türkçe porno anadolu yakası escort

TÜRK TİPİ SİYASET…


Bu makale 2017-05-07 21:25:47 eklenmiş ve 2820 kez görüntülenmiştir.
Bayram YAŞLI bayramyasli@gmail.com

 

Türkiye’de siyaset hep toz duman. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana hep böyleydi, böyle sürerek bugünlere gelindi. Siyaset sahnesi kişilere odaklı geliştiği için, tepede olan ve koltuğa saplanıp kalan genel başkanların tutumuna bağlı seyir izliyor, izlemeye de devam ediyor.

 

Türk siyasi tarihinde sahneye çıkan partiler, CHP, DP, AP, RP, DYP, ANAP ve AKP’de (İrili ufaklı partileri saymaya gerek yok) durumlar ve gelişmeler hep aynı paralelde. Lider ve çevresi gündem yaratır, gündemin gelişmelerine göre pozisyon alınır ve tartışmalar günler, haftalar ve aylar sürer. Bu hep yapıla gelinen klasik Türk tipi politikadan başka bir şey değil.

 

Fazla gerilere gitmeye gerek yok. Hepimiz birazcık hafızamızı süzgeçten geçirirsek ne demek istediğimi rahatlıkla anlamış oluruz. Bu nedenle, derinlere demir atmak yerine, sıcak gündemi irdelemek en doğrusu. Özellikle son 15 yıla baktığımızda, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin sistemle olan sorununu belirli bir aşamaya getirmek için hep gündemi sıcak tutmaya, kitlelere verdiği mesajın kalıcılığını sağlamaya yönelik geliştirdiği manevralar tutmuşa benziyor. Öyle ki, referandum sonrası gelişmelere bakıldığında, yine lider sultası istediğini elde etmiş ve gelişmeleri kendi geliştirdiği platforma çekmeyi başarmıştır.

 

Yeni sistemle birlikte özellikle AKP ve CHP eksenindeki gelişmeler birçok şeye gebe gibi gözüküyor. Özellikle Recep Tayip Erdoğan’ın, 21 Mayıs Pazar günü yapılacak Adalet ve Kalkınma Partisi 3. Olağanüstü Büyük Kongresi’nden sonra partisinin başına geçmesiyle, vitrinde yapacağı değişiklikler şimdiden gündemi oluşturmuş. Bununla yetinmeyen Erdoğan, belediyelerden, il, ilçe teşkilatlarından hatta mahalle yapılanmalarına kadar büyük bir temizliğe girişeceği gün gibi ortada. Bunları yapacak, yapmak zorunda. FETÖ ile ilişkilendirilmiş ve partisinde halen varlığı bilinen isimler tek tek uzaklaştırılacak ve siyasi arenanın dışına itilmesine çalışacak. Yani partide büyük bir temizlik ve değişim kaçınılmaz olacak. Bununla birlikte Türkiye siyasi tarihinin alışık olmadığı yeni sistemde, ‘Tek Adam’’ dönemi artık hızlı bir dönüşümle hayat bulmaya çalışacak.

 

Ama burası Türkiye, neyin nerede, nasıl gelişeceğini kestirmek pek mümkün olmayabiliyor. Klasikleşen ‘’Siyasette 24.00 saat uzun bir süre’’ sözü hiç de yabana atılan bir deyiş olmadığını hep birlikte görüp, yaşayacağız.

 

Peki, Ana Muhalefet Partisi CHP’ de durum ne eksende seyir izliyor. İşte asıl irdelenmesi gereken de bu aslında. Çünkü Türkiye’de kökü Cumhuriyetin kuruluşuna dayanan CHP’ de sular hiç durulmadı, durulmaya da niyeti yok gibi. Referandumda, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra, Deniz Baykal ve Muharrem İnce de, meydan meydan dolaşan isimlerin başında geldi. Hele Deniz Baykal’ın, yaşına rağmen, alanlarda gösterdiği performans unutulur gibi değil. Muharrem İnce ise olası bir kongrede, genel başkanlık hayali depreşmiş, ‘’Ben hazırım’’ deme moduna geçmiş bile.

 

Ama bunlar mı sadece. Ebetteki hayır. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) de, her dönem birileri hesap kitap içinde olduğu bilinen bir gerçek. Özellikle Deniz Baykal’ın bir kaset skandalıyla genel başkanlığı bırakmak zorunda kalışından bugüne dek, parti içi yapılanmada hiçbir dönem geri planda kaldığı söylenemez. Dönem dönem, ortaya çıkan Baykal, bir iki flaş söylemle CHP’nin gidişatına yön vermesi olagelen bir davranış… Referandum sonrası, 2019 seçimlerine şimdiden müdahil olması da bunun bir göstergesi değil mi? Baykal’ın yeni hayalini süsleyen Cumhurbaşkanlığı seçimine gidilen yolda, Kılıçdaroğlu’nu sıkıştırması, Meral Akşener ve Ahmet Türk üzerinden mesaj vermesi, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e ‘’Hayır’’ bloğunun ortak adayı olabilir gibi açıklamaları Türk Tipi Siyasetin öngörülerinden sadece bir kaçı. Baykal, bunu hep yapıyor, yapmaya da devam edecek. Sonuç alır mı, orasını kestirmek şu an soru işaretleriyle dolu.  Ama benim bildiğim Baykal, bu tür atraksiyonlarla gündemi hep sıcak tutmaya çalışacak, ama öyle ama böyle kafasının arka planındaki politik manevralardan bir şekilde yararlanmasını başarabilecek bir karakter.  Bekleyip göreceğiz. 

 

Peki, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu nasıl bir rota izliyor. O da, partinin içine fitili çekilmiş halde bırakılan bombanın patlamasını önleme girişimleri üzerine strateji geliştirmekle meşgul. Gerçekten de, CHP de, her an her şey olabilecek bir izlenim var. Muharrem İnce, alttan alta genel başkanlık için uzun bir süreden beri çalıştığı biliniyor. Başarır mı, yüzde elli, elli. Parti içindeki ulusalcı cephe Kılıçdaroğlu’ndan uzun bir süreden beri rahatsız, bunu dillendirmekten de kaçınmıyorlar. Genel Başkan Yardımcısı Selin Böke’nin ani istifa çıkışı sadece bunlardan biri. Partinin içine bırakılan bomba her an patladı patlayacak gibi.

 

Bunu önlemekle meşgul olan Kılıçdaroğlu,  ‘’Partide kargaşa çıkaranları, kapının önüne koyarım ‘’ çıkışı tam da buna yönelik bir adım. Ama olmuyor. CHP’ de sular bir türlü durulmuyor. Sol kimliği ağır basan Fikri Sağlar gibi isimlerin de bu süreçte bir araya gelme olasılığını unutmamak gerekir. CHP’ de gerçek sol kimlikli siyasetçi mi var diyeceksiniz, var ama şu an kontrol kulesinde dürbünle parti içi gelişmeleri izlemekle yetiniyorlar. Emin olun onlar da sahneye çıkacak ve kendi çizgilerinde ittifak arayışına girmeleri kaçınılmaz olacak. Ha bu, CHP içinde mi, başka bir siyasi alanda mı, o da gelişmelere bağlı olarak hayat bulacak. Çünkü CHP bu tür yapılanmalara gebe bir parti…

 

Kılıçdaroğlu’nun işi zor, hem de hayli zor. Şayet bu badireden alnının akıyla çıkarsa, ilk yapacağı iş bence parti vitrinini toplumsal algıyı iyi okuyan, yeni politikalar geliştiren, genç ve dinamik unsurlarla donatması gerektiğidir. Ama ne derce buna gücü yeter, o da ayrı bir muamma. Hep dediğim gibi CHP, ‘’Az olsun benim olsun’’ mantığından kendini kurtarması lazım. Aksi takdirde yeni siyasi arenada kendisine yüklenen görevlerin altında kalması kaçınılmaz bir hal alır.

 

Gönül ister ki, CHP toplumsal muhalefetteki yerini daha kucaklayıcı bir şekilde almasıdır. Referandum sürecini iyi okuması, siyasetin sadece İstanbul, Ankara, İzmir ve sahil şeridinden ibaret olmadığını algılaması ve kendinden olmayanları da sahiplenmesi ve kabul etmesinden geçtiğini üstüne basa basa korkmadan, cesurca dile getirmesidir.

Uzattığımın farkındayım, ama gündem bu eksende seyir izliyor. Az da olsa hafızalarınıza hitap ettiğimi düşünüyorum. Türkiye gündemiyle her zaman insanları şaşırtan bir ülke… Hele hele son yıllarda, Milli ve yerli milletvekili, Türk Tipi Başkanlık gibi söylemleri göz önüne getirdiğimizde, Türkiye’de ki, siyasetin de Türk tipi olduğundan dem vurmak yanlış olmasa gerek diye düşünüyorum.

Sevgiyle…

 

 

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Antalya arkadaş
Antalya rent acar