki bu soruların cevabını zaman gösterecek ancak çözüm bulabilmesi için Kürtlerin yaşadıkları coğrafyada ulusal çapta bir birliğe ihtiyacı vardır. Ancak gelinen noktada durum oldukça karma karışık bir hal almıştır. Bu karışıklığın uluslararası bir boyutu da vardır kuşkusuz.

 

Siyasal bir sorun olan Kürt sorununun elbette çözümü de siyasaldır. Siyasal çözümün aktörleri ise Kürtleri temsil eden siyasal şahsiyetlerdir. Bu aktörler son yıllarda HDP çatısı altında Türkiye Cumhuriyetini yöneten iktidarla çözüm sürecinde rol aldılar. Türkiye Cumhuriyeti tarihine bakıldığı zaman hiçbir dönemde Kürtleri temsilen politika yapan bu aktörler iktidara ortak olma fırsatını, 7 Haziran seçimlerinde yakaladığı fırsat gibi yakalamamışlardır. Daha açık bir ifadeyle, HDP 80 milletvekili kazanarak TBMM’ye girmeyi başarmış ve Kürt sorununun siyasal çözümü adına önemli bir güç olmuştu. Ancak ne yazık ki bu güç ve bu fırsat heba edildi. Adeta 7 Haziran sonrasında yaşanan “hendek” süreci Kürt siyasi gücünü yok etti. Şu aşamada Kürtler siyasal bir müzakere yapma gücünden yoksun durumda.

 

Kürtlerin durumu böyle iken Türkiye Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile 16 Nisan’da referanduma gidiyor. Referanduma giden süreçte Kürtlerin hali perişan, tabiri caizse. Genel olarak bakıldığında referanduma giderken Kürtler üç gruba bölünmüş durumda.

 

1-Toplumsal çıkarlarını mevcut iktidarın yanında yer alarak koruyan Kürtler,

2- Siyasal duruşunu Kemalist blokta gösteren ve çözümü burada arayan Kürtler ve onların politik temsilcileri

3-Bu grupların dışında yer alan ve 16 Nisan’da oy kullanmak istemeyen ve bu duruşlarını kamuoyu ile paylaşan bazı siyasi Kürt partileri,

 

Böyle bir manzara gösteren Kürtler nasıl bir siyasi güç olabilir? Böylece bir güç beklemek ham hayal dışında bir anlam ifade etmez.

 

Türkiye’de durum böyle iken Suriye’de de Kürtlerin yaşadığı durum daha bir içler acısı. Bölünme tablosu bu coğrafyada daha da berbat. Burada Kürt halkı adına siyaset yapanlar birbirlerine saldırıyor, gözaltına alıyor vs…

 

Irak’ta ise Kürtlerin durumu sanıldığı kadar iyi değildir. Federal Kürdistan’da yıllardır meclis çalışmıyor veya çalıştırılmıyor. KDP ve YNK Kürtlerin bağımsız devlet ilan etme gibi hayati siyasal konuda bir türlü anlaşamıyor. Burada da siyasal çatlak derinleşmiş durumda.

 

İran’da ise Kürtlerin durumu daha bir içler acısı. İran yönetimi kimi Kürtleri kontrolü altına almış, yönetiyor; kimi Kürtleri asıyor darağaçlarında ve bu anlamda süreç İran lehine işlemeye devam ediyor.

 

Batının İnsan Hakları Beşiği Boşa Sallanıyor

 

Önemli bir Kürt kesimi umudunu Avrupa’ya bağlamış durumda. Avrupa ülkelerinin Türkiye ile olan çelişkilerinde Kürtleri malzeme olarak kullandığı bir gerçek. Fakat bazı Kürt çevreleri için Avrupa özgürlükler yuvası, insan hakları beşiği anlamına geliyor. Kimyasal silahlar da dahil olmak üzere her türlü silahlarını özellikle Ortadoğu coğrafyasında Araplara, Türklere, Kürtlere veya farklı dinsel-mezhepsel inançlara mensup topluluklara karşı kullanmıyor mu? Ufak bir panik anında insanlara karşı at ve köpek ile saldıran Hollanda örneğinde olduğu gibi günümüz itibarıyla Avrupa’nın insan hakları beşiği artık boşa sallanıyor. Saddam Hüseyin’in bir oğlu vardı, adı Uday. Onun iki aslanı vardı ve “suçlu” buldukları Kürdü bu hayvanlara parçalatıyordu, o da bu manzara karşısında keyifleniyordu elbette! Biri köpek saldırtıyor diğeri aslan saldırtıyor ne fark eder zihniyetten?

 

Referanduma giden sürece bakıldığında Türkiye’de Kürtler devlet düzeniyle şu veya bu şekilde bütünleşmiş durumda. Bu realite, bize artık Kürtler düzen sınırları dahilinde bir çözüm istiyor.

 

Ortadoğu’da Araplar, Acemler, Türkler ve Kürtler başta olmak üzere bütün halklar adına siyaset yapanlar kendi aralarında çözüm bulmalılar. Onları birbirine kırdırtan sözüm ona “Özgürlük Havarileri” Avrupa ve batıdan çözüm beklemek kuru bir hayaldir. Sittin sene bekleseniz de bir çözüm çıkmaz onlardan.

 

Saygıyla…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
GSS Borç Sorgulama
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi