antalya escort
türkçe porno anadolu yakası escort

İNSAN ÇIĞLIĞINA KULAĞINI TIKAMA…


Bu makale 2017-05-16 16:48:48 eklenmiş ve 6350 kez görüntülenmiştir.
Bayram YAŞLI bayramyasli@gmail.com


Türkiye acı ve ıstıraplarla debelenen bir süreç yaşıyor. İnsan değerleri hiçe sayılıyor, en yüce değer olan yaşama olan tutku, adeta tekmelenmek isteniyor. Allah nezdinde, canlılar arasında en kutsalı görülen insanoğlu es geçiliyor.  Dinden, İslamiyet’ten, söz ederken mangalda kül bırakmayan siyasiler, her ne hikmetse kendilerinden olmayanların sesini duymazdan, isyanlarını görmezden gelmeyi alışkanlık haline getirmelerine artık kelimeler yetmez oldu.

 

Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK)  binlerce insan işinden edildi, ev kirasını ödeyemez, çocuklarına ekmek alamaz, eşlerinin sevgiyle yoğrulan yüreklerine seslenemez oldular. Cezaevleri tıka basa istif edilmiş insanlarla doldu taşıyor. Ne oluyor, nereye eviriliyoruz, sisteme eleştiri yöneltmek, aykırı görüşte olmak bu zulmü mü gerektiriyor. Elbette ki, hayır binlerce kez hayır…

 

Son günlerde, yürek dağlayan ve başlattıkları açlık greviyle gündemde olan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Edebiyat bölümünde araştırma görevlisi Nuriye Gülmen ile Mardin’de sınıf öğretmenliği yapan Semih Özakça’dan söz ediyorum. Başkent Ankara’nın Yüksel Caddesi'nde uzun bir süreden beri sürdürdükleri açlık grevleri kritik aşamaya geldi. Bu aşama 45 günlük sürenin hayatı tehlike aşması ve vücutta kalıcı hasar bırakacak evresi demek. Tıbben, bu sürecin tehlikeli olduğu vurgulanmasına rağmen, halen ilgililerden bir ses çıkmaması insanlık değerlerinin ne denli hiçe sayıldığını gösterir.

 

Bu meselenin çözümü çok da zor olmasa gerek. Meclis soruna el atabilir. Hatta bir Araştırma Komisyonu kurabilir ve bu iki akademisyen ile haksız ve hukuksuz olarak işlerinden el çektirilen diğer öğretim görevlileri sorununa da acilen bir çözüm yolu bulunabilir. Ama anlaşıldığı kadarıyla istenmiyor. Aslında istenmiş olsaydı, bu tür manzaraların yaşanmaması adına ciddi kararlar alınabilir ve insanların mağdur edilmemesi sağlanabilirdi.

Çağdaş demokrasilerde hukuk yolu her birey için daima açık. Bizde bunun tam tersi uygulamalar söz konusu. Hukukun kapalı kapılarını yumruklamaktan, insanlar seslerini duyuramaz hale geldi. Bunun sonucu da, bu tür eylemleri artık kaçınılmaz bir hal alıyor. Oysa hukukun üstünlüğünden, insan yaşamının yüceliğinden söz eden iktidar erki, neden bu konularda kulağını tıkamış, gözlerine perde çekmiş vurdumduymaz bir tavır sergilemeyi sürdürüyor. İşte insanı da kahreden bu ya…

 

Her geçen gün insanlık adına ne varsa yok ediliyor. İnsanların haklı çığlıkları duymazlıktan geliniyor. Bu sarmala dolanmayı anlamaktan güçlük çeker bir hale geliyoruz. Hatta öyle gaddarlaşıyoruz ki, ölümle pençeleşen bu insanlara sosyal medyada yemek resimleri göndererek, ne kadar zavallı bir ruh haline büründüğümüzü gözler önüne sermekten kendimizi alamaz bir duruş sergiliyoruz. Yazık, hem de ne yazık. Bu kadar duyarsız bir toplum olmanın acısını yüreğimizde hissedemiyorsak, yaşamdan ne anlayabiliriz ki. Bazen düşünmeden edemiyorum, acaba bu duyarsızlığı bilinçli bir şekilde mi yaymaya çalışıyorlar diye. Çünkü geleceğini insana verilen değer ekseninde ele almayan toplumların giderek ayrıştığını, bir birine yabancılaştığını ve giderek de kopma noktasına gelindiğini anlamamak ve görmemek imkânsız.

 

Gülmen ve Özakça, bu tür mağduriyete uğrayanların adeta çığlığı, sesi ve vicdanları oldular. Bu çığlığı duymak, sahiplenmek her insanın görevi olsa gerek.  Çünkü bu insanlar, hırsızlık yapmadı, cinayet işlemedi, küçük yaşta çocuklara cinsel istismarda bulunmadı. Peki, bu insanlar ne suç işlediler de işlerinden edildiler, üretken oldukları bir dönemde, kapı önüne kondular. Çok basit gerekçeler. Düşüncelerini korkmadan cesurca açıkladıkları için,  sendika üyesi oldukları için, aydın bir gelecek adına arkadaşlarına destek verdikleri için. Ne kadar vahim gerekçeler değil mi?

 

Buradan, bu köşeden kanun koyuculara, demokratik kitle örgütlerine, tüm siyasi partilere ve toplumsal duyarlılık taşıyan her bireye sesleniyorum. Bu ve buna benzer mağduriyetlerin bertaraf edilmesi için elinizi taşın altına koyun, korkmayın. Gerekirse iktidar erkiyle, bir araya gelmenin yollarını zorlayın, aksi halde ölümle sonuçlanabilen bu hak arayışlarının faturası vicdanlarımızda onarılması zor yaralar açabilir.

 

Aydınlık bir toplum yaratmanın temelinde, düşüncenin suç sayılmadığı, her bireyin kendini özgürce ifade edebildiği yarınların yaratılmasında geçer.

Sevgiyle Kalınız…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları


Basın İlan Kurumu
Arşiv Arama
- -
Anket
Güneydoğu Ekspres
© Copyright 2013 Güneydogu Ekspres. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA