antalya escort
türkçe porno anadolu yakası escort

HASRETLE YOĞRULAN ŞEHİR, DİYARBAKIR….


Bu makale 2017-05-05 15:55:54 eklenmiş ve 1345 kez görüntülenmiştir.
Bayram YAŞLI bayramyasli@gmail.com

 

Uzun bir süre oldu, hem de çok uzun. Medeniyetin beşiği, dinlerin, dillerin, renklerin hoşgörü sembolü, kadim toprağım, memleketim Diyarbakır’a uğramayalı. Öyle uzun bir süre dediysem de topu topu bir yıl. Ama siz gelin onu bana sorun, nasıl da dayandın bunca hasrete, diye diye kendimi yedim bitirdim. Hiç aklımdan çıkmadı ki, ne yapayım o da benim zaafım.

 

Artık dayanacak ne takatim, ne de gücüm kalmıştı. Bir sabah uyandım ve evdekilere ‘’Ben Gidiyorum’’ aval aval suratıma baktı ev ahalisi, ‘’nereye, hayrola’’ demelerine kalmadan, memleket hasreti beni tüketmeden, kadim toprağıma dedim ve oğluma bana internetten bilet almasını söyledim.

 

Nihayet, hasret gidermenin anı yavaş, yavaş yaklaşıyordu ve bir sabah uçağa atladığım gibi kendimi Diyarbakır’ın kucağına bıraktım. Toprağa bastığım an, inanın ki, vücut kimyam değişmeye, ruh halim alabora olma sinyalleri vermeye başlamıştı bile. Taksiyle şehre doğru ilerlerken, şoföre, ‘‘ bir sigara içebilir miyim?’’ dediğimde, ‘’İç abey, iç’’ … Demesibile anlamlar yüklü bir mesaj niteliğindeydi.

 

Artık dostlarla buluşma vakti, şehrin fısıldayan taşlarının anlatmak istedikleriniduymayı ve sokaklarında tur atmanın zamanı gelmişti. İlk turumuzu Mardin Kapı güzergâhını izleyerek başladık. Diyarbakır’ın önemli tarihi yapılarından olan ve bir süre önce Baro Başkanı Tahir Elçi’nin hain bir suikast sonucu yaşama veda ettiği Dört ayaklı Minarenin bulunduğu alana geldiğimizde, polis barikatı ve brandalarla kapatıldığını görmekle ‘’Ah’’ çekmem bir oldu.

 

Geziyoruz ama ben bir yandan arkadaşlarımın anlattıklarına kulak kesilirken, diğer taraftan da çevremde yürüyen insanların ruh hallerini yüreğimin derinliklerinde hissetmekten kendimi alamıyordum. Yürüyüş boyunca tanıdık bir tek simaya rastlamadım dersem inanın ki, yalan olmaz. Ne çok insan var bu şehirde, hepsi yürüyor, sadece yürüyor.

 

Saray Kapı ’dan Hazreti Süleyman Türbesi’ne  doğru ilerlerken, mahşeri bir kalabalığın oluşturduğu kuyruğun nedeni de az sonra anlaşılacaktı. Türbeyi ziyarete gelenler kimlik kontrolünden geçtikten sonra, alana alınmaları da ayrı bir sorun. Adeta sınır kapılarından geçişlere taş çıkartırcasına yapılan sıkı kontroller polislerle vatandaş arasında da tartışmalara neden oluyordu.

 

Çevre düzenlenmesi güzel olmuş, eski Adliye sarayı ve cezaevi de restore edilmiş, Roma dönemine ait olduğu belirtilen Saint George Kilisesi de gün yüzüne çıkarılarak, adeta yeniden inşa edilmiş bir görüntüyle ziyarete açılmış. Kalabalığı yara yara çevredeki gezintimizi sürdürürken, Surların üzerinde biriken kalabalığın adeta söz birliği yapmışçasına aynı noktaya odaklanarak, el kol işaretleriyle bir birlerine bir şeyler anlatmaları dikkatten kaçmıyordu. Biz de surlara çıktık, insanların merakla baktığı noktaya gözlerimi kaydırırken ünlü Kurşunlu Camii’nin adeta boynunu bükmüş, kendisine bakanlara mesaj verircesine hüzünlü duruşu yürek yakan cinstendi. Binlerce evin, sokağın, bulunduğu alan sanki birileri onu inadına tarihten silercesine yerle bir edilmiş halini insanın içine sindirmesi kolay değil.

 

Evet, değil sindirmek kabullenmek bile insan olmanın, insanca yaşamanın erdemlerine aykırı. Aykırı çünkü o mahallelerde tarih var, çünkü o mahallerde Diyarbakırlı olmanın gururu var, çünkü o mahallerde insanlara fısıldayan taşlar, sokaklar var, Kiliseler ve Camilerden aynı anda yükselen ilahi sesler var, var da var…

 

 Tarihinin vazgeçilmezi olan Sur’un bir kısmı yok artık. Hüzünlenmek basit kalır, gözlerimden akan damlaları arkadaşlarımdan saklarcasına sürekli yer değiştiriyorum.  Daldım, hem de çok, inanın ki, bu anı görmek, yaşamak ölümden de beter. Çünkü Diyarbakır halkı bunu hak etmiyor, onlar tarihlerinin yaşam biçimlerinin yok edilmesini içlerine sindiremezler, sindirmelerini beklemek de, bazılarının kursağında kalır.

 

TOKİ, yeni yerleşim alanları inşa etmek için çalışmalara başlamış, rant ekonomisi belirli güçlerin denetimi altında alabildiğine hızlı yürüyor. Ama evleri yakılıp, yıkılan insanların burada mülk edinmeleri yok gibi. Zaten istenen de bu değil mi. İnsanları yaşam biçimlerinden koparmak, nefes alışına bile izin vermemek, tarihine yabancı kılmak. 

 

Kusura bakmayın zamanınızı aldığımın farkındayım, ama ne yapayım, benim hasretime biraz da sizin ortak olmanız adına içimi sizlere açıyorum. Yaklaşık bir hafta kaldığım memleketimde hasret giderdim mi diye sorarsanız elbette ki hayır. Çünkü Diyarbakır hasreti içinde bin bir anlam taşıyan bir hasret. Hani Ahmet Arif ‘’Hasretinden Prangalar Eskittim’’ der ya işte aynen böyle bir şey…

 

Konu Ahmet Arif’ ten açılmışken bu anımı da anlatmadan geçemeyeceğim. Kendisine uğramadan, şiirlerinden bir satır yad etmeden dönmek olmaz diye Ahmet Arif Kültür Müzesi’ nin kapısından içeri girerken, tam karşınızda kendisinin size ‘’Hoş Geldin’’ dercesine bir portresiyle karşılaşıyorsunuz. Müze odasına girdiğimde şok oldum, göğsüm sıkıştı, yuvasından fırlayacakmış hissiyle hemen boş bulduğum bir sandalyeye çöküverdim. Ne oldu da ben bu atmosferin içinde nefes alamaz hale geldim, biraz soluklandıktan sonra, masa başında bilgisayarla uğraşan bir genç yanıma geldi, nasıl olduğumu, su isteyip istemediğim sordu. Gözlerimi beni kahreden iki fotoğrafa dikerek, genç adama bunların burada ne işi var diye çıkıştım. Genç önce anlamadı, parmaklarımla ihanet çemberinin halkalarından biri olan kendisine Gazeteci-Yazar diyen HakkâriliMuhsin Kızılkaya ile şoven düşünceleri pik yapmış Ahmet Kabaklı’nın resimlerini işaret ettim. Bu resimleri kim, neden koymak istesin buraya. Ahmet Arif’ in yaşamını prangaya vuranlar, bununla yetinmemiş ruhuna da mı zulmetmek istiyorlar.

 

Görevli genç, boynunu büktü, sadece iki cümleyle, ‘’Bu resimlerin özellikle buraya konması istendi’’ Bu söz üzerine, kendimi hemen dışarı attım ve yüksek bir sesle lanet olsun, lanet olsun, lanet olsun diye haykırmaktan kendimi alamadım.

 

Tarihine, sahip çıkan, ondan beslenen, yaşam biçimini ondan ilham alarak hayata geçiren halklar, medeniyetin sembol halkaları arasındaki yerini koruyarak, çağdaş dünya ile bütünleşebilir.

Sevgiyle…

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA