antalya escort
türkçe porno anadolu yakası escort

BU ANKET DOĞRUYSA DURUM ÇOK VAHİM (1)


Bu makale 2015-01-09 07:52:50 eklenmiş ve 3419 kez görüntülenmiştir.
Celal KUZU celal_1975@hotmail.com

Toplumun yüzde 60'ı internete sansürü doğru buluyor, yüzde 45'i hiç kitap okumamış, erkeklerin 69’u 'eşim çalışmak için benden izin almalı' diyor.
Ipsos KGM Araştırma Şirketi’nin her iki yılda bir yaptığı ‘Türkiye’yi Anlama Klavuzu’ araştırmasına göre Türkiye’de 10 kişiden altısı medya ve internete sansür uygulanabileceğini düşünüyor.
Ankete katılanların sansürden anladığı acaba nedir? Sansürden anladıkları eğer medya ve internet üzerinden insanları şiddete yönlendirilmesi ve özendirilmesi, insanlara hakareti, insanların veya toplumların onurunu rencide edecek durumlarının yayınlaması, ahlaksızlıkların ve kötü davranışların iyiymiş gibi gösterilmesi vb. durumlar olarak algılanmış ise ve bu oran yüzde 60‘larda ise durum çok vahim.
Ben istediğime hakaret edeyim, istediğime söveyim, istediğimin hakkında yalan yanlış haber yapayın, kimse bana karışmasın, kimse beni sansürlemesin. Buna da demokrasi adına özgürlük adına hakkımın olduğunu söylemem ne kadar abes bir şey değil mi? Bu tür sansürlere de karşı olanlara soruyorum? Biri sizin ve ya ailenizin veya yaşadığınız toplumun değerlerine veya inandığınız değerlere hakaret ederse ne yaparsınız?
Örnek bir olay anlatayım. 2014 Eylül ayının başında ulusal bir kanalda yayınlanan bir programda eşini tornavida ile kırk üç yerinden yaralayan kişinin kendisinin haklı olduğunu beyan etmiş ve bu o kanalda yayınlanmış. Bunun akabinde bazı STK’lar ve HDP Eş Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş 02.09.2014’te yayınlanan programı ve yayınlayan televizyonu RTÜK’e şikayet etmiş. Peki buna sansür diyebilir misiniz? Kısacası işimize gelene sansürlene bilir işimize gelene sansürlenemez dememeliyiz.
Sansürden anladıkları eğer medya ve internet üzerinden insanları şiddete yönlendirmiyor ve özendirmiyor, kısaca yukarıda belirttiğim durumların tam tersi olarak algılanmış ise ve bu oran yüzde 60 ise o zaman durum daha da vahim.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun Nisan 2013 eğitim verilerine göre Türkiye’de 15 yaş ve üzeri okuma yazma bilmeyenlerin oranı yüzde 5.08 olarak hesaplanmıştır.
Türkiye’de 15 yaş üzeri eğitim durumuna göre nüfus dağılımı ise şöyle:

Okuma yazma bilmeyen 2 milyon 784 bin 257 (yüzde 5), okuma yazma bilen fakat bir okul bitirmeyen 3 milyon 784 bin 667 (yüzde 7) insanımız var. İlkokul mezunu sayımız; 15 milyon 220 bin 28 (yüzde 28). İlköğretim diplomasına sahip olanların sayısı 11 milyon 617 bin 159 (yüzde 21). 2 milyon 849 bin 999 (yüzde 5) ortaokul veya dengi okul mezunumuz, 12 milyon 96 bin 830 (yüzde 22) lise veya dengi okul mezunumuz var. Yüksekokul veya fakülte mezunlarının sayısı 5 milyon 913 bin 187 (yüzde 11) , Yüksek lisans mezunu 416 bin 741 (yüzde 1) yani okuma yazma bilenlerin oranı yüzde 95 civarı.
-Yüce ALLAH’ın biz kullarına ilk emri Okudur.
-Sevgili peygamberimiz (s.a.v) “Okumak her kadın ve erkeğin üzerine farzdır” buyurmuştur.
-Asgari okuyan asgari ücrete talim eder. (‘Okuyun ve Zenginleşin’ isimli kitaptan)
-"İyi kitaplar okumayan adamın okumuş olmasıyla cahil kalması arasında hiçbir fark yoktur."
Mark Twain
İnsan bilgilenmek için okur, eğlenmek için okur (hiçbir eğlence kitap okumak kadar ucuz değildir), zevk için okur (hiçbir zevk kitap okumak kadar kalıcı değildir), başka diyarları tanımak için okur ( hiçbir yolculuk aracı bizi kitap kadar uzak diyarlara götüremez), meslek sahibi olmak için okur, inceleme araştırma için okur, düşünce yapısına göre okur, okur, okur…
Bir topluma okuma bilincinin verilmesinde en büyük etken Anne ve Babadır. Okuyan Anne ve Baba okuyan çocuk demektir. Okuyan çocuk demek okuyan çevre veya toplum demektir. Okuyan toplum bilinçli, ilerleyen, büyüyen gelişen ülke demektir. Kitap okumadan büyüyen çocuk susuz büyüyen ağaç gibidir. Nasıl ki susuz büyüyen ağacın meyvesi çok az ve tatsız oluyorsa kitap okumayan çocuktan da bir şey beklemem gerekir.
Tarihe yön veren toplumlara bakarsanız kitap okumaya ne kadar önem verdiklerini göreceksiniz. Kitap okumaya verdikleri önemden dolayıdır ki toplumlara yön vermişlerdir.
Gelişmiş ülkelerde kişi başına düşen yıllık kitap alımı, ortalama 100 dolar, Türkiye’de ise bu rakam 10 doların altındadır. Yani okuma yazma bilenlerin oranı yaklaşık yüzde 95. Ankete katılanların yüzde 45’i hiç kitap okumamış. Buda bizim ne kadar bilgiye yoksun bir toplum olduğumuzun göstergesi. Buda vahim bir durum.
Bu konuda örnek bir olay anlatayım. Erzurum’da kamu görevlisine hakaret eden bir çobana mahkeme tarafından bir yıl içinde 45 klasik eser okuma cezası veriliyor. Haftada bir kitap okuyup özetini çıkaran çoban cezası bittikten sonra kitap okuma alışkanlığı kazandığı için kitap okumayı bırakmıyor. Ona sorulduğunda ne gibi faydasını gördün diye. Cevaben ” Hayatımda olumlu büyük değişikler oldu. Topluma bakış açım değişti…” okumak birbirimizi daha iyi anlamamızı sağlamaktadır.
Bugünlerde birbirimizi o kadar anlamaya muhtacız ki…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
GSS Borç Sorgulama
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi